Yüzyıllar boyunca şairler, duygularını ve düşüncelerini birkaç dizeye sığdırarak dilimizin anlatım gücünü ortaya koymuş; bazı beyitler zamanla yalnızca bir şiirin parçası olmaktan çıkarak kültürel belleğimizde kalıcı bir yer edinmiştir.
Şiirimizde iz bırakan beyitler; aşkı, ayrılığı, özlemi ve hayatın geçiciliğini yalın ama derin bir dille anlatır. Fuzûlî’nin “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.” dizeleri insanın iç çatışmasını çarpıcı bir şekilde yansıtırken, Yahya Kemal’in “Sessiz bir gemi kalkar bu limandan.” sözü vedanın ve kaçınılmaz ayrılıkların simgesi hâline gelmiştir. Bu beyitlerin ortak yönü, az kelimeyle büyük anlamlar taşımasıdır. Türkçenin zenginliği de tam olarak bu noktada kendini gösterir.
Dilimizin bu güçlü yönüne dikkat çekmek amacıyla okulumuzda “Dilimizin Zenginlikleri” teması kapsamında çeşitli çalışmalar gerçekleştirildi. Öğrencilerin ilgisini artırmak için hazırlanan panolarda, farklı dönemlerden seçilen beyitlere yer verildi. Türkçenin yalnızca bir iletişim aracı değil aynı zamanda duygu ve düşüncenin estetik bir taşıyıcısı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.





