Böbrek hastalıkları, dünya genelinde giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Güncel verilere göre yaklaşık 850 milyon kişi böbrek hastalığıyla yaşıyor. Uzmanlara göre hatalı yaşam alışkanlıkları ve çevresel etkenler, önümüzdeki yıllarda bu sayının daha da artmasına yol açabilir. Türkiye’de ise yaklaşık 7,5 milyon kişinin kronik böbrek hastası olduğu belirtiliyor. Bu oran, neredeyse her 6–7 erişkinden birine karşılık geliyor.
Kronik böbrek hastalığı çoğu zaman belirti vermeden ilerlediği için geç fark ediliyor ve geri dönüşü olmayan sonuçlara neden olabiliyor. İlerleyen vakalarda tablo böbrek yetmezliğine kadar gidebiliyor. Bu yönüyle hastalık, dünyada ölüme yol açan nedenler arasında giderek üst sıralara tırmanıyor.
Acıbadem Altunizade Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, düzenli kontrol ve koruyucu yaklaşımın hayati önem taşıdığını belirterek, “Sağlıklı beslenmek, yeterli sıvı almak, tuz tüketimini azaltmak, ilaç ve takviye ürünlerini doktor kontrolünde kullanmak, tansiyon ve kan şekeri için hekim takibinde olmak, böbreklerimizin uzun yıllar sağlıklı çalışmasını sağlayabilmektedir. Ayrıca, erken teşhis için yılda bir kez rutin ultrason taraması yapılması da son derece önemlidir” diyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, böbrekler üzerinde hasar oluşturan başlıca riskleri ve korunma yollarını anlattı.
Diyabet böbrek hasarının başlıca nedeni
Diyabet, hem dünyada hem Türkiye’de böbrek hastalıklarının en sık nedeni olarak gösteriliyor. Araştırmalar, tip 2 diyabet hastalarının yüzde 30–40’ında böbrek hasarı geliştiğini ortaya koyuyor. Uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, böbreğin süzme işlevini yapan damar yapısında bozulmaya yol açıyor ve diyabetik nefropati gelişebiliyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, tedavi edilmeyen hasarın diyaliz ve nakil gereksinimine kadar ilerleyebildiğini vurguluyor.
Önlemek için: Kan şekerinin hedef aralıkta tutulması ve düzenli kan–idrar testleriyle erken bulguların izlenmesi gerekiyor. Uzmanlar, erken tanı ve doğru tedaviyle böbrek yetmezliğinin geciktirilebildiğini hatta önlenebildiğini belirtiyor.
Hipertansiyon böbrekleri sessizce yıpratıyor
Kontrol altına alınmayan hipertansiyon, kronik böbrek hastalığı riskini 3–4 kat artırıyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, toplumda tansiyon hastalığının yaygın olmasına karşın yeterince ciddiye alınmadığını belirterek, “Günümüzde her 3 erişkinden 1’i tansiyon hastasıdır. Hastaların önemli bir kısmı ya tanı almamıştır ya da tedavisini düzenli olarak sürdürmemektedir. Bu durum, hipertansiyonu böbrekler için en tehlikeli risk faktörlerinden biri haline getirmektedir. Çünkü, uzun süre yüksek seyreden tansiyon, tüm damarlarda olduğu gibi böbrek damarlarında da hasara yol açmaktadır” diye konuşuyor.
Önlemek için: Düzenli tansiyon ölçümü, tuz kısıtlaması ve tedaviye uyum büyük önem taşıyor.
Aşırı tuz tüketimi riski büyütüyor
Fazla tuz tüketimi, önlenebilir risk faktörleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Türkiye’de günlük tuz tüketiminin önerilen miktarın yaklaşık üç katı olduğu belirtiliyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, “Tuz alımının artması, vücutta sıvı dengesinin bozulmasına ve tansiyonun yükselmesine neden olmaktadır. Bu durum, özellikle tansiyon ve böbrek hastalarında ciddi bir risk oluşturmaktadır” uyarısında bulunuyor. Tuzun türünün değil miktarının belirleyici olduğunu vurgulayan Uçar, “Böbrek sağlığı açısından belirleyici olan tuzun çeşidi değil, tüketilen miktarıdır. Bilimsel çalışmalar, tuz tüketiminin azaltılmasının kan basıncını düşürdüğünü ve böbrek fonksiyon kaybının ilerlemesini yavaşlattığını göstermektedir” diyor.
Önlemek için: Günlük tuz tüketiminin azaltılması öneriliyor.
Takviye ürünler kontrolsüz kullanıldığında zararlı olabiliyor
Vitamin, mineral, protein tozu ve kreatin gibi takviyelerin gereksiz ve denetimsiz kullanımının böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebildiği belirtiliyor. Çalışmalar, bu ürünleri kullananların yüzde 10–20’sinde böbrek testlerinde klinik olarak anlamlı değişiklik görülebildiğini ortaya koyuyor. Uzun süreli kullanımın sağlıklı kişilerde bile hasara yol açabileceği ifade ediliyor.
Önlemek için: Takviyelerin yalnızca gerçek ihtiyaç halinde ve hekim önerisiyle kullanılması gerekiyor.
Obezite böbreklerin yükünü artırıyor
Obezite, böbrek hastalığı görülme sıklığını 1,5–2 kat artırıyor. Her 5 kiloluk artışın kronik böbrek yetmezliği riskini yüzde 20–30 yükselttiği belirtiliyor. Aşırı kilo; doğrudan filtre yükü ve yağ birikimiyle, dolaylı olarak da hipertansiyon, insülin direnci ve inflamasyon üzerinden böbreklere zarar veriyor.
Önlemek için: Dengeli beslenme ve ideal kilo aralığında kalmak temel korunma adımları arasında yer alıyor.
Ağrı kesiciler bilinçsiz kullanıldığında tehlikeli
Yaygın kullanılan ağrı kesiciler, böbrek dolaşım mekanizmasını etkileyerek hem akut hem kronik böbrek yetmezliğine yol açabiliyor. Kısa süreli ve kontrolsüz kullanımın bile ciddi sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor. Risk özellikle diyabet ve hipertansiyon hastalarında artıyor.
Önlemek için: Ağrı kesicilerin hekim önerisiyle, uygun doz ve sürede kullanılması gerekiyor.
Sigara böbrek damarlarına zarar veriyor
Sigara dumanındaki zararlı maddeler böbrek damarlarında işlev bozukluğuna yol açabiliyor ve doğrudan doku hasarı oluşturabiliyor. Araştırmalar, sigara içenlerde kronik böbrek hastalığı riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, “Özellikle diyabet ve hipertansiyon gibi ek risk faktörleri olan hastalarda sigaranın böbrekler üzerindeki olumsuz etkisi daha belirgin hale gelmektedir ve son dönem böbrek yetmezliği gelişimi hızlanmaktadır” diyor.
Önlemek için: Sigaraya başlanmaması ve kullanılıyorsa bırakılması öneriliyor.





