İBB'ye yönelik "Yolsuzluk" davasında, görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 59 tutuklu ve tutuksuz sanığın yargılanmasına 16. haftada devam edildi. Duruşmada savunması alınan İBB Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, hakkındaki iddialara ilişkin açıklamalarda bulundu.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen "Yolsuzluk" soruşturmasının ardından 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlanmıştı. İddianamede, Ekrem İmamoğlu hakkında çok sayıda suçlamaya yer verilirken, 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.
İlk duruşmadan bu yana 51 sanık tahliye edildi
Yargılama sürecinde mahkeme heyeti, önceki celselerde aralarında İBB yöneticileri, belediye çalışanları, reklamcılar ve iş insanlarının da bulunduğu toplam 51 sanığın tahliyesine karar verdi.
"Herkes Emrah Bağdatlı'ya yüklendi"
Savunmasında Emrah Bağdatlı ile ilişkisine yönelik iddialara değinen Ongun, şu ifadeleri kullandı:
"Pek çok itirafçı benzer cümleleri kullanarak tahliye oldu; beni ve Emrah Bağdatlı’yı suçlayarak. Ben Emrah’ı 20 yıldır tanırım, çok severim. Ben arkadaşlarımı, ne yapıp ne yapmadığını bildiğim insanları savcılar suçladı diye onlara sırtımı dönmem. Karakterime ters. İBB adına on binlerce vatandaşın huzuruna çıkan etkinliklerin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesi konusunda fikir danıştığım, fikrini aldığım pek çok insan vardır; onlardan bir tanesi de benim yakın arkadaşım Emrah Bağdatlı’dır."
İddianamede yer alan "paralel yapılanma" iddiasını reddeden Ongun,
"İddianame diyor ki ben Kültür ve Medya A.Ş.'ye paralel bir yapılanma kurmuşum ve bu işleri. Ben bu organizasyon işlerinde paralel yapı kurmuşum, bu yapının başına da Emrah’ı koymuşum, Emrah da burada işleri yürütür olmuş. Bu ifadeler tepeden tırnağa kadar yalandır" dedi.
Bağdatlı'nın hedef haline getirildiğini öne süren Ongun, "Emrah’ın üzerinde tepinildi. Medyaya, gazetelere aynı yönde yazılar yazdırıldı. Bunları gazetelerden okuyarak gelip itirafçı oldular, beni, Emrah’ı suçladılar, ondan sonra da çekip gittiler. 'Murat Ongun oldu şeytan, Emrah Bağdatlı oldu şeytan' ama biz bunlara dokunursak yanarız oldu" ifadelerini kullandı.
Bağdatlı ile görüşmelerinin doğal olduğunu belirten Ongun,
"Ben Medya A.Ş.'ye çok giden biri değilim, İletişim Koordinatörlüğü’nde vakit geçirdiğim için yanıma geliyor. Bir arkadaşımın daha önce edinmiş tecrübesi, bilgisi varsa ona danışmayayım mı? Diyelim ki dediler ki, ‘Bizim çok iyi şunları yapacak firmalara ihtiyacımız var’ Sormayayım mı mesela, Emrah böyle bir firma var mı, tanıyor musun demeyeyim mi? Herkes Emrah’a yüklendi. Sonra, 6 Mart’ta yurt dışına gitti. 19 Mart’ta operasyon oldu. Emrah Türkiye’ye dönmedi, dışarıda kaldı. Emrah Bağdatlı dışarıda kalınca da biraz vurun abalıya oldu" dedi.
"Bu dava devletin temeli olan adalete yüklenen ağır bir yüktür"
Savunmasının devamında adalet vurgusu yapan Ongun, şunları söyledi:
"Arkanızda 'Adalet devletin temelidir' yazıyor. Yani adalet, bir arada, güvenle, eşit haklarla ve aidiyet duygusuyla biz yurttaşları devlete hem bağlı bireyler kılıyor hem de devlete karşı bile bizi koruyor. Adına 'devlet aklı' denen bir palavrayla, sözde derin devlet gibi kavramlara atıfla, bizleri devletin bir plan dahilinde tutuklattığı artık alenen dillendiriliyor. Üstelik önemli makam sahiplerince. Devlet bu palavracıların kirli diline alet olacak kurum değildir. Ama sizin temsil ettiğiniz adalet, gerekirse devlet organizasyonuna karşı bile bizi korumak zorunda. Çünkü siz devlet adına karar vermiyorsunuz. Türk milleti adına karar veriyorsunuz. İnşaat mühendislerinin sevdiğim bir sözü var: 'Her yük temele gider' derler. 20. kata yerleştirilen bir piyanonun ağırlığı 19. kata değil, temele gider. Bu dava, devletin temeli olan adalete yüklenen ağır bir yüktür. Kolonları çatlatacak kadar ağırdır. Bu yük temeli zorlamaktadır. Devleti ve adaleti doğal olarak bu milleti yoran, bu yapay yükten kurtulma vakti gelmiştir. Bu karar sizin ve 2 üyenizin 2 dudağı arasındadır. Öyle olmalıdır."
Gelirine ilişkin soruları yanıtladı
Savunmasının ardından duruşma savcısının sorularını yanıtlayan Ongun, aylık gelirine ilişkin şu açıklamayı yaptı:
"İBB Başkanı danışmanı olarak maaş alıyorum. Son aldığım maaş, Başkan Danışmanı olarak 82 bin lira gibi bir paradır. Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı olarak huzur hakkı alıyorum. 110 bin lira gibi de bir huzur hakkı var. Keza ülkemizin ekonomik sorunları nedeniyle faiz oranları çok yüksek olduğu için bankada param vardı, bankada şu an el konulmuş. Onun da geliri var."
Kira sorusuna yanıt vermedi
Savcının, Lotus ve Beykoz'daki dairelere ilişkin sorusu üzerine Ongun, söz konusu evlerin kiralık olduğunu belirterek, "Kiralık efendim, keşke benim olsa" dedi.
Savcının "Kirayı siz mi ödediniz, belediye mi ödedi?" sorusuna ise Ongun şu yanıtı verdi:
"Çok merak edilen bir konu ama bu konunun bana yönelik suçlamalarla bir ilgisi yok. Doğal olarak ben ev kirası konusuna zaten gerekli açıklamayı basın mensuplarına yapmıştım. Burada kiracı olmaktan suçlanan tek kişiyim. Ev benim değil. Böyle bir suçlama da iddianamede şahsıma yöneltilmediği için savcılık sorgumda da, emniyet sorgumda da, mahkeme sorgumda da böyle bir soruyla muhatap olmadığım için bu soruya yanıt vermemeyi tercih ediyorum."





