İzmir’de son dönemde giderek ağırlaşan körfez kokusu ve çevre kirliliği tartışmaları sürerken, İzmir Afet Bilinci, Çevre ve İklim Farkındalığı Derneği (İZ-AFED) dikkat çeken bir teknik rapor yayımladı. Raporda, İzmir Körfezi’nde yaşanan kötü kokunun yalnızca yüzeysel müdahalelerle çözülemeyeceği belirtilirken, bilimsel ve mühendislik temelli kalıcı adımların atılması gerektiği vurgulandı.

İZ-AFED Yönetim Kurulu Başkanı Servet Ertaş ile İZ-AFED Çevre Komisyonu Başkanı ve Çevre Mühendisi Yakup Ateş öncülüğünde hazırlanan raporda, körfezdeki çevresel bozulmanın temel nedenleri ayrıntılı şekilde ele alındı. Açıklamada, deniz tabanında uzun yıllardır biriken organik yük, ötrofikasyon ve oksijen eksikliğinin körfezdeki kötü kokunun ana kaynağını oluşturduğu ifade edildi.
Raporda özellikle dip çamurundan yayılan hidrojen sülfür (H₂S) gazının artık kent yaşamını doğrudan etkileyen ciddi bir çevre ve halk sağlığı problemine dönüştüğüne dikkat çekildi. İZ-AFED tarafından yapılan açıklamada, “Körfez can çekişiyor, çözüm havza ölçekli yönetimde” ifadelerine yer verildi.

Izmir Korfezi Kirlilik

“Koku sorunu artık halk sağlığı problemine dönüştü”

Dernek tarafından yapılan ortak açıklamada, İzmir Körfezi’nde yaşanan çevresel tablonun yalnızca görsel temizlik çalışmaları ya da kısa süreli uygulamalarla ortadan kaldırılamayacağı belirtildi.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“İzmir Körfezi’ndeki koku problemi; deniz tabanında biriken aşırı organik kirlilik, ötrofikasyon ve buna bağlı gelişen hipoksi/anoksi süreçlerinin sonucudur. Dipten yükselen hidrojen sülfür gazı, artık şehir yaşamını doğrudan etkileyen bir halk sağlığı ve çevre sorunu haline gelmiştir.”

İZ-AFED’den 8 maddelik acil eylem planı

Körfezde Alarm Büyüyor Aynı Kirlilik 6 Ayda 11 Kez Tekrarlandı (2)

Dernek tarafından hazırlanan teknik raporda, İzmir Körfezi’nin yeniden sağlıklı bir yapıya kavuşabilmesi için uygulanması gerektiği belirtilen

8 maddelik acil eylem planı da paylaşıldı.

1- Kirlilik yükünün kaynağında azaltılması
Raporda, körfeze ulaşan tüm evsel ve endüstriyel atıksuların ileri biyolojik arıtma süreçlerinden geçirilmesinin zorunlu olduğu belirtildi. Özellikle azot ve fosfor gideriminin etkin biçimde yapılması gerektiği vurgulanırken, dere yataklarına yapılan kaçak deşarjların anlık olarak tespit edilmesi ve yağmur suyu ile kanalizasyon hatlarının ayrıştırılması çalışmalarının hızlandırılması gerektiği ifade edildi.

2- Dere ve akarsu sistemlerinin iyileştirilmesi
Körfezi besleyen derelerin önemli bir kısmının kirlilik taşıdığı belirtilen raporda, bu alanlarda ön arıtma ve doğal arıtma sistemlerinin kurulması önerildi. Ayrıca akarsu yataklarında biriken sedimentin düzenli temizlenmesi ve su kalitesini esas alan entegre dere ıslah modellerinin uygulanması gerektiği kaydedildi.

3- Dip çamuru yönetimi
Raporda, körfez tabanında yıllardır biriken organik yüklü sedimentin kontrollü tarama yöntemiyle temizlenmesi gerektiği belirtildi. Tarama sırasında oluşabilecek çevresel etkilerin dikkatle izlenmesi gerektiği vurgulanırken, çıkarılan malzemenin çevreye zarar vermeden bertaraf edilmesi veya yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

4- Su sirkülasyonunun artırılması
İç körfezde suyun yenilenme süresini azaltacak mühendislik çözümlerinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilen raporda, su değişimini hızlandıracak hidrodinamik projelerin önemine dikkat çekildi.

5- Ekosistem temelli yaklaşım çağrısı
Raporda, doğal arıtım kapasitesine sahip sulak alanların, lagün sistemlerinin ve kıyı tampon bölgelerinin korunması gerektiği vurgulandı. Ayrıca deniz suyunu biyolojik olarak filtreleyen deniz çayırları gibi kritik habitatların yeniden restore edilmesi gerektiği ifade edildi.

6- Mikroplastik ve katı atık önlemleri
Kıyı temizliğinin tek başına yeterli olmadığı belirtilen açıklamada, esas çözümün atıkların denize ulaşmasını önlemek olduğu kaydedildi. Bu kapsamda mikroplastik ve katı atıkların kaynağında azaltılması için etkin atık yönetimi sistemlerinin uygulanması gerektiği bildirildi.

7- Sürekli izleme sistemi önerisi
Raporda, körfez genelinde 7 gün 24 saat esasına dayalı su kalitesi izleme sistemlerinin kurulması gerektiği belirtildi. Üniversiteler, belediyeler ve ilgili kurumlarla birlikte bilimsel modelleme çalışmalarının yürütülmesi gerektiği ifade edilirken, erken uyarı mekanizmalarının da geliştirilmesi çağrısı yapıldı.

8- “Geçici uygulamalar çözüm değil”
İZ-AFED’in raporunda, koku giderimine yönelik yüzeysel uygulamaların kalıcı çözüm üretmediği savunuldu. Açıklamada, kimyasal ya da absorban malzemelerle yapılan geçici müdahalelerin yalnızca kısa vadeli etkiler yarattığı belirtilerek, uzun vadeli ve bilimsel çözümler dışında kalan uygulamaların kaynak israfına yol açtığı ifade edildi.

“İzmir Körfezi’ni kurtarmak artık zorunluluk”

İZ-AFED'den-1

Raporun sonuç bölümünde ortak çağrıda bulunan İZ-AFED Yönetim Kurulu Başkanı Servet Ertaş ile Çevre Mühendisi Yakup Ateş, körfezin geleceği için ortak akıl vurgusu yaptı.

Meteoroloji’den Manisa için cuma raporu (15 Mayıs 2026)
Meteoroloji’den Manisa için cuma raporu (15 Mayıs 2026)
İçeriği Görüntüle

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“İzmir Körfezi’ni kurtarmak artık bir tercih değil; bu şehirde yaşayan her bir canlı için teknik, çevresel ve insani bir zorunluluktur. Körfezin yeniden sağlıklı bir ekosisteme kavuşması; kirliliğin kaynağında kontrol altına alınması, etkin arıtma süreçlerinin güçlendirilmesi, ekosistem restorasyonu çalışmalarının yürütülmesi ve bilimsel izleme mekanizmalarının eş güdümlü şekilde işletilmesiyle mümkündür.”
Açıklamada ayrıca yerel yönetimler, kamu kurumları, üniversiteler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla geniş kapsamlı bir “ortak akıl buluşması” düzenlenmesi gerektiği belirtildi.

İZ-AFED, yürütülecek çalışmaların şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılması, toplumun sürece aktif katılımının sağlanması ve çevresel farkındalığın artırılması gerektiğini de vurguladı.

Dernek açıklamasının sonunda ise şu çağrı yapıldı:

“İZ-AFED olarak; tüm yerel yönetimleri, ilgili bakanlıkları, akademik odaları, üniversiteleri ve sivil toplum paydaşlarını havza bazlı, bütüncül, bilim temelli ve siyaset üstü sürdürülebilir bir yönetim modeli altında birleşmeye davet ediyoruz. Bilimin ve mühendisliğin ışığında atılacak her adımın takipçisi, destekçisi ve kamuoyu nezdindeki savunucusu olmaya devam edeceğiz.”

Kaynak: Haber Merkezi