Türk milletinin bağımsızlık sembolü İstiklal Marşı, 12 Mart 1921’de TBMM’de kabul edildi. Mehmet Akif Ersoy’un kaleme aldığı marş, bugün 105. yılı nedeniyle tüm yurtta anılıyor.
İstiklal Marşı’nın kabul süreci
Kurtuluş Savaşı'nın devam ettiği 12 Mart 1921 tarihinde, milli bir marşa duyulan ihtiyaç üzerine Milli Eğitim Bakanlığı (Maarif Vekaleti) bir yarışma düzenledi. Yarışmaya 724 şiir katıldı. Başta ödül olduğu için katılmayan Mehmet Akif Ersoy, Hamdullah Suphi Tanrıöver'in ricası ve ödülü bağışlama şartıyla şiirini yazdı.
TBMM'de coşkuyla okunan şiir, oy birliğiyle milli marş olarak seçildi.
Günümüzde okunan bestesi Osman Zeki Üngör'e aittir.

Mehmet Akif Ersoy kimdir?
Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul'da, Fatih ilçesinin Karagümrük semtinde Sarıgüzel Mahallesi'nde dünyaya geldi. Nüfusa kaydı doğumundan sonra babasının imamlık yaptığı ve ilk çocukluk yıllarını geçirdiği Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde yapıldığı için nüfus cüzdanında Âkif'in doğum yeri Bayramiç olarak görünür.
Mehmet Âkif Ersoy, Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) ulusal marşı olan İstiklâl Marşı'nın yazarıdır. "İstiklal Şairi" ve "Millî Şair" unvanları ile anılır. İstiklâl Marşı'nın yanı sıra Çanakkale Destanı, Bülbül ve 1911-1933 yılları arasında yayımladığı yedi şiir kitabındaki şiirleri bir araya getiren Safahat, en önemli eserlerindendir. II. Meşrutiyet döneminden itibaren Sırat-ı Müstakim dergisinin başyazarlığını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında milletvekili olarak 1. TBMM'de yer almıştır.

12 Mart anma mesajları ve sözleri
-
“Bağımsızlığımızın mührü İstiklal Marşı’mızın 105. yılı kutlu olsun!”
-
“Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak… Milli mücadele ruhumuz daim olsun.”
-
“Mehmet Akif Ersoy’u ve aziz şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.”

İSTİKLAL MARŞI
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden, İlahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, İlahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerret gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal!
Mehmet Akif ERSOY





