Birleşmiş Milletler, bu özel günü su kaynaklarındaki kısıtlılığa dikkat çekmek, korunması ve verimli kullanımını teşvik etmek amacıyla belirledi. 2026 yılı teması ise “Su ve Cinsiyet” olarak açıklandı.

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, İzmir Tabip Odası, İzmir Barosu, Konak Kent Konseyi, Ege Kent Konseyleri Birliği, EGEÇEP ve İzmir Yaşam Alanları ortak açıklamada, suyun korunması ve yönetiminde toplumsal cinsiyet eşitliğinin önemine dikkat çekti. Açıklamada, su krizinden en çok etkilenen grupların sesinin duyurulması gerektiği vurgulandı:

"Gerek iklimsel koşullar gerekse sosyo-ekonomik koşullar nedeni ile gelişmemiş ülkelerde bir çok bölgede kısıtlı olan suya erişim kadın emeği ile sağlanıyor. Kadınlar ve kız çocukları kendileri ve ailelerinin temel ihtiyaçları için gerekli suyu kilometrelerce uzaklıktaki kuyulardan taşımak zorunda kalıyor."

İzmir, 22 Mart 2026 – 22 Mart Dünya Su Günü, (1)

Açıklamada, Türkiye’de nüfusun yaklaşık %98’inin içme ve kullanma suyu şebekesiyle hizmet aldığı belirtilirken, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bazı köy ve yaylalarda suyun taşınmasının hala büyük ölçüde kadınların sorumluluğunda olduğu ifade edildi. Deprem ve afet durumlarında ise su kesintilerinin ev içi temizlik ve hijyen yükünü kadınların omuzlarına yüklediği vurgulandı.

Çiftçilere hububatta hastalık riskine karşı erken müdahale uyarısı
Çiftçilere hububatta hastalık riskine karşı erken müdahale uyarısı
İçeriği Görüntüle

İzmir’de geçtiğimiz yaz yaşanan uzun süreli su kesintileri, kuraklık ve su sıkıntısının kent halkının günlük yaşamını doğrudan etkilediğine dikkat çeken açıklamada, su varlıklarının korunması ve havza kirliliğinin önlenmesi çağrısı yapıldı. Özellikle Tahtalı ve Gördes baraj havzalarındaki kirlenme baskısının artmasının, kent içme suyunun güvenliğini tehdit ettiği belirtildi.

"2025 yılında Gördes Barajı tamamen boşalırken Ocak 2026'da Tahtalı Barajı doluluk oranı %0,98 seviyesine kadar gerileyerek son yılların en düşük noktasını gördü. Su kesintileri ile tasarruf yapılmaya çalışılırken, rezerv kaynaklar olan yeraltı sularının kullanımı arttı."

Açıklamada, kent genelinde yaşanan taşkın ve sel olaylarının da yanlış imar uygulamaları ve yetersiz altyapı nedeniyle zararları artırdığı ifade edildi. İzmir’in gelecekteki su ihtiyacını karşılayacak kapasitede planlanan Çamlı Baraj Havzası’nın Efemçukuru Altın Madeni tehdidine maruz kaldığına dikkat çekildi.

Ortak açıklamada mücadele kararlılığı şöyle özetlendi:

"Suyun en temel yaşam hakkı olduğu gerçeğinden yola çıkarak, suyun özelleştirilmesi, metalaştırılması, ticarileşmesine HAYIR diyoruz. İzmir’in su varlıklarını ve sağlıklı suya erişim hakkını koruma bilinciyle Bergama, Efemçukuru, Turgutlu Çal Dağ ve Gördes’te madencilik projelerine HAYIR diyoruz. Çamlı Barajı yapılsın, suyumuz korunsun diyoruz. Büyük Menderes ve Gediz havzalarında, vahşi bir şekilde işletilen ve bu havzaları kirlettiği bilirkişi raporlarıyla kesinleşen jeotermal sondaj ve santrallere HAYIR diyoruz."

Açıklamada, tüm yerel yönetimler ve halk, suya erişim hakkının korunması ve doğal kaynakların gelecek nesillere aktarılması için ortak hareket etmeye çağrıldı.

Kaynak: Basın Bülteni