İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik 'Yolsuzluk' davasında, görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 59 tutuklu ve tutuksuz sanığın yargılanmasına 17'nci haftada devam edildi. Duruşmada savunmasını yapan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, iddianamede kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmedi. Mahkeme heyeti, sanık savunmalarının tamamlanabilmesi için duruşmayı yarına bıraktı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu hakkında hazırlanan 3 bin 809 sayfalık iddianamede, çok sayıda suçlamaya yer verildi. İddianamede, İmamoğlu hakkında 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

İzmir'de Utku’ya mezar olan bina için yıkım kararı!
İzmir'de Utku’ya mezar olan bina için yıkım kararı!
İçeriği Görüntüle

İlk duruşmadan bu yana 51 sanık tahliye edildi

Mahkeme heyeti, önceki celselerde aralarında İBB yöneticileri, belediye çalışanları, reklamcılar ve iş insanlarının da bulunduğu 51 sanığın tahliyesine karar verdi.

"İsmim her iddianın içine yerleştirildi"

Savunmasında, CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasına ilişkin görüntülerin kamuoyuna servis edilmesine değinen Fatih Keleş, şu ifadeleri kullandı:

"2019 yılında satın alınan CHP İl Binası’nın satış bedelinin ödenmesine ilişkin görüntüler, 11 Mart 2024 tarihinde ‘CHP para kuleleri’ manşetiyle suç unsuruymuş gibi basın organlarına servis edildi. Ben ve görüntülerde yer alan diğer kişiler hedef gösterilip kişilik haklarımıza saldırıldı. Görüntüler dört buçuk yıl öncesine ait. Ben, servis edilen bu görüntüler sebebiyle İBB, Cumhuriyet Halk Partisi ve özellikle İmamoğlu ile husumeti olan kişiler tarafından açık hedef haline getirildim. Söz konusu görüntüler sebebiyle tutuklu bulunduğum bu dosyada da hedef haline getirildim. İsmim adeta hazır bir kalıp gibi her iddianın içine yerleştirilmeye başlandı. Özellikle gerçeğe aykırı etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyenlerin, somut ve doğrulanabilir maddi olgular yerine, kamuoyunda zaten hedef olarak gösterilmiş ismimi zikrederek beyanlarını güçlendirme yoluna gittikleri görülmektedir."

Keleş, örgüt içerisinde önemli bir konumda bulunduğu yönündeki iddiaları da reddederek şöyle konuştu:

"Benim Beylikdüzü sınırları içerisinde etkili olduğum, Beylikdüzü döneminden beri iddia edilen örgütün içerisinde önemli bir rol aldığım ve en önemlisi örgütün en önemli üyesi olduğum iddia edilmektedir. Neredeyse 35 senedir aynı ilçede yaşayan, iş yeri olan ve ticaret yapan, bunların yanı sıra spor kulüplerinde yöneticilik yapan, aktif siyaset yapan, uzun dönem belediye meclis üyesi olan birinin etkin ve tanınır biri olması gayet doğaldır. Benim kişisel, sosyal ve siyasi hayatım göz önünde bulundurulduğunda pek çok insanı tanımam da gayet olağandır. Ancak bu olağan ilişkiler dahi savcılık tarafından iddia edilen örgütün en eski ve en önemli üyesi olarak tasvir edilmeme dayanak gösterilmiştir."

"Kaçak döküm olarak adlandırılamaz"

Savunmasının devamında Uğur Güngör'ün beyanlarına da değinen Keleş, dosyaya sonradan dahil edildiğini öne sürdü.

"Uğur Güngör, ilk kez 19 Mart 2024 tarihli ifadesinde tanık sıfatıyla benim hakkımda iddiada bulunmuştur. İddia edilen olayların 2016-2017 yıllarında gerçekleştiği söylenmektedir. Ancak benim adım, olayın üzerinden 7 yıl geçtikten sonra aniden ana aktör olarak dosyaya dahil edilmiştir. Eğer iddia edildiği gibi senetleri ve parayı teslim alan kişi olsaydım, şikayetçinin bu ismi 4 yıl boyunca unutmuş olması zaten mümkün değildir. Hadi diyelim ki beni unuttu, ismimi unuttu. Peki uğradığı iddia edilen olayın başlangıcı ve zararının en büyük delili olan senetleri ve para ödemesini nasıl unuttu? İnsan, borçlandığı, varını yoğunu bağladığı sözde senetlerin varlığını 4 yıl boyunca yargı makamlarından gizleyip, aniden bir mucize eseri nasıl hatırlar? Bahsettiğim bu görüntülerin servis edilmesinin hemen akabinde beni dosyaya dahil etmiştir. Uğur Güngör, kendi ticari uyuşmazlığında bir baskı aracı olarak beni kullanmak istemiştir."

Maden sahalarına ilişkin iddiaları da kabul etmeyen Keleş, şu ifadeleri kullandı:

"Savcılık iddianamede, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün yalnızca Kuzey Cebeci maden bölgesi için dolgu ve döküm izni verdiğini, Güney Cebeci maden bölgesi için ise izin vermediğini, kuzey için verilen iznin kullanılarak kaçak şekilde Güney Cebeci bölgesine döküm yapıldığını iddia etmektedir. Fakat bu doğru değildir. MAPEG, Güney Cebeci sahası içerisinde döküm yapılabilmesi için 2021 ve 2023 yıllarında izin vermiştir. TEİAŞ’ın bu talebi üzerine MAPEG tarafından ilgili şirkete, izinden de öte talimat niteliğinde bir yazıyla belirtilen yere döküm yapılması istenmiştir. Tek yetkili kurum olan MAPEG’in izinleriyle yapılan bir işlem, kaçak döküm olarak adlandırılamaz. Üstelik buradaki dökümlere İstanbul Valiliği de MAPEG tarafından onaylanan döküm gelirleri 'gelir paylaşımı protokolü' ile ortak olmuştur. Cebeci maden bölgesinde dolgu ve döküm faaliyetleri dahil olmak üzere tüm izinlerin MAPEG tarafından verildiği ve denetlendiği açıktır. 'Etkin pişmanlık' adı altında doğru yürüyen proje aşamalarını ve işlemleri sanki bir olumsuzluk ve suç varmış gibi ifade vermeye yönlendirilenler, tahliye olabilmek için olayları çarpıtarak ve tutarsız cümlelerle süsleyerek aktarmıştır. Oysa ki tüm proje başlangıcı, değişiklikleri ve süre uzatımı MAPEG’in yetkisinde ve bilgisi dahilinde, onların istediği şekilde yerine getirilmiştir."

Duruşma yarın devam edecek

Mahkeme heyeti, sanık savunmalarının alınmasının ardından yargılamayı yarına erteledi.

Kaynak: DHA