Bergama yolculuğu, tarihin en yüksek noktalarından biri olan Akropol’de başlıyor. Akropol Teleferik ile yukarı çıkarken şehri çevreleyen modern yüz aşağıda kalıyor ve binlerce yıllık antik çağın ihtişamı ziyaretçileri karşılıyor. Eşsiz tapınak kalıntıları ve asırlık kütüphane koridorlarının arasında yürürken, Pergamon Antik Kenti’nin mühendislik harikası olan dünyanın en dik antik tiyatrosu tüm heybetiyle ayaklar altına seriliyor. Akropol’ün büyüleyici atmosferinden antik kentin eteklerine inildiğinde ise tarihi çarşının girişindeki asırlık Çınarlı Kahve mola noktası oluyor. Bergama’nın yerel kültürünü yansıtan en özel lezzetlerden biri olan Kozak Cilveli Kahvesi, yolculuğun en keyifli eşlikçilerinden biri. Klasik Türk kahvesinin üzerine dökülen çifte kavrulmuş Kozak çam fıstıkları, her yudumda damakta unutulmaz bir aroma bırakıyor.

Pergamon

Merkeze doğru ilerlendiğinde, devasa mimarisiyle şehre karakterini veren Kızıl Avlu tüm ihtişamıyla yükseliyor. Roma Dönemi’nde Mısır Tanrıları için inşa edilen ve daha sonra Hristiyanlığın Anadolu’daki ilk yedi kilisesinden biri olan bu kırmızı tuğlalı dev yapı, geçirdiği inanç dönüşümleriyle adeta canlı bir tarih laboratuvarı sunuyor.

Topraktan tabağa uzanan kadim Ege lezzetleri

Bergama Cigirtma D5E3A46B

Kızıl Avlu’nun hemen arkasındaki ara sokaklar, Bergama mutfağının kalbine açılıyor. Bölgenin en meşhur zeytinyağlısı olan bol sarımsaklı ve domatesli Bergama Çığırtması, geleneksel Çığırtma Evi’nde taş fırından yeni çıkmış ekşi mayalı, karanfilli ekmekle servis ediliyor. Emeğin ve sabrın tenceredeki bu buluşması, Ege zeytinyağının neden bir kültür olduğunu yeniden kanıtlar nitelikte. Yemek kültürünün ardından rota, Osmanlı’dan bugüne yaşayan canlı bir ticaret merkezi olan Tarihi Arasta Çarşısı’na çevriliyor. Çekiç seslerinin ve geleneksel dükkanların arasında yürürken eski zanaatkarları iş başında izlemek mümkün oluyor.

Göztepe'de Stoilov'dan mesaj: ‘1 ya da 2 futbolcuyla görüşüyoruz!’
Göztepe'de Stoilov'dan mesaj: ‘1 ya da 2 futbolcuyla görüşüyoruz!’
İçeriği Görüntüle

Çarşıdan ayrılmadan önce, meşhur gözenekli yapısı ve yoğun aromasıyla bilinen Bergama Tulum Peyniri’ni tatmak ise buranın yazılmamış bir kuralı. Arasta’nın tam kalbinde, zamanın adeta 1940’larda durduğu Çiçeksever Kebap Salonu nostaljik dekoruyla konuklarını ağırlıyor. Antika eşyaların gölgesinde, yoğun kimyonlu hakiki Bergama köftesi ve özel soslu piyaz ikilisi, sadece bir öğün değil, yarım asırlık bir lezzet mirasının aktarımı anlamına geliyor.

Antik çağın şifa odalarından parşömenin hafızasına

Bergama Asklepion (6)

Şehir merkezinden sadece beş dakika uzaklaştığımızda, tıp tarihinin yazıldığı topraklara, Asklepion Örenyeri’ne geçiliyor. Antik çağın en büyük psikoterapi ve şifa merkezi olan bu komplekste, su sesinin yankılandığı yer altı tünellerinde yürümek ve ilk hekimlerin tedavi yöntemlerini yerinde incelemek, geziye mistik bir hava katıyor.

Yolculuğun son durağı ise tüm bu yürüyüş boyunca basılan topraklardan çıkarılan hazinelerin sergilendiği Bergama Arkeoloji Müzesi oluyor. Helenistik ve Roma dönemine ait eşsiz yontular, heykeller ve bölgenin dünyaya mirası olan parşömen örnekleri, zihinde biriken tarihi yapbozun parçalarını kusursuz bir şekilde birleştiriyor.

Kaynak: Haber Merkezi