Cephelerde mermiler tükenecekti belki ama yüreklerdeki inanç hep yanacaktı. İşte tam o günlerde milletin ruhunu ayağa kaldıracak bir şiir için ödüllü bir yarışma düzenlendi. 7/24 şiir gönderildi ve Eğitim Bakanlığı bu şiirleri inceledi; fakat İstiklal Marşı olabilecek bir eser bulamadı.

Milletin Kalbindeki Susmayacak (2)

Bunun üzerine Hamdullah Suphi Bey, Mehmet Akif Ersoy’a bir davet mektubu yazdı. Mehmet Akif’e göre vatanın bağımsızlığı para ile ölçülemezdi; ancak bazı şartlarla yarışmaya katılmayı kabul etti. “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” dedi; vatan uğrunda ailesinden, hayallerinden ve geleceğinden uzak kalmayı, belki de hiç kavuşamamayı göze alan askere seslendi. Onlara karşı olan sonsuz güvenini ve inancını bu sözleriyle gösterdi. “Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.” Vatan ocaktı, yuvaydı bu millet için. Tüten ocak ise vatan uğruna yanmaya hazır olan Türk milletinin içindeki kor gibi ateşti. Vatan sevgisiyle yurdu ayakta tutacak ve sönmeyecekti.

“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüdâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda” dedi Mehmet Akif.

Bu sözler sadece Mehmet Akif’in yazdıkları değil; bastığımız toprağın altında kefensiz yatan, hayatını ve sevdiklerini feda eden, her şeyini alsın ama vatanından ayırmasın diye Allah’a yalvaran yüzlerce şehidin haykırışlarının vatana yeminiydi.

Mustafa Kemal Anadolu Lisesi |  Yolunu Kaybeden Kırlangıç
Mustafa Kemal Anadolu Lisesi | Yolunu Kaybeden Kırlangıç
İçeriği Görüntüle

En sonunda ise bayrağa seslendi; dökülen kanların hepsini helal edip, “Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal!” sözleriyle şiirini noktaladı. Bunca savaş, hüzün ve acıdan sonra özgürlüğün; vatanın ve bayrağın en büyük hakkı olduğunu söyledi. Zaferden önce gelen bir zafer ilanı olan bu sözler, Mehmet Akif’in inancını ve güvenini yansıtıyordu. Bu inancın bir daha aynı şartlarda yazılamayacağını ise “O şiir bir daha yazılamaz, onu ben de yazamam; onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım.” sözleriyle ifade etti ve dua edercesine, “Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın.” dedi.

Şiir önce Batı Cephesi Komutanlığına gönderildi ve büyük beğeni toplayarak gazetede yayımlandı. Ardından 12 Mart 1921’de Mustafa Kemal Atatürk’ün başkanlığını yaptığı oturumda ön elemeyi geçen yedi şiir tartışmaya açıldı. Mehmet Akif’in şiiri okunduğunda milletvekilleri büyük bir heyecana kapıldı; diğer şiirlerin okunmasına gerek görülmedi. Mehmet Akif ise ödülü kabul etmeyip bağışladı.

Bu marş, sadece Kurtuluş Savaşı’nda askerin millî ruhunu canlandırmakla kalmadı; her okunduğunda tüyleri diken diken eden bir geçmişi unutulmaz kıldı. Çünkü bu artık bir şiir değil, milletin kalbinde susmayacak sesiydi.

Miray Bayram 11/C

Kaynak: Haber Merkezi