İzmir, birinci derece deprem kuşağında yer alan ve üzerinde onlarca aktif fay barındıran bir kenttir. Türkiye'nin önde gelen yer bilimcileri, bu fayların büyük deprem üretme kapasitesine sahip olduğunda hemfikirdir; ancak riskin boyutu ve aciliyeti konusunda uzmanlar arasında önemli görüş farklılıkları da dikkat çekmektedir.
İzmir Neden Bu Kadar Riskli?
İzmir, yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın sismik açıdan en hareketli bölgelerinden birinin tam ortasında yer almaktadır. Batı Anadolu'nun jeolojik yapısı, Afrika ve Avrasya levhalarının birbirine yaklaşması ile Ege'nin yavaş yavaş açılması sonucunda oluşan yüzlerce normal faydan meydana gelir. Bu faylar, Kuzey Anadolu ya da Doğu Anadolu fayları gibi binlerce kilometre uzanan doğrultu atımlı dev yapılardan farklıdır; görece kısa ama etkin, körfez ve ova tabanlarında gizlenmiş kırık hatlarıdır.
30 Ekim 2020'de İzmir'i vuran 6,9 büyüklüğündeki deprem bu gerçeği bir kez daha acı biçimde hatırlattı. Sisam Adası açıklarında kırılan fay, yaklaşık 80 kilometre uzaktaki İzmir'de 114 can aldı, Bayraklı ve Bornova'da onlarca bina yıkıldı. O gün hem kentin zemin yapısındaki zayıflıklar hem de mevcut bina stokunun kırılganlığı gözler önüne serildi.
Naci Görür: "Bu Faylar Bugün Olmazsa Yarın Deprem Yaratacak"
İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyesi ve yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, İzmir'e yönelik uyarılarını yıllardır kararlılıkla dile getirmektedir. Görür'e göre İzmir ve çevresinde 15 aktif fay hattı bulunmakta olup bunların tamamı 7 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyeli taşımaktadır.
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği "Deprem ve Dirençli Kentler" söyleşisinde konuşan Görür, "İzmir'de sadece deniz içinde değil her yerde faylar var. Bunların her biri 7 ve üzerinde deprem üretebilir. Bunlar deprem üretirse İzmir'i felç eder" dedi.
Görür, İzmir Körfezi'nde de büyük bir fayın varlığına dikkat çekerek "İzmir fayı ciddi bir fay ve 7 ve üzerinde bir deprem üretebilir" uyarısını yaptı.
İzmir'den duyulan kaygıyı panikle karıştırmamak gerektiğini vurgulayan Görür, "İzmir'den kuşkumuz var. Bunu dediğimizde 'Hemen yarın deprem olacak, eve girmeyin' demiyoruz. Canlı faylar var, günün birinde tekerrür periyodu doğduğunda harekete geçip deprem üretebilirler" ifadelerini kullandı.
Görür, İzmir'in gerçek anlamda bir deprem kenti olduğunu vurgulayarak "İzmir, bu kadar canlı fayla bölünmüş ise çok az kentimizde bu kadar yoğun aktif fay sistemi var. Bunlar bugün olmazsa yarın deprem yaratacaktır" dedi.
Görür ayrıca yalnızca bina yenilemenin yetmeyeceğine dikkat çekerek tüm kent altyapısının dönüşmesi gerektiğini, İzmir halkının deprem bilincinin ve kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini de vurgulamaktadır.
Celal Şengör: "Ege, Kıtalar Üzerindeki En Faal Deprem Hattı"
Jeolog Prof. Dr. Celal Şengör, Ege Bölgesi'nin jeolojik riskini küresel bir perspektifle değerlendiren bilim insanlarının başında gelmektedir. Şengör, "Türkiye'nin en faal yeri Ege Bölgesi. Burası dünyanın kıtalar üzerindeki en faal deprem hattıdır. Türkiye'deki fayların en belalıları 9'a kadar deprem üretir" dedi.
Ege'deki fay hatlarını tek tek anlatan Şengör, "Ege'deki fayların hepsi 7'lik deprem üretebilir. Bu depremler de İzmir'i yıkar" uyarısında bulundu.
İzmir'in kuzeyinde hissedilen bir deprem sonrasında değerlendirme yapan Şengör, "İstanbul ve İzmir'i tehdit eden ciddi faylar var. Bütün Batı Anadolu senede 2 ile 2,5 santim kuzeye ve güneye açılıyor, bu deprem üretecek bol bol. Bütün kıtalar içerisinde depremselliği en zengin yerler Batı Anadolu, Ege ve Yunanistan'dır" dedi.
Şengör, Ege'nin bu yapısının jeolojik zamanda hızla değişmeyeceğini ve bölgedeki tüm kentlerin sismik riskle kalıcı olarak yaşamak zorunda olduğunu belirtmektedir. Ona göre asıl mesele depremin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği değil, hazırlığın yeterli olup olmadığıdır.
Ahmet Ercan: Zemin Yapısı En Az Fay Kadar Belirleyici
Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, İzmir'deki deprem riskini değerlendirirken fay hatlarının yanı sıra zemin özelliklerine de özellikle dikkat çekmektedir. İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne konuşan Ercan, "6,5 şiddetine kadar depremler İzmir'de yıkıcı olmaz. Hiçbir zaman İzmir'de Kahramanmaraş'taki gibi 7,5 ve üstü şiddette deprem beklemiyorum" dedi.
Öte yandan Ercan, zemin kalitesini göz ardı eden yapılaşmanın, görece küçük depremleri bile yıkıcı hale getireceği konusunda net bir tutum sergilemektedir. Ercan, sulak ve gevşek toprak üzerine inşa edilen çok katlı yapıların ciddi deprem riski taşıdığını belirterek İzmir'de riskli bölgeler olarak Tire, Ödemiş, Torbalı, Kemalpaşa, Bayraklı, Bornova Ovası, Menemen Ovası, İnciraltı, Bostanlı, Alaybey, Mavişehir ve Çiğli'yi saydı.
Ercan'ın açıklamalarına göre, bu bölgelerde sarsıntının 3 ila 5 kat artacağı ve rezonansa gelen binaların göçme riski taşıyacağı belirtildi. Ercan, ilgilenilen yapı için mutlaka Yer-Yapı Güvenliği belgesi talep edilmesini önermektedir. Ayrıca Ercan, İzmir'de yakın vadede büyük bir deprem beklenmediğini öne sürerek "Yaşamın keyfini çıkar" tavsiyesinde bulunmuş; bu açıklaması başta Naci Görür olmak üzere diğer yer bilimcilerle görüş ayrılığına yol açmıştır.
Şener Üşümezsoy: İzmir Körfezi'ndeki Fayda Stres Var
Deprem tahminleriyle kamuoyunun gündemine giren Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, İzmir'deki fay yapısı hakkında da dikkat çekici değerlendirmeler yapmaktadır. Üşümezsoy, İzmir'deki kuzey-güney doğrultulu Tuzla fayının ölü bir fay olduğunu belirtirken, İzmir Körfezi'nde Kuzey Ada'dan Karaburun'a uzanan fay hattında stres biriktiğini ve bu hattın 1688'de kırılmış olduğunu açıkladı.
Türkiye'deki riskli bölgelere ilişkin soruya yanıt veren Üşümezsoy, "Çok aktif olarak Kütahya-Simav, onun dışında belki İzmir-Karaburun kesiminde olabilir" dedi.
Üşümezsoy'un genel yaklaşımı, fay sistemlerinin enerji birikimi ve geçmiş kırılma tarihleri esas alınarak değerlendirilmesi gerektiği yönündedir. Bu çerçevede İzmir'deki bazı fay kesimlerinin stresini önemli ölçüde boşalttığını, ancak körfeze uzanan hatlarda dikkatli olunması gerektiğini vurgulamaktadır.
Hangi İlçeler Daha Fazla Risk Altında?
MTA'nın güncel diri fay haritası ve çeşitli uzmanların değerlendirmeleri, İzmir'deki risk dağılımını ortaya koymaktadır. Gediz, Bakırçay ve Küçük Menderes çöküntü ovaları boyunca uzanan fay hatları, İzmir'in çevre ilçeleri için de ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Zemin sıvılaşması ve yumuşak sediman varlığı nedeniyle Bayraklı, Bornova ovası ve Karşıyaka kıyı şeridi öne çıkan riskli bölgeler arasındadır.
DEÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü'nün TÜBİTAK destekli projesi kapsamında Foça-Karaburun bölgesinde yapılan sismik araştırmada yaklaşık 1.000 kilometre sismik veri toplanmıştır. Araştırmayı yürüten Prof. Dr. Derman Dondurur, bölgedeki aktif fay miktarı ve yoğunluğunun "gerçekten çok fazla" olduğunu açıklamıştır. Bu bulgu, İzmir'in deniz tarafından da çevrildiği fay yapısının ne denli karmaşık olduğunu gözler önüne sermektedir.
Bilim İnsanları Arasındaki Görüş Farklılıkları

Dört ismin açıklamaları bir arada değerlendirildiğinde, İzmir'in depremselliği konusunda bazı ortak noktalar ve bazı belirgin görüş ayrılıkları göze çarpmaktadır.
Görür ve Şengör, Ege'nin ve İzmir çevresinin tarihsel ve jeolojik olarak yüksek riskli olduğunu; fayların büyük deprem üretme kapasitesi taşıdığını; hazırlığın acil bir mesele olduğunu savunurlar. Ercan, İzmir'in Kahramanmaraş türü bir yıkım yaşamasının olası görünmediğini söylerken zemin kalitesine odaklanmaktadır. Üşümezsoy ise belirli fay segmentlerinin enerji durumuna göre risk haritası çizmekte, bazı fayları "ölü" olarak nitelendirirken Karaburun açıklarındaki hatta dikkat çekmektedir.
Bu görüş ayrılıkları, deprem biliminin doğasından kaynaklanmaktadır: Fayların ne zaman, hangi büyüklükte kırılacağı bugünkü bilimsel yöntemlerle kesin olarak tahmin edilememektedir. Ancak tüm uzmanların hemfikir olduğu bir nokta vardır: İzmir'de depreme hazırlık ertelenecek bir konu değildir.
İzmir Ne Yapıyor? Ne Yapmalı?
İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2020 depreminin ardından kapsamlı bir deprem eylem planı hazırlamıştır. Bizizmir.com platformu üzerinden 94 bini aşkın yapının envanteri çıkarılmış; vatandaşlar oturduklarımı binanın deprem mevzuatına uygunluğunu, ruhsat bilgilerini ve mimari özelliklerini sorgulayabilmektedir. DEÜ ve Ege Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli akademik kurumlar, kentin zemin ve fay haritalarını güncelleme çalışmalarını sürdürmektedir.
Uzmanlar ise yalnızca riskli bina dönüşümünün yeterli olmayacağı, mikrozonlama çalışmalarının tüm kenti kapsaması, zemin etüdlerinin gerçek anlamda yapılması ve afet yönetim kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiği konusunda ısrarcıdır.
Hazırlık Bir Tercih Değil, Zorunluluktur

İzmir, jeolojik konumu itibarıyla deprem riskinden kaçınamayacak bir kenttir. Görür'ün ifadesiyle bu faylar "bugün olmazsa yarın deprem yaratacaktır." Şengör'ün işaret ettiği üzere Ege, dünyanın kıtasal alanda sismik açıdan en dinamik bölgesidir. Ercan'ın vurguladığı gibi aynı büyüklükteki bir sarsıntı, sağlam zeminde ve sağlam binada 3 ile 5 kat daha az yıkıma yol açar. Üşümezsoy'un hatırlattığı şey ise fay sistemlerinin çok parçalı ve farklı enerji durumlarında olduğu gerçeğidir.
Tüm bu değerlendirmeler birleştirildiğinde ortaya çıkan tablo nettir: İzmir'de depremi önlemek mümkün değildir; ancak yıkımı en aza indirmek bilimsel, teknik ve toplumsal bir iradeyle mümkündür.
İzmir'deki bina stokunuzu, zemin durumunuzu ve bulunduğunuz ilçenin risk profilini öğrenmek için İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin [bizizmir.com](https://www.bizizmir.com) platformunu ziyaret edebilirsiniz.




