Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, Türkiye’nin 2026 yılının ilk altı ayında yağış rekoru kırdığını söyledi. Yaşar, 2027 yılında ise Mega El Nino kaynaklı yağışların etkili olmasını beklediğini ifade etti.

El Nino’nun okyanus sularındaki ısınma olayı olduğunu belirten Prof. Dr. Yaşar, ısınmanın derecesine göre normal El Nino, Süper El Nino ve Mega El Nino olarak sınıflandırıldığını aktardı. Yaşar, Mega El Nino’nun bilinen son örneğinin 1877’li yıllarda görüldüğünü söyledi.

“Ekim ayının ikinci yarısından sonra çok güzel yağışlar bekleniyor”

Kış aylarının ılık geçeceğini tahmin eden Prof. Dr. Yaşar, önümüzdeki dönemde yoğun yağışlar beklediğini belirtti. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün de Mega El Nino konusunda uyarılarda bulunduğunu söyleyen Yaşar, ihtimallerin yüzde 90’lara çıktığını ifade etti.

İzmir barajlarında aktif doluluk ve depolama verileri netleşti!
İzmir barajlarında aktif doluluk ve depolama verileri netleşti!
İçeriği Görüntüle

Prof. Dr. Yaşar, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Bu sırada müthiş yağışlar alacağız. Ekim ayının ikinci yarısından sonra gerçekten çok güzel yağışlar bekleniyor. Dünya Meteoroloji Örgütü de geçtiğimiz nisan ayından beri Mega El Nino konusunda uyarılarda bulunuyor. İhtimaller önceleri yüzde 40 seviyelerindeyken şu anda yüzde 90'lara çıkmış durumda. Etkisinin dünyanın neresini nasıl vuracağını bekliyoruz ancak Avrupa ve Türkiye adına konuşacak olursam, çok güzel yağışlar alacağımıza ve harika bir dönem yaşayacağımıza inanıyorum”

“2035'lere kadar su sorunu yaşamayız”

Yaşar, yağışların su kaynakları üzerindeki etkisini de değerlendirdi. Türkiye genelinde 2035’lere kadar su sorunu yaşanmayacağını öne süren Yaşar, önümüzdeki 10 yılın 7-8 yılında yağışların ortalama veya ortalamanın üzerinde seyredeceğini belirtti.

İzmir’deki barajların doluluk oranlarına da değinen Prof. Dr. Yaşar, Tahtalı Barajı’nın yaklaşık yüzde 46, Gördes Barajı’nın ise yüzde 30 seviyesinde dolu olduğunu söyledi.

“Türkiye genelinde 2035'lere kadar su sorunu yaşamayız. Önümüzdeki 10 yılın en az 7-8 yılı yağışlar ortalamada ya da ortalamaların üzerinde seyredecektir. Dolayısıyla su sıkıntısı çekmeyeceğiz. Gelecek olan Mega El Nino öncesinde, ana barajımız olan Tahtalı Barajı şu anda yüzde 46 civarında dolu. Tahtalı'dan yüzde 50 daha büyük olan Gördes Barajı ise yüzde 30'lar seviyesinde. Bunlar ciddi rakamlardır. Gerçekten çok güzel su birikti. Bu yıl bu oranlar daha da artacak. Belki yüzde 70-80 seviyelerine çıkacaktır.”

“Kuraklığı geride bıraktık”

2025 yılında kurak dönemin sona ereceğini ve 2026’nın bol yağışlı geçeceğini söylediğini hatırlatan Yaşar, bu öngörüsünün gerçekleştiğini ifade etti. Yaşar, kurak ve sert dönemlerin ardından yağışlı süreçlerin geldiğini belirterek, bunun doğanın kendi içindeki dengesi olduğunu söyledi.

“2025'te de artık kurak dönemin bittiğini ve 2026'nın bol yağışlı geçeceğini söylemiştik ve öyle de geçiyor. Bunlar rastgele doğa olayları değildir, aksine oldukça düzenli doğa olaylarıdır. Sert ve kurak dönemleri mutlaka çok güzel yağışlı dönemler takip eder. Bu bir sistemdir ve doğanın kendi içindeki dengesidir; ortada bir rastgelelik yoktur”

İzmir için altyapı ve çökme uyarısı

Suyun dikkatli kullanılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yaşar, barajların tamamen dolu olması durumunda dahi su tasarrufunun önemini dile getirdi.

“Ne olursa olsun suyumuzu çok dikkatli kullanmamız gerekiyor. Barajlarımız yüzde 100 dolu olsa bile her bir litresini kullanırken çok hassas olmalıyız. Çünkü su varsa devlet vardır; suyun bittiği gün devlet de biter.”

Yoğun yağışların şehir altyapısında sorunlara yol açabileceğini belirten Yaşar, İzmir’in zemin yapısına dikkat çekti. Basmane, Alsancak, Karşıyaka ve Bostanlı gibi bölgelerin geçmişte deniz olan, sonradan doldurulan alanlar olduğunu ifade eden Yaşar, Alsancak ve çevresinde yıllık yaklaşık 2 santimetrelik çökme yaşandığını söyledi.

“İzmir'in Türkiye'deki başka hiçbir kentte olmayan bir özelliği var. İzmir çöken bir kenttir. Basmane, Alsancak, Karşıyaka ve Bostanlı gibi alanlar eskiden deniz olan, sonradan insan eliyle doldurulmuş yerlerdir. Şu anda Alsancak ve civarı yılda yaklaşık 2 santim çöküyor. Bu çok ciddi bir rakamdır. Kent çöktükçe borular da çöküyor ve deniz suyu karanın içine doğru basmaya başlıyor. Geçtiğimiz yıl bunu yaşadık. Alsancak ve Kıbrıs Şehitleri Caddesi bir anda su altında kaldı. Bütün İzmir'in topoğrafya haritası çıkarılmalıdır. Nerenin ne kadar çöktüğü ve ne yapılması gerektiği tespit edilmelidir. Her yıl 2 santim çöktüğümüz için daha da ileri gidecektir”

Kaynak: İHA