Tam zamanlı ofis düzeninin yerini giderek hibrit modeller alırken, çalışanlar haftanın belirli günlerinde evden, belirli günlerinde ofisten çalışmayı tercih ediyor. Küresel veriler, esnek çalışma sisteminin artık bir ayrıcalık değil, pek çok sektörde standart hale geldiğini ortaya koyuyor. Uzaktan çalışmaya uygun işlerde çalışanların yaklaşık yüzde 45’inin hibrit modelle görev yaptığı, yüzde 12 ile yüzde 28 arasındaki bir kesimin tamamen uzaktan çalıştığı belirtilirken, yalnızca ofisten çalışanların oranı azalsa da hâlâ önemli bir payı oluşturuyor. Kurumların hibrit esnekliği kalıcı hale getirmesi ve çalışanların büyük bölümünün bu modele öncelik vermesi, iş-yaşam dengesi ile verimlilik algısını güçlendiren faktörler arasında gösteriliyor.

Uzmanlar uyardı: Sepete eklemeden önce kendinize bu soruyu sorun
Uzmanlar uyardı: Sepete eklemeden önce kendinize bu soruyu sorun
İçeriği Görüntüle

Hibrit çalışma düzeni, ofislerdeki toplantı ve ortak kullanım alanlarının yeniden ele alınmasını da zorunlu kılıyor. Farklı büyüklüklerde toplantı odalarının hibrit görüşmelere uygun şekilde planlanması; kamera açıları, doğru ışık kullanımı, ses yalıtımı, ekran yerleşimi ve güçlü bağlantı altyapısının daha tasarım aşamasında mimari kurguya dahil edilmesini gerektiriyor. Bu modelde ofisin temel işlevlerinden biri ekipleri bir araya getirerek kurum içi etkileşimi artırmak olarak öne çıkıyor. Bu nedenle kahve noktaları, ortak buluşma alanları, kısa toplantı köşeleri ve informal görüşme alanları artık lüks değil, ofis tasarımının temel ihtiyaçları arasında değerlendiriliyor.

Ofis tasarımlarında esneklik ön plana çıkıyor

Aura Design, hibrit çalışma modelinin yarattığı dönüşümü mimari tasarımın merkezine alarak çalışan deneyimini ve mekânsal esnekliği önceleyen bir yaklaşım benimsiyor. Doğal ışığın etkin kullanımı, akustik konfor, çok amaçlı alan planlaması ve açık-kapalı alan dengesi; verimlilik, çalışan memnuniyeti ve iş birliğini destekleyen temel unsurlar arasında yer alıyor.

Türk Serbest Mimarlar Yönetim Kurulu üyesi ve Aura Design Kurucu Mimarı Filiz Cingi Yurdakul, hibrit çalışma düzeninin ofis tasarımında köklü bir değişim yarattığını vurgulayarak şunları söyledi:

“Günümüzde ofisler artık yalnızca masa başında çalışılan alanlar değil; ekiplerin bir araya geldiği, iş birliğinin güçlendiği, yaratıcılığın desteklendiği ve kurum kültürünün deneyimlendiği mekânlara dönüşüyor. Hibrit modelle birlikte tasarımın odağında esneklik yer alıyor. Ofisler, farklı çalışma senaryolarına göre gün içinde kolayca dönüşebilen, çok amaçlı alanlar olarak planlanmalı. Toplantı odaları, bireysel odaklanma köşeleri, sosyal alanlar ve açık ofis düzenleri bir bütünün parçası gibi ele alınmalı; birbirini tamamlayan bir kurgu içinde tasarlanmalı. Mimar olarak önceliğimiz, mekânın sadece estetik açıdan değil; fonksiyonel, verimli ve çalışan motivasyonunu artıran bir deneyim sunacak şekilde kurgulanması. Bugün ofislerde masa paylaşımı, ortak alan kullanımı ve esnek oturma düzeni gibi yeni pratikler yaygınlaşıyor. Bu nedenle tasarımda, mekânların değişen ihtiyaçlara hızlıca uyarlanabilmesi ve teknolojik altyapıyla desteklenmesi kritik hale geliyor. Teknoloji ile tasarımı birleştiren çözümler, hibrit ofislerin sürdürülebilir ve verimli olmasında belirleyici rol oynuyor.”

Kaynak: Basın Bülteni