Uzmanlar, bu dinamiğin hem kadın hem erkek için sağlıksız sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, ilişkilerde kadının partnerine karşı koruyucu ve yönlendirici bir tavır sergilemesinin, halk arasında “erkek dadılığı” olarak adlandırıldığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu, sadece kadınların fazladan sorumluluk üstlenmesi değil; aynı zamanda ilişkide psikolojik bir dengesizliğin ortaya çıkması anlamına gelir.”

Taşkın, bu tür ilişki dinamiklerinin bireylerin geçmiş yaşantılarıyla yakından ilgili olduğuna işaret ederek şunları söyledi:

“Özellikle bağlanma kuramı açısından incelediğimizde, ‘dadı’ rolünü üstlenen kadınların çoğu, çocuklukta ya kendi ebeveynine ebeveynlik yapmak zorunda kalmış ya da duygusal ihtiyaçları tam anlamıyla karşılanmamış bireylerdir. Bu da onları, yetişkinlikte ‘onarmaya’ çalıştıkları kişileri seçmeye ve bu rolleri normalleştirmeye götürebilir.”

ERKEK İÇİN PASİFLİK, KADIN IÇIN TÜKENMİŞLİK

Bazı erkeklerin bu ilişki modelini gelişimsel olarak geçemedikleri çocukluk evresinin bir devamı gibi yaşadıklarını vurgulayan Taşkın, şu ifadeleri kullandı:

İzmir’i zorlu bir çarşamba bekliyor- 27 Ağustos hava durumu
İzmir’i zorlu bir çarşamba bekliyor- 27 Ağustos hava durumu
İçeriği Görüntüle

“İlişkide duygusal olarak regüle edilmek, yönlendirilmek ve taşınmak isterler. Kadının bu rolü üstlenmesi ise, erkeğin bireysel gelişimini ve ilişki içinde eşit sorumluluk alma becerisini zayıflatır. Kadın açısından ise bu dinamik uzun vadede ağırdır. Başlangıçta kontrol duygusu ve işe yararlık hissi verse de zamanla yorgunluk, tükenmişlik, değersizlik ve hatta cinsel isteksizlik gibi sonuçlar doğurabilir. Çünkü psikolojik olarak, birine ebeveynlik yaptığınızda, o kişiye karşı romantik veya erotik bir çekim hissetmeniz giderek zorlaşır.”

SAĞLIKLI İLİŞKİ

Türkiye gibi toplulukçu kültürlerde, kadınlara küçük yaşlardan itibaren “idare eden, toparlayan, fedakâr olan” rollerin yüklenmesi ve erkek çocuklarının el üstünde tutulmasının bu tabloyu daha da görünür kıldığını dile getiren Taşkın, çözüm için farkındalığın şart olduğuna dikkat çekti:

“Kadınlar kendilerine sormalılar; ‘Ben bu ilişkide partnerimle eşit miyim, yoksa onun hayatını yöneten bir figür müyüm?’, ‘Yük paylaşımı var mı, yoksa sadece ben mi taşıyorum?’, ‘Bir partner mi arıyorum, yoksa bir çocuk mu büyütüyorum?’. Sağlıklı bir ilişki, iki yetişkinin birbirine alan tanıdığı, destek verdiği ama birbirini taşımadığı ilişkidir. Sınırlar koymak, rollerin farkında olmak ve gerektiğinde duygusal emek paylaşımını talep etmek, ilişkinin sürdürülebilirliği açısından kritiktir.”
Taşkın, sevgi ve bakım emeğinin aynı şey olmadığının altını çizerek, “Unutmayalım ki sevgi vermek bir seçimdir, ama bakım emeği vermek bir sorumluluktur ve bu sorumluluk çift yönlü olmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: BASIN BÜLTENİ