1–7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında uzmanlar, kanser hücresi ile normal hücre arasındaki farkları ve akıllı ilaçların çalışma prensiplerini değerlendirdi. Açıklamalarda, hedefe yönelik tedavilerin güncel kanser tedavisindeki yeri ve genetik farklılıkların başarı oranına etkisi ele alındı.

Kanser hücresi ve normal hücre farkı

Kanser söz konusu olduğunda normal hücre ile kanserli hücre arasındaki temel farklılıklar tedavi yaklaşımını anlamada önemli bir yer tutuyor. Normal hücreler, kendilerine sinyal gelmediği sürece çoğalmazken, kanser hücreleri bu kontrol mekanizmasını kaybederek kontrolsüz şekilde çoğalıyor. Uzmanlara göre bu süreç, hücrelerin fotokopi makinesi gibi sürekli çoğalmasına benzetiliyor ve programlı hücre ölümünün devre dışı kalmasıyla devam ediyor.

Akciğer kanserinde 'Erken kalkan yol alır': 100 kişiden 4’ü taramayla kurtuluyor
Akciğer kanserinde 'Erken kalkan yol alır': 100 kişiden 4’ü taramayla kurtuluyor
İçeriği Görüntüle

Akıllı ilaçların çalışma mekanizması

Akıllı ilaçların temel prensibi, hastalıklı hücreyi hedef alarak sağlıklı hücreleri mümkün olduğunca korumaktır. Bu ilaçlar bazı durumlarda doğrudan tümör hücresini değil, onu besleyen damarları hedef alarak tümörün beslenmesini keser ve hücrenin yok olmasına yol açar. Geleneksel kemoterapide saç, tırnak ve kemik iliği gibi hızlı çoğalan hücreler de etkilenebilirken, akıllı ilaçlarda hedefe yönelik etki ön plana çıkmaktadır. Ayrıca bazı tedaviler kanser hücresine “programlı hücre ölümünü” yeniden hatırlatmayı amaçlamaktadır.

Genetik farklılıkların tedavi başarısına etkisi

Akıllı ilaçların etkinliği, kanser türünden çok genetik mutasyonlara bağlı olarak değişebilmektedir. Açıklamalara göre bu tedaviler akciğer kanserlerinin yaklaşık yüzde 10 ila 15’inde etkili olurken, bazı ülkelerde genetik farklılıklar nedeniyle bu oran yüzde 25 ila 30 seviyelerine çıkabilmektedir. Hiç sigara kullanmamış kadın hastalarda ise başarı oranı yüzde 50 ila 60’a kadar ulaşabilmektedir. Bu durum, tedavinin kişiye özel genetik yapıya göre planlanmasının önemini ortaya koymaktadır.

Hedefe yönelik tedavinin gelişimi

Hedefe yönelik tedavi yaklaşımı 2000’li yılların başına dayanmaktadır. 2003 yılında lösemide hastalığa neden olan yapısal bozukluğun tespit edilmesiyle geliştirilen tedavi, önemli bir dönüm noktası olmuştur. 2007’de ise akciğer kanserinde EGFR mutasyonuna yönelik geliştirilen tablet ilaçlarla kemoterapiye gerek kalmadan tümör gerilemesi gözlemlenmiştir. Günümüzde tedavi uygunluğu kanser türünden ziyade mutasyon tipine göre belirlenmekte ve genetik testlerle kısa sürede sonuç alınabilmektedir.

1–7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında yapılan değerlendirmeler, kanser tedavisinde klasik yöntemlerin yanı sıra hedefe yönelik tedavilerin de giderek önem kazandığını ortaya koymaktadır. Uzmanlar, genetik analizlerin yaygınlaşmasıyla birlikte kişiye özel tedavi yaklaşımlarının daha fazla kullanılacağını ifade etmektedir.

Uzman değerlendirmeleri, kanser tedavisinde akıllı ilaçların hem mekanizma hem de başarı oranı açısından önemli bir dönüşüm sunduğunu göstermektedir. Genetik temelli yaklaşımlar sayesinde tedavi süreçlerinin kişiselleştirilmesi, gelecekte daha etkili ve hedefe yönelik sonuçlar elde edilmesine zemin hazırlamaktadır.

Kaynak: Basın Bülteni