Etkinlikte demans, Alzheimer hastalığı ve sağlıklı yaşlanma konuları detaylı şekilde ele alındı. Nöroloji ve klinik nörofizyoloji alanlarında Türkiye’nin önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Görsev Yener’in konuşmacı olarak katıldığı program, merkez üyeleri tarafından yoğun ilgi gördü. Prof. Dr. Yener, uzun yıllara dayanan klinik deneyimi ve bilimsel çalışmaları doğrultusunda demans ve Alzheimer hastalığı hakkında kapsamlı bilgiler paylaştı.
UCLA’da davranışsal nöroloji alanında uzmanlık eğitimini tamamlayan ve Türkiye’de ilk demans polikliniklerinden birini kuran Yener, Alzheimer alanındaki ulusal ve uluslararası çalışmalara yaptığı katkılarla da dikkat çekiyor. Söyleşide, hastalığın erken belirtileri, korunma yolları ve sağlıklı yaşlanmanın önemi üzerinde duruldu, katılımcıların soruları yanıtlandı. Bilimsel bilgilerin sade ve anlaşılır bir dille aktarıldığı etkinlikte farkındalık oluşturmanın önemi vurgulandı.

Programda ayrıca Prof. Dr. Görsev Yener’in öğrencileri ve alanında doktora çalışmaları yürüten uzmanlar da söz aldı. Uzm. Psk. İlayda Kıyı Atilla, Psk. Hilal Kula, Uzm. Psk. Miray Peker, Psk. Rumeysa Emir ve Yaren Canpolat, sağlıklı yaşlanmanın psikolojik boyutuna dikkat çekerek zihinsel sağlığın korunması, sosyal yaşamın önemi ve erken farkındalık konularında bilgilendirmelerde bulundu.

Etkinlik kapsamında katılımcılar, Dokuz Eylül Üniversitesi tarafından yürütülen bilimsel çalışmalar çerçevesinde gerçekleştirilen nöropsikolojik hafıza testlerine davet edildi. Yetkililer, bu testler sayesinde bireylerin unutkanlık düzeylerini değerlendirebileceklerini ve erken teşhis açısından önemli bilgiler edinebileceklerini ifade etti.

Söyleşiye katılan yaş alma merkezi üyelerinden Emriye Gelişen etkinlikle ilgili şunları söyledi:
“Bu tür bilgilendirici etkinlikler bizim için çok kıymetli. Hem hastalıkları daha iyi tanıyoruz hem de kendimiz için neler yapabileceğimizi öğreniyoruz. Hafıza testine katılma fikri de beni çok heyecanlandırdı.”

Seferihisar’da gerçekleşen bu etkinlik, sağlıklı yaşlanma konusunda farkındalık oluştururken, bilimsel çalışmalara gönüllü katılımın önemini de bir kez daha ortaya koydu.




