Uzmanlar, mamografi ve ultrasonografinin birbirinin alternatifi olmadığını vurguluyor. Meme kanseri farkındalığında düzenli kontrollerin önemi sıkça vurgulanırken, meme sağlığının değerlendirilmesinde her kişi için aynı görüntüleme yönteminin kullanılmadığına dikkat çekiliyor. Yaş, meme dokusunun yapısı, mevcut yakınmalar ile aile ve kişisel öykü, değerlendirme sürecinde belirleyici olabiliyor.

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Tanısal Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aresh Soudmand, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında mamografi ve ultrasonografinin kullanım alanlarına ilişkin bilgiler verdi.

Mamografi ve ultrason farklı amaçlarla kullanılıyor

1790919843 Meme Kanseri

Meme görüntülemesinde mamografi ve ultrasonografinin aynı işlevi görmediğini belirten Uzm. Dr. Aresh Soudmand, hangi yöntemin kullanılacağına kişinin özellikleri ve mevcut bulgular doğrultusunda karar verildiğini ifade etti.

“Her görüntüleme yönteminin meme değerlendirmesinde farklı bir yeri vardır. Mamografi özellikle tarama programlarının temel görüntüleme yöntemlerinden biridir. Ultrasonografi ise belirli klinik durumlarda meme dokusunun ve saptanan bulguların değerlendirilmesinde kullanılabilir. Hangi yöntemin gerekli olduğuna kişinin yaşı, yakınmaları, muayene ve önceki görüntüleme bulguları gibi faktörler birlikte değerlendirilerek karar verilir.”

Yoğun meme dokusu tek başına hastalık değil

Mamografi raporlarında yer alan “yoğun meme dokusu” ifadesinin de tek başına bir hastalık veya kanser anlamına gelmediği belirtiliyor. Ancak yoğun meme dokusu, mamografide bazı bölgelerin değerlendirilmesini zorlaştırabiliyor.

Uzm. Dr. Aresh Soudmand, bu durumda değerlendirme sürecinin kişinin yaşı, klinik bilgileri ve önceki tetkikleriyle birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.

“Bir mamografi raporunda yoğun meme dokusundan söz edilmesi tek başına olumsuz bir bulgu olarak yorumlanmamalıdır. Burada önemli olan görüntülerin kişinin yaşı, klinik bilgileri ve varsa önceki tetkikleriyle birlikte değerlendirilmesidir. Ek görüntüleme gerekip gerekmediği de bu bütüncül değerlendirme sonucunda belirlenir”

Her meme kitlesi kanser anlamına gelmiyor

Memede fark edilen her değişikliğin kanser olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Kistler ve diğer iyi huylu değişiklikler de memede kitle veya farklılık şeklinde hissedilebiliyor.

Bununla birlikte yeni fark edilen bir kitlenin yalnızca elle değerlendirilerek niteliğinin anlaşılması mümkün olmayabiliyor. Bu nedenle gerekli durumlarda klinik değerlendirme ve görüntüleme yöntemlerinden yararlanılıyor.

Uzm. Dr. Aresh Soudmand, yeni ortaya çıkan değişikliklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Yeni fark edilen bir kitlenin ‘nasıl olsa iyi huyludur’ düşüncesiyle göz ardı edilmesi de her kitlenin kötü huylu olduğunun düşünülmesi de doğru değildir. Yeni gelişen veya devam eden bir değişiklik tıbbi olarak değerlendirilmelidir”

Çocukların kantin alışkanlıkları için kritik uyarı!
Çocukların kantin alışkanlıkları için kritik uyarı!
İçeriği Görüntüle

Meme ucu akıntısında ayrıntılı değerlendirme

Meme ucundan gelen akıntının da farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabileceği belirtiliyor. Hormonal değişiklikler ve iyi huylu meme hastalıkları bunlar arasında yer alabiliyor.

Özellikle kendiliğinden gelişen, tek memeden veya tek bir kanaldan gelen ve kanlı özellik gösteren akıntıların ise daha ayrıntılı değerlendirme gerektirebileceği ifade ediliyor. Uygulanacak görüntüleme yöntemi kişinin yaşı ve klinik bulgularına göre belirleniyor.

Uzm. Dr. Aresh Soudmand, meme ucundan gelen akıntının tek başına kanser göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, ancak yeni gelişen ve devam eden değişikliklerin göz ardı edilmemesinin önem taşıdığını vurguladı.

Şikayet olmaması kontrolleri gereksiz kılmıyor

Meme kanseri taramalarının temel amacı, henüz herhangi bir belirti ortaya çıkmadan hastalıkların erken dönemde saptanabilmesine olanak sağlamak. Bu nedenle kişinin kendisini iyi hissetmesi veya memesinde herhangi bir değişiklik fark etmemesi, yaşına ve risk durumuna uygun kontrollerin önemini ortadan kaldırmıyor.

Tarama ile tanısal değerlendirme arasındaki ayrıma da dikkat çekiliyor. Herhangi bir yakınması bulunmayan kişilerde tarama uygulanırken, memede yeni bir kitle, şekil değişikliği, ciltte farklılaşma veya olağan dışı meme ucu akıntısı gibi bulgular ortaya çıktığında kişiye özel klinik değerlendirme yapılması gerekiyor.

Uzm. Dr. Aresh Soudmand, meme sağlığında doğru kişinin doğru zamanda uygun yöntemle değerlendirilmesinin önemini şu sözlerle aktardı:

“Meme sağlığında önemli olan yalnızca belirli bir görüntüleme yöntemini yaptırmak değil, doğru kişinin doğru zamanda ve uygun yöntemle değerlendirilmesidir. Farkındalık da kişinin kendi normalini bilmesi, yeni gelişen değişiklikleri önemsemesi ve yaşına ve bireysel risk durumuna uygun sağlık kontrollerini sürdürmesi ile başlar”

Kaynak: Basın Bülteni