Doğuştan kulak şekil bozuklukları, yalnızca estetik bir problem olarak değerlendirilmiyor. Kulağın görünümündeki belirgin farklılıklar ilerleyen dönemlerde çocukların gözlük veya kulaklık kullanımını zorlaştırabilirken, bazı doğumsal anomalilere işitme kaybı da eşlik edebiliyor. Özellikle okul çağında akran zorbalığına maruz kalan çocuklarda özgüven kaybı ve sosyal ortamlardan uzaklaşma gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor.

Acıbadem Kadıköy Hastanesi (Dr. Şinasi Can) Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı ve Gelişimsel Pediatrist Dr. Reyhan Tamer, doğumdan sonra fark edilen kulak şekil farklılıklarında ailelerin haftalarca beklememesi gerektiğini belirtiyor. Yaşamın ilk dönemlerinde kulak kıkırdağının daha esnek olması, bazı şekil bozukluklarının ameliyata ihtiyaç duyulmadan düzeltilmesine imkan sağlayabiliyor.

Her 5 çocuktan birinde görülebiliyor

1788933925 Reyhan Tamer

Doğuştan kulak şekil bozukluğu, dış kulağın doğumdan itibaren normal anatomik görünümünden farklı olması olarak tanımlanıyor. Yaklaşık her 5 çocuktan birinde görülebilen bu durumun hafif biçimleri yenidoğan muayenesinde fark edilmeyebiliyor.

Kulağın dışa doğru belirgin olması, üst bölümünün öne veya aşağıya doğru katlanması, kulak kenarındaki kıvrımların düzensizliği, üst bölümde fazladan kıkırdak kıvrımı bulunması ve kulak çanağındaki kıkırdağın farklı biçimlenmesi bu şekil bozuklukları arasında yer alıyor. Kulağın dar ve büzüşmüş görünmesi de doğumsal deformiteler arasında bulunuyor.

“Büyüdükçe düzelir” demeyin

Ameliyatsız kulak şekillendirme tedavisinde zamanlama büyük önem taşıyor. Tedavi açısından en uygun dönem doğumdan sonraki ilk günler ve haftalar, özellikle de ilk 1-2 hafta olarak belirtiliyor.

Yenidoğan döneminde anneden geçen östrojen hormonunun etkisiyle kulak kıkırdağı daha yumuşak, esnek ve şekillendirilebilir durumda oluyor. Hormon etkisinin azalmasıyla birlikte kıkırdak haftalar içerisinde sertleşiyor.

Bazı hafif şekil bozukluklarının kendiliğinden düzelebileceğini ancak hangilerinin kalıcı olacağının önceden kesin olarak bilinemediğini belirten Dr. Reyhan Tamer, şöyle konuşuyor:

“Ailelerin, ‘Biraz bekleyelim, büyüdükçe düzelir’ yaklaşımıyla hareket etmesini önermiyoruz. Ne kadar erken değerlendirme yapılırsa ameliyatsız tedaviden yararlanma olasılığı o kadar artar. Tedaviye geç başlandığında uygulama daha uzun sürebilir ve alınacak sonuç azalabilir. İki aydan sonra her bebek için tedavi şansının tamamen ortadan kalktığını söylemek doğru değildir; ancak yaş ilerledikçe yöntemin etkinliği genel olarak düşer”

Her kulak şekil bozukluğu işitme kaybı değil

Dış kulağın biçimiyle sınırlı olan birçok şekil bozukluğunda işitme normal olabiliyor. Ancak dış kulak yolunun gelişmediği veya dar olduğu, kulağın bazı yapılarının ise eksik geliştiği daha kapsamlı doğumsal anomalilerde işitme sorunları görülebiliyor.

Bu nedenle belirgin doğumsal kulak farklılığı bulunan bebeklerde yenidoğan işitme taramasının yapılması ve uzman değerlendirmesi önem taşıyor. Gerekli durumlarda ayrıntılı odyolojik değerlendirmeye de başvurulabiliyor.

Akran zorbalığı özgüveni etkileyebiliyor

Belirgin kulak farklılıkları, çocukların okul çağında akranları tarafından alay edilmesine veya zorbalığa maruz kalmasına neden olabiliyor. Bu durum çocukların sosyal yaşamını ve özgüvenini de etkileyebiliyor.

Dr. Tamer, bazı çocukların kulaklarını saçlarıyla kapatmaya çalışabildiğini, fotoğraf çektirmek istemeyebildiğini ve gözlük ile kulaklık kullanımında güçlük yaşayabildiğini belirterek şu ifadeleri kullanıyor:

“Çocuklarda özgüven sorunları ve sosyal ortamlardan kaçınma görülebiliyor. Bazı çocuklar kulaklarını sürekli saçlarıyla kapatmaya çalışıyor, fotoğraf çektirmek istemeyebiliyor. Gözlük ve kulaklık kullanımını da güçleştirebiliyor. Bu nedenle doğuştan kulak şekil bozuklukları sadece estetik açıdan değerlendirilmemeli; çocuğun psikososyal gelişimi de göz önünde bulundurulmalıdır”

Ameliyatsız uygulanabiliyor

Uygun vakalarda yenidoğan döneminde ameliyatsız kulak şekillendirme yönteminden yararlanılabiliyor. Kulak kıkırdağı ve deri dokusunun mevcut olduğu ancak kulağın biçiminin bozulduğu durumlarda, bebeğin kulağına uygun küçük ve hafif bir şekillendirme sistemi kullanılıyor.

Dr. Tamer, tedavi yöntemini şöyle anlatıyor:

“Kulak kıkırdağı ve deri dokusunun mevcut olduğu, ancak kulağın biçiminin bozulduğu uygun durumlarda yenidoğan döneminde ameliyatsız kulak şekillendirme yönteminden yararlanılabiliyor. Yenidoğanın kulağına uygun, küçük ve hafif bir şekillendirme sistemi kullanılıyor. Kulağın çevresine ve gerekli anatomik noktalara yerleştirilen parçalar, anatomik kıvrımları doğru pozisyonda tutarak, kıkırdağa kontrollü ve sürekli bir yönlendirme sağlıyor. Böylece kıkırdağın zaman içinde hedeflenen biçime uyum göstermesi amaçlanıyor.”

Yöntemde kesi ve dikiş bulunmuyor ve uygulamanın ağrıya neden olmadığı belirtiliyor. Uygulama yaklaşık yarım saat sürerken tedavinin toplam süresi şekil bozukluğunun türüne göre genellikle birkaç hafta oluyor.

Dr. Tamer, erken başlanan tedavilerde sürenin kısalabileceğini ve uygun hastalarda başarı oranının yüzde 90'a ulaşabildiğini belirtiyor. Ancak tedavi başarısının şekil bozukluğunun türü, tedavi yaşı ve uygulamanın düzenli şekilde sürdürülmesine bağlı olduğu ifade ediliyor.

Evde bantlama yapmayın

Ameliyatsız yöntem; belirgin kepçe kulak görünümü, kulağın üst bölümünün katlanması, kulak kenarındaki bazı kıvrım bozuklukları ve uygun daralmış kulak deformitelerinde uygulanabiliyor. Kulak dokusunun belirgin şekilde eksik olduğu yapısal anomalilerde ise aynı başarı beklenmiyor.

Varis konusunda ezber bozan uyarı
Varis konusunda ezber bozan uyarı
İçeriği Görüntüle

Bu nedenle her doğuştan kulak şekil bozukluğunun aparatla düzeltilebileceği düşünülmemesi ve bebeğin tedaviye uygunluğunun hekim tarafından belirlenmesi gerekiyor.

Tedavi sırasında aparatın bulunduğu bölgenin temiz ve kuru tutulması, sistemin aile tarafından çıkarılmaması veya yerinin değiştirilmemesi gerekiyor. Ciltte belirgin kızarıklık, yara, tahriş, şişlik ya da akıntı görülmesi halinde hekime başvurulması önem taşıyor.

Dr. Reyhan Tamer, aileleri evde müdahale konusunda uyararak sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Aileler kulağı bastırarak veya farklı materyaller kullanarak kendileri şekil vermeye çalışmamalı. Doğru yaklaşım; şekil farklılığını erken fark etmek, işitmeyi değerlendirmek, sorunun türünü belirlemek ve uygun tedaviyi hekim takibinde, doğru zamanda planlamaktır.”

Kaynak: Basın Bülteni