Güncel veriler, dünya çapında evcil kedi sayısının 650 milyona ulaştığını ve yaklaşık 530 milyon olduğu tahmin edilen köpek sayısını geride bıraktığını ortaya koyuyor. Kentleşme, pandemi deneyimi, yalnızlık ve dijital kültür gibi etkenler, kedileri modern yaşamın en çok tercih edilen evcil hayvanı hâline getiriyor.
Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, 17 Şubat Dünya Kediler Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, bu artışın geçici bir eğilimden çok yaşam tarzlarındaki dönüşümün doğal bir sonucu olduğunu belirtti.

Kentleşme kedileri öne çıkarıyor

Kent yaşamının yaygınlaşmasıyla birlikte daha küçük yaşam alanlarının öne çıktığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, apartman daireleri ve kompakt evlerin bakım gereksinimleri yüksek hayvanları zorlaştırdığını söyledi.
“Kedilerin daha az alana ihtiyaç duymaları, düzenli dışarı çıkarılma zorunluluğunun olmaması ve sessiz yapıları, onları özellikle şehir sakinleri için ideal bir seçenek hâline getiriyor.” ifadelerini kullandı.

Pandemi süreci dönüm noktası oldu

COVID-19 pandemisinin kedi sahipliğindeki artışta önemli bir kırılma yarattığını vurgulayan Çevreli, salgının ilk dönemlerinde virüsün evcil hayvanlarla ilişkisine dair endişeler yaşandığını, ancak virüsün ağırlıklı olarak insan–insan temasıyla yayıldığının anlaşılmasıyla bu kaygıların azaldığını belirtti.
Uzun süreli karantinalar sırasında evlerin yaşamın merkezi hâline geldiğini ifade eden Çevreli, kedilerin bu süreçte sakin ve sürekli bir eşlikçi rolü üstlendiğini söyledi. Pandemi sonrası dönemde sahiplenme oranlarının yüksek seyretmesi ise bu eğilimin kalıcı olduğunu gösteriyor.

Yalnızlığa karşı psikolojik destek

Evden çalışma modelinin yaygınlaşmasıyla yalnızlık ve sosyal izolasyon duygusunun arttığını belirten Çevreli, evcil hayvanların sunduğu duygusal desteğin daha da önem kazandığını dile getirdi.
“Kediler, mırıltıları ve fiziksel temas yoluyla sağladıkları sakinleştirici etkiyle, özellikle yalnız yaşayan bireyler için güçlü bir psikolojik destek kaynağı olarak öne çıkıyor.” dedi.

Beyne elektrik vererek bencillik silinebilir mi? Zürih Üniversitesi’nden çarpıcı araştırma
Beyne elektrik vererek bencillik silinebilir mi? Zürih Üniversitesi’nden çarpıcı araştırma
İçeriği Görüntüle

Bağımsız ama sevgi dolu yol arkadaşları

Kedilerin apartman yaşamına uyumunun tercih edilmelerinde belirleyici olduğunu vurgulayan Çevreli, köpeklere kıyasla daha bağımsız olmalarının ve uzun süre yalnız kalabilmelerinin yoğun tempolu yaşam süren bireyler için avantaj sağladığını ifade etti.

“Bu bağımsızlık, kedilerin daha az sevgi dolu olduğu anlamına gelmese de onları daha az talepkâr birer yol arkadaşı hâline getiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Dijital kültür de etkili

Sosyal medya ve dijital kültürün de kedi sahipliğinin yaygınlaşmasına katkı sunduğunu belirten Çevreli, kedilerin sevimli halleri ve beklenmedik davranışlarıyla internet kültürünün en popüler içerikleri arasında yer aldığını söyledi.
Bu görünürlüğün yalnızca eğlence sunmakla kalmadığını, aynı zamanda kedi sahipliğini ulaşılabilir ve normal bir yaşam pratiği olarak yaygınlaştırdığını vurguladı.

Ruh sağlığına katkı sağlıyor

“Araştırmalar, kedi sahibi olmanın stres ve kaygıyı azaltabildiğini, yalnızlık hissini hafiflettiğini ve genel yaşam doyumunu artırabildiğini gösteriyor.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, bu bulguların kedilerin yalnızca birer evcil hayvan değil, ruh sağlığını destekleyen önemli birer yaşam arkadaşı olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.
Uzmanlara göre kedi sahipliğindeki artış, geçici bir hevesten ziyade değişen yaşam tarzlarının doğal bir yansıması. Çevreli, “Daha küçük evler, daha yoğun iş hayatları ve daha sınırlı sosyal temasın olduğu bir dünyada, kediler sessiz ama güçlü varlıklarıyla modern insanın hayatında kalıcı bir yer edinmeye devam edecek gibi görünüyor.” sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.

Kaynak: BASIN BÜLTENİ