AHBAP Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Haluk Levent hakkında yeni bir iddia gündeme geldi. Başaran Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Başaran, avukatı Fatih Erdöl aracılığıyla Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

Şikayet dilekçesinde, güncel değerinin yaklaşık 60 milyon dolar olduğu belirtilen 22 adet değerli gayrimenkulün, Haluk Levent'in de aralarında bulunduğu şüpheliler tarafından planlı ve sistematik şekilde ele geçirildiği öne sürüldü.

Avukat Fatih Erdöl dilekçesinde, "Güncel değeri yaklaşık 60 milyon Amerikan Doları bulan devasa malvarlığını haksız ve hileli yollarla ele geçirmek amacıyla son derece planlı, sistematik ve organize bir suç örgütü mantığıyla hareket etmişlerdir" ifadelerine yer verdi.

"AHBAP Derneği sayesinde kazandıkları güveni kullandılar" iddiası

Dilekçede müşteki olarak Can Başaran, Başaran Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş., Başaran Trabzon Çimento San. Tic. A.Ş. ile Bordo Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. yer aldı. Şüpheliler arasında ise Haluk Levent, Y.K. ve E.Ö.Ç. gösterildi.

Başvuruda, şüphelilerin kamuoyunda oluşan güveni istismar ederek iştirak halinde dolandırıcılık yaptıkları, E.Ö.Ç.'nin sahibi olduğu şirkete hileli devirlerle mal varlığı kaçırıldığı iddia edildi.

Avukat Fatih Erdöl dilekçesinde,

"Müvekkillerimiz, uzun yıllardır ticari hayatın içinde dürüstlük ilkelerine bağlı olarak faaliyet gösteren, ülkemize değer katan saygın kişi ve kurumlardır. Şüpheliler ise müvekkillerimizin sahip olduğu ve güncel değeri yaklaşık 60 milyon Amerikan Dolarını bulan devasa malvarlığını haksız ve hileli yollarla ele geçirmek amacıyla son derece planlı, sistematik ve organize bir suç örgütü mantığıyla hareket etmişlerdir. Bu derece ülke çapında tanınan bir ticari yapı yetkililerinin milyarlarca Türk lirasını bulan bir dolandırıcılığa maruz bırakılması, Haluk Levent ve AHBAP Derneği gibi kamuoyunda güven sağlamış aktörlerin organize bir şekilde hareket ettiğinin en açık göstergesidir" ifadelerini kullandı.

"Yurt projesi" ve yardım fonu iddiası

Şikayet dilekçesinde, 3 Şubat 2026 tarihinde Haluk Levent ile Y.K.'nin Hüseyin Başaran'ın ofisinde görüştüğü, bu görüşmede AHBAP adına üniversitede okuyan kimsesiz kız çocukları için yurt yapılacağı belirtilerek söz konusu gayrimenkullerin satın alınmasının teklif edildiği aktarıldı.

Dilekçede, ödeme konusunda ilk etapta senet önerildiği, bunun kabul edilmemesi üzerine ise taşınmaz bedellerinin ABD ve Avrupa Birliği'nden sağlanacak yardım fonlarıyla karşılanacağının ve fonların Y.K.'nin hesabına aktarılacağının söylendiği öne sürüldü.

Bu bölümde, "Hüseyin Başaran, geçmişte çok sevdiği kızını elim bir uçak kazasında kaybetmiş olmanın verdiği derin manevi hassasiyetle ve kimsesiz kız çocuklarının hayata atılmasını desteklemek gibi ulvi bir amaçla bu projeyi tereddütsüz kabul etmiştir. Görüşmeler esnasında şüpheliler başlangıçta ödemeyi senetle yapmak istemiş, ancak bu durum müşteki tarafça kesin bir dille reddedilmiştir. Bunun üzerine şüpheliler strateji değiştirerek, taşınmaz bedellerinin Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği'nden temin edilecek yardım fonları ile ödeneceğini ve bu fonların Y.K.'nin hesabına aktarılacağını vadetmişlerdir" ifadeleri yer aldı.

Tapu devirlerinin hileyle yapıldığı öne sürüldü

Dilekçede, söz konusu fonların aktarılabilmesi için taşınmazların önce Y.K.'ye devredilmesi gerektiğinin ileri sürüldüğü belirtildi. Başaran şirketlerinde uzun yıllardır çalışan ve vekaletle işlem yapma yetkisine sahip F.A.'nın bu süreçte yanıltıldığı iddia edildi.

Dilekçede, "Müvekkilin maliki olduğu binlerce taşınmazın devir ve takip işlemleri, iş yoğunluğu ve bürokratik süreçlerin ağırlığı sebebiyle, 16 yıllık çalışanı olan F.A.'ya tevdi edilmiştir. Devam eden süreçte Haluk Levent, Y.K. ve AHBAP iştirak halinde hareket ederek müvekkil çalışanı F.A.'yı kandırmış ve üzerinde ağır bir baskı oluşturmuşlardır. Şüpheliler, fon ödemelerinin yapılabilmesinin yegane yolunun taşınmazların Y.K.'yi devredilmesi olduğu, devrin gerçekleşmemesi halinde ödemelerin durdurulacağı yönünde asılsız ve hileli beyanlarla devir işlemlerini temin etmişlerdir" denildi.

"22 gayrimenkul devredildi" iddiası

Şikayet dilekçesinde yalnızca bir taşınmaz için tapu bedelinin altında ödeme yapıldığı, diğer 21 taşınmaz için ise herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediği öne sürüldü.

Avukat Fatih Erdöl, "Sadece 1 tapu için tapu bedelinin çok altında bir miktar ödenmiştir. Diğer 21 taşınmaz için hiçbir ödeme yapılmamıştır. Gerçekleşen eylemin bir dolandırıcılık faaliyeti olduğunu idrak eden F.A., müvekkil şirket yetkilisini derhal bilgilendirerek süreci gün yüzüne çıkarmıştır. Müvekkilin hiçbir talimatı ve onayı olmaksızın, şikayete konu taşınmazlar ve bunun gibi toplam 22 adet değerli gayrimenkul Y.K.'ya devredilmiştir" ifadelerini kullandı.

"Şirket yetkilileri oyalandı" iddiası

Dilekçede, taşınmazların kısa süre içinde E.Ö.Ç. ve bu kişinin yetkilisi olduğu şirkete devredildiği, Haluk Levent'in ise taşınmaz bedellerinin ödeneceğini söyleyerek şirket yetkililerini oyaladığı öne sürüldü.

Kubilay Kundakçı'nın ailesi konuştu: ‘Gencecik bir çocuğu mezara koydular!’
Kubilay Kundakçı'nın ailesi konuştu: ‘Gencecik bir çocuğu mezara koydular!’
İçeriği Görüntüle

Başvuruda,

"Sözde iyi niyetli üçüncü kişi kazanımı kisvesi oluşturmak amacıyla, taşınmazlar sadece 24 saat içinde diğer şüpheli E.Ö.Ç.'ye ve bizzat bu şüphelinin tek yetkilisi olduğu şirkete devredilmiştir. Devam eden süreçte şüpheli Haluk Levent, taşınmaz bedellerinin ödeneceği taahhüdünde bulunarak müvekkil şirket yetkililerini sürekli olarak oyalamıştır. Müvekkil şirket yetkilileri, Haluk Levent, Y.K. ve E.Ö.Ç. tarafından organize bir şekilde dolandırıldıklarını ancak medyada çıkan haberler neticesinde acı bir şekilde anlamışlardır" ifadelerine yer verildi.

Kamu davası açılması talep edildi

Şikayet dilekçesinde, Haluk Levent ve diğer şüphelilerin kamuoyunda oluşan güveni kötüye kullandıkları öne sürülerek şu ifadelere yer verildi:

"En sarsıcı ve tehlikeli gerçek, ülkemizde milyonlarca insanın güvendiği bir ismin ve derneğin bu iğrenç dolandırıcılık planına alet edilmesidir. Şüpheli Haluk Levent ve onun kurucusu olduğu AHBAP Derneği, toplumun en hassas olduğu zamanlarda yardım faaliyetleriyle ön plana çıkmış birer güven sembolüdür. Bu şahıs ve kurum, kamu kurumların bile ötesinde sarsılmaz bir kamuoyu güveni inşa etmeyi başarmışlardır. Şüpheli Haluk Levent ve diğer şebeke üyeleri, müvekkillerimizin karşısına çıktıklarında tam olarak bu sosyolojik ve psikolojik güven duvarına yaslanmış, bu itibarı kötü emellerine siper etmişlerdir."

Dilekçenin sonunda ise,

"Görüşmelerde özel olarak ve ısrarla AB'den ve Amerika'dan gelecek fonlardan para verileceğinin belirtilmesinin kurgunun ne kadar profesyonelce, ikna edici ve şeytanca tasarlandığını kanıtlamaktadır. Ortada müvekkillere devir bedeli olarak verilecek gerçek bir fon söz konusu değildir. Şüpheliler, sadece müvekkillerimizin milyarlarca liralık servetini dolandırmakla kalmamış, aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarına duyulan kamusal güveni de derinden yaralayarak toplumsal değerlere ihanet etmişlerdir. Sonradan müvekkillere yollanan bir takım cüzi ödemeler, bu büyük ihanetin, planlı hilenin ve ağır suç kastının üzerini örtmeye yetmeyecek kadar zayıf, cılız ve komik girişimlerdir" ifadeleri kullanılarak, şüpheliler hakkında organize şekilde nitelikli dolandırıcılık ve suç gelirlerini aklama suçlarından kamu davası açılması talep edildi.

Kaynak: İHA