Uzmanlar, özellikle geçmeyen göz kızarıklığının hafife alınmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Pterjium hakkında değerlendirmelerde bulunan Dr. Tolga Birgül, hastalığın çoğu zaman gözün buruna yakın iç kısmında belirgin kızarıklıkla fark edildiğini belirtiyor.
İstanbul’daki Acıbadem Altunizade Hastanesi bünyesinde görev yapan Birgül, hastalığın ilerleyişine dikkat çekerek şu uyarıyı yapıyor:

“Gözde et büyümesi çoğu zaman gözlerin buruna yakın iç kısımlarında yoğun kızarıklık ile fark edilir. Hastalar kendileri aynaya baktıklarında veya çevresindekilerin dikkat çekmesi ile fark ederler. Bu doku zamanla korneanın üzerine yürüyebilir ve görme alanını kapatabilir. Başlangıçta basit bir kızarıklık ve kanlanma gibi görülse de ilerlediğinde görme kaybına neden olabilmektedir. Bu nedenle geçmeyen göz kızarıklığı durumunda mutlaka doktora başvurulmalıdır”

Hastaların sıkça “gözüne kum kaçmış gibi hissetme” şikâyetiyle başvurduğunu belirten Birgül, bu durumun çoğu zaman gözde et büyümesiyle ilişkili olabileceğini ifade ediyor.

Göz eti büyümesine yol açan etkenler arasında güneş ışığı, çevresel tahriş, göz kuruluğu ve göz yapısının hassasiyeti öne çıkıyor.

Göz eti büyümesine yol açan 4 önemli etken

Uzmanlara göre pterjium gelişimini tetikleyen başlıca faktörler şunlar:

İmplant tedavisinde ‘gecikme’ kemik kaybını artırabilir
İmplant tedavisinde ‘gecikme’ kemik kaybını artırabilir
İçeriği Görüntüle
  • Güneş ışığı ve ultraviyole maruziyeti
  • Yoğun güneş ışığına uzun süre maruz kalmak hastalık riskini artırıyor.
  • Rüzgar, toz ve kum gibi çevresel tahriş
  • Açık havada çalışan kişilerde göz yüzeyinin sürekli tahriş olması riski yükseltiyor.
  • Kronik göz kuruluğu
  • Ekran başında uzun süre geçirilen zaman göz kuruluğunu artırarak hastalığın gelişimini kolaylaştırabiliyor.
  • Göz yapısının kuruluğa yatkın olması
  • Bazı kişilerde göz yüzeyinin daha hassas olması, dış etkenlere karşı direnci azaltabiliyor.

Belirtiler: “Gözünüzde bu değişiklikler varsa dikkat”

Gözde et büyümesinin belirtileri şöyle sıralanıyor:

• Gözde sürekli kızarıklık ve kanlanma
• Gözde yanma, batma ve sulanma
• Gözün iç kısmında kabarıklık oluşması
• Estetik olarak gözün kırmızı görünmesi
• Beklenmemiş şekilde astigmat gelişmesi veya artması

Tedavi nasıl yapılıyor?

Tedavi sürecinin hastalığın seyrine göre planlandığını belirten Birgül, her vakada cerrahinin gerekli olmadığını vurguluyor:

“Her pterjiumun ameliyat edilmesi gerekmeyebiliyor. Eğer doku uzun süre aynı kalıyorsa, stabil ise takip edilebiliyor. Ancak aktif büyüyen ve korneaya ilerleyen pterjiumlarda cerrahi tedavi gerekiyor”

Cerrahi sonrası tekrar oluşum riskine dikkat çeken Birgül, tedavinin en kritik noktasını şu sözlerle anlatıyor:

“Pterjium cerrahisinde sadece et dokusunun çıkarılması yeterli değildir. Asıl önemli olan ameliyat sonrası tekrar etmesini önlemektir. Bunun için özel cerrahi teknikler kullanıyoruz; et dokusunu çıkardıktan sonra konjonktival flep ve otogreft gibi yöntemlerle kapatmadan önce geride kalan yüzeyi elmas uçlu özel bir tur motoruyla mikro düzeyde temizliyoruz. Bu yöntemle geride kalabilecek mikroskobik dokular da temizleniyor ve tekrar etme riski önemli ölçüde azaltılıyor.”

Uzmanlar, özellikle güneş ve çevresel faktörlere maruz kalan kişilerin düzenli göz muayenesini ihmal etmemesi gerektiğini hatırlatıyor.

Kaynak: Basın Bülteni