Nurefşan Yaykal, Tire’nin asırlık beledi dokumasını yaşatmaya devam ediyor!
Tire’nin 500 yıllık kültürel mirası Beledi dokuma, beşinci kuşak temsilcisi Nurefşan YAYKAL ile yeniden hayat buluyor. İşte gelenekten geleceğe uzanan bu eşsiz zanaatın hikâyesi…
A.U: Bize kendinizi tanıtabilir misiniz?
N.Y: İsmim Nurefşan Yaykal, Tire'de doğdum, şu an 33 yaşındayım. Dokumacı bir ailede büyüdüm. Beşinci kuşak Beledi dokuma ustasıyım. Benim doğduğum evde annem, anneannem, dedem dokuma ile ilgilenirlerdi. Beledi dokumacılığı bizim aile geleneğimiz. Ben bu mesleği çok uzun bir süre hobi olarak yaptım. Beş sene önce Tire’de bir atölye açmaya karar verdim ve tasarım, üretim, tanıtım gibi süreçleri aktif olarak yürütmeye başladım. Beledi dokumayı ilk başta Tire'ye bile anlatmakta zorluk çektim. Özel bir iş olduğu için her kesime hitap etmiyordu.
A.U: Beledi dokumanın geçmişinden bahsedebilir misiniz?
N.Y: Geçmişte her evde bir dokuma tezgâhı olurmuş insanlar geçimlerini o şekilde sağlarlarmış ancak fabrikalaşma ile birlikte insanlar fabrikalarda çalışmaya başlamış. Dokumacılık yavaş yavaş kaybolma sürecine girerken yalnızca dedem bu mesleği sürdürme düşüncesindeymiş. Bu süreç içerisinde dedem öğrenci yetiştiriyor, öğrenmek isteyenlere öğretiyormuş fakat her öğrenen bu mesleğin zorluğundan dolayı bir süre sonra bırakıyormuş. Tüm zorluğuna rağmen dedem bu mesleğin unutulmaması adına azimle çalışmaya devam etmiş. Kışın kumaşları dokur, yazın ise gelen turistlere satarmış. Bu şekilde mesleği yaşatmaya devam etmiş.
A.U: Beledi dokumayı diğer dokuma türlerinden ayıran özellikleri nelerdir?
N.Y: Beledi dokumanın sistemi karışık ve komplike bir sistem. Onu zor yapan şeyler teknik özelliklerinin fazla olması, jakarlı ve iki katlı kumaşlardan dokunabiliyor olması. Beledi dokuma sistemi içerisinde 24 çerçeve, 13 ayak maymuncuk sistemi, 1300 çözlü ipiyle birlikte dünyada yalnızca Tire’de bulunan bir dokuma türü Beledi Dokuma.
F.Z.K: Geçmişten günümüze bu sanatta sizin değiştirdiğiniz veya yenilediğiniz herhangi bir nokta var mı?
N.Y: Kendi motifimi tasarladım. Bugüne kadar hiç kullanılmamış desenlerde kumaşlar ürettim. Bildiğiniz gibi Tire’nin çok fazla kültürel özelliği var. Urgan da bunlardan biri. İstanbul’un fethinde karadan yürütülen gemilerin halatları/urganları da Tire’den gidermiş. Ben de urganı Beledi dokumada kullanmak istedim. İşlenmiş ince ip hâliyle dokumalar yaparak Beledi Dokumayı farklı alanlarda görünür kıldım. O iple dokunan kumaşlar daha sert bir yapıda olduğundan kullanım alanı da genişlemiş oluyordu bu sayede.
A.U: Bildiğimiz kadarıyla yurt dışına da satış yapıyorsunuz peki yurt dışındaki insanların işinize karşı geri dönüşleri nasıl oldu?
N.Y: Kesinlikle burada gördüğümüz ilgi ve değerden çok daha farklı oluyor. En basitinden ticari anlaşmalar konusunda burada çalıştığımız insanlar ile ürün teslimi, ücret alma konusunda sıkıntılar yaşarken yurt dışı ile çalıştığımızda tasarımları yapıp dokumaya başladığımız esnada ürün ücretini göndererek bize konfor sağlıyorlar. Bunu fark ettiğimde hem çok sevinmiştim hem de çok üzülmüştüm. Evet bu bir kültür mirası ancak biz bu işten para kazanamazsak bu mesleği sürdüremeyebiliriz. Bir ürünü yapıp teslim edip aylarca onun parasını almak için koşmak var ve bu aslında bize yapılan bir saygısızlık maalesef ki burada çok karşılaştığımız bir durum. Bir de bir işin henüz daha üretim sürecindeyken ücretini almak var ve bu bizi çok daha fazla motive eden bir durum. Bu sebeple kıymet bilme noktasında yurt dışı ve Türkiye arasında böyle bir fark var.
M.G: Tarihimizde Beledi dokumanın kullanım alanları nerelerde görülmektedir?
N.Y: Beledi dokumanın 500 yıllık bir mazisi var. Yerel halkın çok kullandığı gibi aynı zamanda sarayda da çok kullanılan bir dokuma türüdür Beledi dokuma. Padişah ve yeniçeri kıyafetlerinde, saray perdelerinde hatta bir rivayete göre de Çırağan Sarayı’nın mobilyalarında çok kullanılmıştır. Çünkü iki taraflı, iki katlı ve iki tarafı da desenli kumaşlarla dokuyoruz ve bu kumaşın daha dayanıklı ve uzun ömürlü olmasını sağlıyor. Aynı zamanda saray dokumaları için daha ipek ağırlıklı kumaşlar dokunuyormuş. Beledi dokumanın bu şekilde de çok zengin bir kullanım alanı var, hem saray dokuması hem de halk dokuması olması dolayısıyla.
M.G: Beledi dokumada özellikle kullandığınız veya size özel olan motifler var mı? Bu motifleri nasıl ve nelere uyarlıyorsunuz?
N.Y: Evet, biz bunu bugünümüze uyarlıyoruz. Yani daha sade, daha özgün tasarımlar yapmaya çalışıyoruz. Gençlerin daha çok dikkatini çeksin diye biraz daha böyle... Eskiden bunlar hep yorgan yüzüydü. İşte bu gördüğünüz “Efsat Döşeği” dediğimiz desen mesela, en ağır desenlerden biridir. Genelde bunlar yorgan yüzü olarak kullanılırdı. Ama biz şimdi bunu cüzdan yaptık, aksesuar yaptık, çanta yaptık. Bu şekilde günümüze uyarlıyoruz. Tire’nin urganı meşhurdur biliyorsunuz. Hatta İstanbul’un fethinde kullanılan urganların Tire’den gittiği söylenir. Biz o urganı aldık, Beledi dokumasının içine yerleştirdik. Bu sayede dokuma daha sert, daha tok duruyor. Bu dokumadan Amerikan servisler, runnerlar, çantalar yapıyoruz. Formu bozulmuyor, çok daha kullanışlı oluyor.
M.G: Bize zaman ayırdığınız ve verdiğiniz kıymetli bilgilerden dolayı çok teşekkür ederiz.
N.Y: Ben teşekkür ederim ilginize.
Nurefşan YAYKAL; yalnızca bir kumaşı değil, Tire’nin hafızasını dokumaya devam ediyor. Bugün modern formlara bürünen bu asırlık miras, doğru bir vizyonla birleştiğinde geleneğin asla eskimeyeceğini bizlere gösteriyor.
Azra UYSAL–Merve GÜLÜMSER - Fatma Zehra KIVRAK





