Bu durum, bakterilerin ilaçlara direnç kazanmasına yol açarak enfeksiyonların tedavisini güçleştiriyor. Sonuç olarak hastalık süreleri uzuyor, hastanede yatışlar artıyor ve ölüm riski yükseliyor.

'Çocuk yaşta sürün' iddiası gerçek mi? Uzmanlar bitkisel yağlar için uyarıyor
'Çocuk yaşta sürün' iddiası gerçek mi? Uzmanlar bitkisel yağlar için uyarıyor
İçeriği Görüntüle

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, bu durumun sağlık sistemine de ek yük getirdiğini vurguluyor: “Hekimler böyle tablolarla karşılaştığında daha güçlü, daha pahalı ve daha fazla yan etkiye sahip ilaçlara yönelmek zorunda kalıyor. Antibiyotikler ateş düşürücü ya da ağrı kesici değildir, bu nedenle her enfeksiyonda işe yaramaz. Gereksiz kullanımlar bugün fayda sağlamadığı gibi, yarın gelişen direnç nedeniyle daha ciddi bir hastalıkta kişinin tedavisiz kalmasına da yol açabilir.”

Sessiz pandemi olarak adlandırılıyor

Prof. Dr. Çetinkaya, antibiyotik direncini “sessiz pandemi” olarak tanımlıyor: “Bu sessiz pandemi, COVID-19 gibi ani salgınlar kadar görünür olmasa da etkileri yavaş, sinsi ve süreklidir. Direnç kazanmış bu bakteriler seyahat, gıda ve çevre yoluyla tüm dünyaya yayılır. Dirençli enfeksiyonlar ise daha uzun hastane yatışlarına, daha maliyetli tedavilere ve artan ölüm riskine yol açar.”

Evde kalan antibiyotikler riskli

Her enfeksiyonun farklı bakterilerden kaynaklandığını ve her antibiyotiğin tüm bakterilere aynı etkiyi göstermediğini belirten Çetinkaya, evde kalan antibiyotiklerin yanlış kullanımına dikkat çekiyor: “Özellikle evde kalan bir antibiyotiğin aynı hasta tarafından tekrar kullanılması ya da bir yakınına tavsiye etmesi, hastalığın uzamasına ve daha ağır enfeksiyonlara yol açabilir. Üstelik bu ilaçlar çoğu zaman son kullanma tarihi geçmiş haldedir ve bu nedenle beklenen etkiyi göstermez. Özetle, antibiyotiklerin mutlaka hekim önerisiyle doğru şekilde kullanılması gerekir.”

Bağışıklığı zayıf kişiler daha savunmasız

Dirençli bakterilerin herkesi ilgilendirdiğini belirten Çetinkaya, risk grubuna yönelik uyarılarda bulunuyor: “Sık ve gereksiz antibiyotik kullanan kişiler farkında olmadan kendi vücutlarında dirençli bakterilerin gelişmesine zemin hazırlarlar. Bu dirençli bakteriler temas, eller, gıdalar ve yakın çevre yoluyla başkalarına da geçebilir. Başta kendi yakınları olmak üzere bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, dirençli enfeksiyonlara karşı daha savunmasızdır. Özellikle dikkat edilmesi gereken bireylere; yaşlılar, bebekler, kanser tedavisi görenler ve kronik hastalığı olanlar örnek verilebilir.”

Hatalı antibiyotik kullanımı altı tehlike yaratıyor

Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, vücutta antibiyotik direnci gelişmesine yol açabilecek altı hatalı alışkanlığı şöyle sıraladı:

1. Gereksiz antibiyotik kullanmak: Soğuk algınlığı, grip gibi viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanmak, direnç gelişimine doğrudan katkı sağlar.
2. Antibiyotik tedavisini erken kesmek: Kullanılan ilaç keyfi olarak bırakıldığında en dirençli bakteriler hayatta kalır ve tekrar çoğalırlar.
3. Yanlış doz veya düzensiz antibiyotik kullanmak: Düşük dozlar bakterileri öldürmez, onları daha dirençli hale getirir.
4. Reçetesiz antibiyotik kullanmak: Doktor kontrolü olmadan kullanılan antibiyotikler çoğu zaman gereksizdir veya hastanın durumunu daha da kötüleştirir.
5. Başkasına yazılan antibiyotiği kullanmak: Her enfeksiyon için aynı antibiyotik etkili değildir, yanlış ilacı kullanmak direnci artırır.
6. Hayvancılık ve tarım sektöründe bilinçsiz antibiyotik kullanımı: Yanlış ve gereksiz antibiyotik kullanımı sonucu gelişen dirençli bakteriler, gıdalar yoluyla toplu şekilde insanlara geçebilir.

Kaynak: BASIN BÜLTENİ