Öğretmenlik, yeri geldiğinde ana yeri geldiğinde baba olmaktır. Bazen bir arkadaş, bazen de en iyi sırdaş. Öğretmen, tek tek canların kendine emanet edildiği insandır... Öğretmen olmayı içselleştirdiğimizde karşımıza salt sevgi çıkar. Sınıfa girdiğinizde size bakan bir çift gözdeki o masumiyeti görmemek mümkün değil sanırım. Göremeyenler zaten öğretmen olamamıştır.
Sadece bir meslek değildir öğretmenlik. Koşmaktır, yorulmaktır, ağlamaktır, gülmektir, yaşamak neyse, öğretmenlik de odur. Belki gözün dalıp gittiği uzaklardır, .Ferhat’tır, Kerem’dir, Mecnun’dur sevdalı. Şirin’dir, Aslı’dır, Leyla’dır sabırlı ve sevecen. Yerin dibinde madenci, gökyüzünde pilottur. Başkaldırandır cahilliğe, boyun eğendir sevgiye. Unutmayın hiçbir öğretmen sabah evden çıkarken:’’ Ben işe gidiyorum demez; ben okula gidiyorum der’’ Ben, öğretmenim öğretmenin öğrencilerimden başka mesleğimden başka konuşacak konusu olabilir mi?
Atatürk'ün: ‘’Türk Ulusunu, bağımsız, çağdaş, laik ve eğitim, kültür yönünden gelişmiş, ekonomik yönden kalkınmış, uygar bir ulus düzeyine getirmek.’’ sözü tüm öğretmenlerin yol haritası olmalıdır.
Saygılarımla.
Zeynep ALP/Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni





