İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İzmir Planlama Ajansı’nın (İZPA) hazırladığı kapsamlı barınma raporu, kentte ekonomik krizin en sert hissedildiği alanın konut ve kira giderleri olduğunu ortaya koydu. “Mercek İzmir – İyi Olma Hali: İzmir’de Barınma Hakkı Politika Notu” başlığıyla yayımlanan çalışmaya göre İzmir, konut harcamalarında İstanbul’un ardından Türkiye’nin en pahalı ikinci ili konumuna yükseldi. Bazı ilçelerde ise son yedi yılda kira artışı 20 katı aştı.
İZPA uzman ekiplerince hazırlanan rapor, kentte yaşam kalitesinin temel göstergelerinden biri olan barınma koşullarını ekonomik, sosyal ve mekânsal boyutlarıyla ele aldı. Çalışmada, daha adil ve kapsayıcı bir kent yapısı için barınma politikalarının kritik rol oynadığı vurgulandı.
“İyi olma hali” ve barınma ilişkisi
Raporda “iyi olma hali” kavramı; bireylerin temel ihtiyaçlarını karşılayabildiği, güvenli ve tatmin edici bir yaşam sürebildiği ekonomik, sosyal, ekolojik ve mekânsal koşullara sahip olması şeklinde tanımlandı. Barınmanın bu çerçevenin merkezinde yer aldığına dikkat çekildi.
Barınma yalnızca bir konuta sahip olma durumu olarak değil; erişilebilir, uygun fiyatlı, kapsayıcı, dayanıklı ve nitelikli konutta yaşama imkânı olarak değerlendirildi. Konutun bulunduğu çevre, sosyal donatılara ve kentsel hizmetlere erişim ile çevreyle kurulan sürdürülebilir ilişkinin de barınmanın ayrılmaz parçaları olduğu belirtildi.
Araştırmada son dönemde artan konut krizi ve ev sahibi–kiracı uyuşmazlıklarına da değinilerek, konutların iklim koşullarına dayanıklılığı, izolasyon yeterliliği ve sosyal içermeyi destekleyen çevre özelliklerinin iyi olma halini doğrudan etkilediği ifade edildi.
İzmir, konut harcamalarında ikinci sırada

Çalışmada, uygun fiyatlı barınma için kira giderinin hanehalkı net gelirinin yüzde 30’unu geçmemesi gerektiği hatırlatıldı. Bu oranın, gıda, sağlık, eğitim ve ulaşım gibi diğer temel harcamalar için bütçede pay kalabilmesi açısından uluslararası ölçekte referans kabul edildiği aktarıldı.
TÜİK Bölgesel Satınalma Gücü Paritesi verilerine göre konut harcama endeksinde en yüksek değerlere sahip bölgeler sıralamasında İzmir 143,9 endeks değeriyle ikinci sırada yer aldı. İstanbul 147,3 ile ilk sırada bulunurken; Aydın, Denizli ve Muğla 122,7 ile üçüncü sırayı paylaştı. Ankara ise 121,6 ile dördüncü sırada gösterildi.
Merkez ilçelerde kiralar uygun sınırın iki katına çıktı

Rapora göre barınma giderleri, İzmir’de yaşam maliyetini belirleyen en önemli kalemlerden biri haline geldi. 2025 yılı itibarıyla iki asgari ücretle çalışan yetişkinden oluşan dört kişilik bir hanenin aylık toplam gelirinin 44 bin 208 TL olduğu belirtildi. Yüzde 30’luk kira kriterine göre bu hane için konuta ayrılabilecek azami tutar 13 bin 262 TL olarak hesaplandı.
Buna karşılık İzmir’in 11 merkez ilçesinde 100 metrekarelik bir konutun ortalama kira bedelinin 25 bin 820 TL düzeyine ulaştığı kaydedildi. Bu tablo, merkez ilçelerde kira seviyelerinin uygun fiyatlı barınma ölçütünün yaklaşık iki katına çıktığını gösterdi.
Metrekare bazlı değerlendirmede Güzelbahçe ve Narlıdere en yüksek kira değerlerine sahip ilçeler arasında öne çıktı. Daha düşük gelir grubunun yoğun olduğu Karabağlar ve Bayraklı’da dahi kira/gelir oranının yüzde 30 sınırını aştığı tespit edildi.
2018–2025 döneminde rekor artış
Raporda 2018 ile 2025 yılları arasındaki kira değişimi de incelendi. 100 metrekarelik konutlar üzerinden yapılan hesaplamaya göre Narlıdere’de kiralar 23 kat, Güzelbahçe’de 21 kat arttı. Karşıyaka ve Balçova’da ise artış oranı 20 kat seviyesine ulaştı.
Genel değerlendirmede, İzmir’de barınmanın son yıllarda yaşamın diğer temel ihtiyaçlarıyla doğrudan bağlantılı, yapısal bir sorun haline geldiği vurgulandı. Mevcut gelir düzeyleriyle özellikle asgari ücretli ve sabit gelirli hanelerin barınma hakkına erişiminin giderek zorlaştığı belirtildi. Artan konut maliyetlerinin yalnızca bireysel refahı değil, kentsel yaşam kalitesi, sosyal adalet ve mekânsal bütünlük üzerinde de belirleyici etkiler yarattığı sonucuna yer verildi.




