Kulak çınlamasının tek başına bir hastalık olmadığını vurgulayan uzmanlar, bu şikâyetin birçok farklı sağlık sorununun belirtisi olabileceğine dikkat çekiyor. Uzun süre devam eden çınlamalarda yalnızca kulak muayenesinin yeterli olmayabileceğini belirten uzmanlar, altta yatan nedenin belirlenmesi için kapsamlı değerlendirme yapılması gerektiğini ifade ediyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, kulak çınlamasının nedenleri, tedavi yöntemleri ve yaz aylarında kulak sağlığını korumaya yönelik öneriler hakkında açıklamalarda bulundu.
Kulak çınlaması farklı seslerle kendini gösterebilir
Kulak çınlamasının (tinnitus) tek başına bir hastalık olmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Birçok farklı sağlık sorununun belirtisi olabilir. Uzun süren çınlamalar mutlaka uzman tarafından değerlendirilmeli.” dedi.
Toplumda kulak çınlamasının yalnızca ince bir zil sesi olarak düşünüldüğünü belirten Rahimi, kişinin duyduğu ancak çevresindekilerin duymadığı uğultu, vızıltı, kalp atışı sesi ya da farklı karakterdeki seslerin de tinnitus kapsamında değerlendirildiğini söyledi.
Tanı için kapsamlı inceleme gerekebilir
İşitmenin dış kulaktan başlayıp beyne kadar uzanan karmaşık bir sistemle gerçekleştiğini hatırlatan Rahimi, bu sistemin herhangi bir noktasındaki sorunun kulak çınlamasına neden olabileceğini belirtti.
Özellikle altı aydan uzun süren çınlamaların kronik tinnitus olarak değerlendirildiğini kaydeden Rahimi, şu ifadeleri kullandı:
“Bu durumda ayrıntılı inceleme yapılması önem taşır. Kulak çınlamasının nedenini belirlemek için yalnızca kulak muayenesi yeterli olmayabilir. Tanı sürecinde; dış kulak yolu ve kulak zarı muayenesi, işitme testi (odyometri), orta kulak fonksiyon testleri, işitme sinirinin değerlendirilmesi, beyin görüntülemesi (MR), kan tahlilleri ve tansiyon değerlendirmesi, gerektiğinde nöroloji, dahiliye ve psikiyatri değerlendirmesi yapılabilir. Tinnitus değil, altında yatan neden araştırılır. Kulak kiri, kulak zarı deliği, orta kulak hastalıkları, işitme kaybı, yüksek tansiyon, iç kulak hastalıkları ve bazı nörolojik problemler tinnitusa neden olabilir.”
Gürültüye maruz kalanlarda daha sık görülüyor
Kulak çınlamasının özellikle sensörinöral işitme kaybının erken belirtilerinden biri olabileceğine işaret eden Rahimi, uzun yıllar yüksek sese maruz kalan kişilerde bu durumun daha sık görüldüğünü söyledi.
Askerlikte silah kullananlar, gürültülü fabrikalarda çalışanlar ve uzun süre yüksek sese maruz kalan kişilerde özellikle 4 bin Hz civarında işitme kaybı gelişebildiğini belirten Rahimi, bu tabloya çoğu zaman kulak çınlamasının da eşlik ettiğini ifade etti.
Tedavi altta yatan nedene göre planlanıyor
Kulak çınlamasının tedavisinin nedenine göre değiştiğini vurgulayan Rahimi, kulak kiri, dış kulak yolu enfeksiyonu, kulak zarı sorunları veya orta kulak hastalıklarının ilaç ya da cerrahi yöntemlerle tedavi edilebildiğini söyledi.
Kalıcı işitme kaybına yol açan bazı enfeksiyonlar, gürültüye bağlı işitme hasarı ve bazı iç kulak hastalıklarında ise oluşan hasarın tamamen geri döndürülemeyebileceğini dile getirdi.
Ses terapileri ve TMU/TMS yöntemi uygulanabiliyor
Tedavide yalnızca çınlamayı azaltmanın değil, beynin bu sese alışmasını sağlamanın da hedeflendiğini belirten Rahimi, beynin zamanla bazı sesleri arka plana atabildiğini ifade etti.
“Beyin zamanla bazı sesleri filtreleyebilme özelliğine sahip.” diyen Rahimi, psikiyatrik destek, ses terapileri ve beyaz gürültü uygulamalarının özellikle gece belirginleşen çınlamalarda hastaların rahatlamasına katkı sağlayabileceğini söyledi.
Son yıllarda bazı merkezlerde uygulanan transkraniyal manyetik uyarım (TMU/TMS) yöntemine de değinen Rahimi, “Bu yöntem uygun hastalarda beyin bölgelerini uyararak iyileşme sürecini desteklemeyi amaçlar. Ancak tedavinin etkisi hemen ortaya çıkmaz. Sinir dokusunun yeniden yapılanması aylar sürebilir.” dedi.
İnternette yer alan bilimsel dayanağı olmayan uygulamalara karşı da uyarıda bulunan Rahimi, “Amaç çınlamayı bastırmak değil, nedenini ortaya çıkarmaktır. Uzun süren kulak çınlamalarında mutlaka Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulmalıdır.” ifadelerini kullandı.
Yaz aylarında kulak çubuğu kullanımına dikkat
Yaz döneminde dış kulak yolu enfeksiyonlarının daha sık görüldüğünü belirten Rahimi, kulak çubuğunun sanılanın aksine kulağa zarar verebildiğini söyledi.
Kulak kirinin doğal bir koruyucu tabaka olduğunu vurgulayan Rahimi, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Kulak çubuğu kiri dışarı çıkarmak yerine daha derine iter ve koruyucu yağ tabakasını da ortadan kaldırır. Bu doğal koruyucu tabakanın kaybolmasıyla birlikte deniz ve havuz suyunda bulunan bakteri ve mantarların dış kulak yolunda kolayca enfeksiyon oluşturabilir. Yaz aylarında sık görülen bu tabloya ‘yaz otiti’ adı verilir.
Yaz boyunca kulak sağlığını korumak için; kulak çubuğu kullanmayın, kulağınızı kurcalamayın ve kaşımayın, kulak içine yabancı cisim sokmayın, deniz veya havuz sonrasında kulak hijyenine dikkat edin. Bu basit önlemler sayesinde yaz aylarında dış kulak yolu enfeksiyonları büyük ölçüde önlenebilir.”





