İzmir’in Menemen ilçesi Koyundere Mahallesi’nde “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi” kapsamında zemin + 4 kat ve 22 bağımsız bölüm olarak kararlaştırılan yapı, Menemen Belediyesi’nin 27 Mart 2024 tarihli yapı ruhsatıyla bodrum + zemin + 9 kat olmak üzere toplam 11 kata ve 53 daireye dönüştürüldü.
İtirazlar sonuçsuz kaldı, dosya mahkemeye taşındı
Arsa sahibinin belediyeye yaptığı itirazların cevapsız kalması üzerine konu İzmir 2. İdare Mahkemesi’ne taşındı. Mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi heyeti, yapılaşmada ciddi usulsüzlükler tespit etti.
Emsal değerin üç kat aşıldığı belirlendi
Cumhuriyet’in haberine göre bilirkişi raporunda, bölgede yasal emsal değerinin 1.20 olmasına rağmen bu sınırın yaklaşık üç kat aşıldığı belirtildi. Sözleşmede yer alan daire sayısının iki katından fazla artırıldığı, yasal olarak 964 metrekare olması gereken inşaat alanının yaklaşık 2 bin 935 metrekareye çıkarıldığı kaydedildi.
İmar belgesi hukuken sakat bulundu
Raporda ayrıca, yapı ruhsatına dayanak teşkil eden imar durum belgesinin tarih ve sayı içermediği, bu nedenle belgenin “hukuken sakat” olduğu değerlendirmesi yapıldı.
Mahkemeden ‘kent suçu’ vurgusu
İzmir 2. İdare Mahkemesi, bilirkişi raporundaki tespitlere dayanarak “mülkiyet hakkı ihlali ve kent suçu” işlendiğini belirtti. Yüzde 90’ı tamamlandığı ifade edilen inşaat için durdurma kararı verildi.
İtiraz reddedildi, karar kesinleşti
Menemen Belediyesi ve müteahhit firmanın karara yaptığı itiraz, İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi tarafından “kararın usul ve hukuka uygun olduğu” gerekçesiyle kesin olarak reddedildi.
Avukat: Asıl mesele kent düzeni
Kararın ardından belediyenin inşaatı mühürlemesi gerekirken herhangi bir işlem yapılmadığını ve inşaatın sürdüğünü ifade eden avukat Heval Yıldız, şu değerlendirmede bulundu:
“Bu dosyada mesele yalnızca bir bina ya da bir parsel meselesi değildir. Asıl sorun, Menemen’de yürürlükte bulunan imar planlarının ve planlama esaslarının uygulamada göz ardı edilmesi, emsal ve yapılaşma koşullarının aşılması suretiyle kent düzenini doğrudan etkileyen bir yapılaşma pratiğinin ortaya çıkmış olmasıdır.”
Yıldız, imar mevzuatı ve mülkiyet hakkının yok sayılmasının telafisi mümkün olmayan zararlar doğuracağını belirterek, idari yargı kararının Menemen açısından “kent hukuku ve imar planları” bakımından büyük önem taşıdığını vurguladı.




