Çoğumuz bu soruya tereddütsüz “telefon” cevabını verecektir. Peki, telefonda bizi bu kadar cezbeden şey nedir? Elbette sosyal medya… Hiç düşündük mü, sosyal medyaya bu denli bağımlı hâle gelmemizin doğuracağı sonuçların neler olacağını? Sosyal medyaya giriyoruz; reels izliyoruz, eğleniyoruz, gülüyoruz… Sonra bir video daha, ardından bir tane daha. Görünürde pek bir olumsuzluk yok gibi duruyor. Ancak biz farkın- da olmadan her kaydırdığımız reels videosunda beynimizin ödül merkezi aktif hâle geliyor ve bağımlılık yapıcı bir hormon olan dopaminin kısa süreli bir mutluluk patlamasını yaşıyoruz. Bu mutluluk anlık ve geçici olduğu için bizi tekrar tekrar ekrana yönlendiriyor. Zamanla beyin sağlığımıza ciddi zararlar veriyor. Bu zararların en basiti; beynin doğal hormon salınım denge- sinin bozulması, beyin bölgeleri arasındaki ilişkinin zayıflaması ve bunun sonucunda depresyon, anksiyete, özgüven eksikliği gibi nörolojik ve psikolojik problemlerin ortaya çıkmasıdır. Ayrıca bu mecralara olan aşırı bağlılık, kişinin içine kapanmasına, iletişim becerilerinin zayıflamasına ve sosyal bir varlık olan insanın giderek asosyal bir hâle dönüşmesine de sebep olmaktadır. Nitekim arkadaşlarımızla bir araya geldiğimizde herkesin elinde bir telefonla sosyal medyada gezinmesi, son zamanların en yaygın tablolarından biri hâline gelmiştir. O hâlde sormak gerekiyor: Sosyal olan medya mı, yoksa insan mı? Eğer sosyal olan insan ise, insani ilişkilerimiz neden bu kadar zayıflıyor? Yok eğer sosyal olan medya ise, bu gidişat bizi nereye sürüklüyor?
MAHREMİYETİN SINIRLARI İHLAL EDİLİYOR

Dijital çağın hayatımızda yaygınlaşmasıyla birlikte ortaya çıkan bir diğer önemli problem ise dijital mahremiyetin ihlalidir. Mahremiyet en genel anlamıyla; herkes tarafından bilinmemesi gereken özel hayat alanımızı ifade eder. Dijital mahremiyet ise bireylerin sosyal medya platformlarında gizli kalması gereken özel bilgilerini ifade eder. Kişinin fotoğraf ve videolarını kimlerle paylaşacağına ya da paylaşmamayı tercih edeceğine dair koyduğu sınırlar, dijital mahremiyetin en temel konularından biridir. Dolayısıyla dijital mahremiyet, gerçek hayattaki mahremiyet kavramının dijital ortamdaki yansımasıdır. Ancak sosyal medya bağımlılığı, bizi bilerek ya da bilmeyerek bu mahremiyet alanını ihlal etmeye sürüklemektedir. Akşam olduğunda perdeleri kapatmayı bir mahremiyet ilkesi olarak görürken, o evin içinde hatta en özel alanlardan biri olan yatak odasında canlı yayın açmanın bir mahremiyet ihlali olduğunu çoğu zaman fark edemiyoruz. İzlenme ve beğenilme uğruna aile içindeki mahremiyet sınırları, adeta birer içerik üretme malzemesine dönüşüyor. Son olarak şunu unutmamak gerekir ki; dijital mahremiyet, gerçek hayattaki mahremiyet kavramının dijital ortamdaki yansımasıdır. Dolayısıyla günlük hayatta mahrem kabul ettiğimiz hâl ve davranışlarımız, dijital platformlarda da mahremdir.
Seyfeddin KESKİN -İHL Meslek Dersleri Öğretmeni




