Zeynep Mercangöz başkanlığında yürütülen kazı çalışmalarına ilişkin değerlendirmeler, Dilek Maktal Canko moderatörlüğünde düzenlenen “Kuşadası Kadıkalesi Anaia İlk Dönem Kazıları” başlıklı söyleşide paylaşıldı. Akademisyenler, öğrenciler ve tarih meraklılarının katıldığı etkinlikte kazının başlangıç süreci ve elde edilen veriler ele alındı.
Çok katmanlı yerleşim yapısı ortaya çıktı

Kazı çalışmalarının başlangıcını anlatan Prof. Dr. Zeynep Mercangöz, alanın beklenenden çok daha zengin bir kültürel birikime sahip olduğunu vurguladı:
"Kazıya 2001 yılında müze kurtarma kazısı olarak başladık. İlk geldiğimizde buranın bu kadar çok katmanlı bir yerleşim olduğunu bilmiyorduk. Çalışmalar ilerledikçe Prehistorik dönemden Erken Tunç Çağı’na, Miken ve Helenistik dönemlerden Bizans ve Osmanlı dönemine kadar uzanan kültür katmanlarıyla karşılaştık. Bu süreçte genç arkeologlara eğitim ve deneyim kazandırdık; onları sahada yönlendirerek hem teknik bilgi hem de saha pratiği sağlamaya çalıştık. Kazı alanında yürütülen çalışmaların öğrenciler için eşsiz bir öğrenme ortamı oluşturduğunu vurguluyorum. Genç ekip, kazı alanında her buluntuya dokunarak ve her katmanı okuyarak tarihsel süreci öğrenme fırsatı buldu."
“Buluntular Anaia’nın tarihine ışık tutuyor”
Kazılarda ortaya çıkarılan buluntuların özellikle Orta Çağ’daki yerleşim yapısını anlamaya katkı sağladığını belirten Mercangöz şunları söyledi:
"Özellikle Bizans dönemine ait yoğun buluntular, Anaia’nın Orta Çağ’daki önemini açık biçimde ortaya koyuyor. Kilise yapısında narteks, apsis ve synthronon gibi mimari unsurları açığa çıkardık. 5. yüzyıla tarihlenen ayazma ve vaftizhane yapısının altından çıkan 740 tarihli sikke, bize yapının deprem sonrası güçlendirildiğini gösterdi. Günlük yaşam buluntularında ise çok sayıda hayvan kemiği, ticari ortamda kullanılan kemikten cep terazileri ve Orta Çağ’a tarihlenen tuğlalar üzerinde pati izleri karşımıza çıktı. Bu buluntular, Anaia’nın tarihine ışık tutuyor ve kazının sahadaki her ayrıntıyı belgeleyerek geçmişi gün yüzüne çıkardığını görüyoruz."
Söyleşi sonunda Doç. Dr. Dilek Maktal Canko, Prof. Dr. Zeynep Mercangöz’e teşekkür belgesi takdim etti.




