Muğla’da görev yapan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. M. Nazım Karalezli, halk arasında “topuk dikeni” olarak bilinen ve özellikle sabah ilk adımda şiddetli ağrıyla ortaya çıkan rahatsızlıkla ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Karalezli, toplumda yaygın olan bazı yanlış uygulamaların iyileşme sürecini uzattığını söyledi.

Sabah yataktan kalkınca topuğa çivi batıyormuş hissiyle tarif edilen ağrının temelinde, ayak tabanındaki bağ dokusunda oluşan hasar bulunduğunu belirten Karalezli, sorunun çoğu zaman yanlış yorumlandığını ifade etti. Plantar fasiit ve buna bağlı gelişen topuk dikeni tablosunda asıl problemin kemik çıkıntısı değil, yumuşak dokudaki zedelenme olduğuna dikkat çekti.

“Diken sebep değil, sonuçtur”

Prof. Dr. Karalezli’den Topuk Dikeni Uyarısı (2)

Ayak tabanında topuktan parmaklara uzanan plantar fasya dokusunun esnekliğini kaybetmesiyle sürecin başladığını vurgulayan Prof. Dr. Karalezli, şu ifadeleri kullandı:

"Diken ağrının sebebi değil, vücudun kendini tamir etmeye çalışırken ortaya çıkardığı bir sonuçtur"

Karalezli, bölgede oluşan mikroskobik yırtıkların onarımı sırasında kalsiyum birikimi görülebildiğini ve bunun da dikensi bir çıkıntı şeklinde görüntü verdiğini belirtti.

En belirgin işaret: Sabah tutukluğu

Hastalığın en tipik bulgusunun sabah saatlerinde hissedilen tutukluk ve ağrı olduğunu aktaran Karalezli, kısa süre yürüyüş sonrası geçici bir rahatlama yaşanabildiğini ancak günün ilerleyen saatlerinde şikâyetlerin yeniden artabildiğini söyledi. Yanlış ayakkabı tercihi, fazla kilo ve sert zemin temasının tabloyu ağırlaştıran faktörler arasında yer aldığını kaydetti.

Yanlış yöntem uyarısı: “Sakın yapmayın”

Toplumda kulaktan dolma yöntemlerin yaygın olduğunu belirten Karalezli, özellikle topuğu sert zemine vurarak dikeni kırmaya çalışma düşüncesine karşı uyardı. Bu tür uygulamaların doku hasarını artırdığını vurgulayarak şu sözleri kullandı:

"Topuğu sert yere vurarak dikeni kırmaya çalışmak gibi çok yanlış inanışlar var. Sakın yapmayın! Bu yöntem oradaki ödemi ve yırtığı artırarak iyileşmeyi geciktirir. Çözüm 'kırmak' değil, o bölgeyi yumuşatmak ve esnetmektir"

Ameliyatsız tedavi çoğu vakada yeterli

Prof. Dr. Karalezli, vakaların büyük bölümünde cerrahi müdahaleye gerek kalmadan iyileşme sağlanabildiğini belirtti. Tedavi sürecinde öne çıkan başlıkları ise şöyle sıraladı:

Egzersiz: Ayağın altını soğuk su şişesiyle yuvarlama ve havlu ile germe hareketleri

ESWT (Şok Dalga): Dışarıdan uygulanan ses dalgalarıyla iyileşmenin desteklenmesi

Ramazan öncesi uzman uyarısı: Metabolizmayı hazırlamak şart
Ramazan öncesi uzman uyarısı: Metabolizmayı hazırlamak şart
İçeriği Görüntüle

Doğru Terlik: Ev içinde çıplak ayakla sert zemine basmamak, yumuşak tabanlı terlik kullanmak

“Diken erimez ama ağrı geçer”

Hastaların en sık sorduğu sorulardan birinin kemik çıkıntının kaybolup kaybolmayacağı olduğunu belirten Karalezli, şu açıklamayı yaptı:

"Oluşan kemik çıkıntısı kendiliğinden erimez. Ancak tedaviyle oradaki iltihap geçince ağrı biter. Dikenin orada durmasının hiçbir zararı yoktur"

Kaynak: İHA