Son dakika: Filipinler'de deprem!
Son dakika: Filipinler'de deprem!
İçeriği Görüntüle

Almanya’dan tatil için geldikleri İstanbul’da “zehirlenme” şüphesiyle hastaneye kaldırılan ve tedavi gördükleri sırada hayatını kaybeden Kadir Muhammet Böcek (6), Masal Böcek (3), anne Çiğdem Böcek ve baba Servet Böcek’in ölümüne ilişkin davada karar açıklandı. Mahkeme, 4 sanığa farklı oranlarda hapis cezaları verirken 2 sanık hakkında beraat kararı verdi.

Almanya’dan 9 Kasım 2025’te İstanbul’a gelen aile, 13 Kasım 2025’te zehirlenme şüphesiyle hastanede tedavi altına alınmış, ardından yaşamını yitirmişti. Olayla ilgili 4’ü tutuklu 6 sanığın yargılandığı davanın ikinci duruşması İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

“Siz toprak öpmek nedir bilir misiniz?”

Duruşmada söz alan Çiğdem Böcek’in annesi Aysu Çelik, duygusal ifadeler kullandı:

“Çocuğum için adalet sağlamanızı istiyorum. Benim çocuklarımın ne suçu vardı? Zehirlediniz. Vicdanınız nasıl rahat sizin? Benim damadım çok iyi bir adamdı. Söyleseydiniz başka otele giderdi. Benim kızım sağ olsaydı İzmir’e gelecekti. Gereken cezayı almalarını istiyorum. Onlar geri gelmeyecek. Bu acıyı hiçbir şey dindiremeyecek. Nasıl kıydınız? Değdi mi? Bize ‘Burayı ilaçladık’ deyip geri gönderebilirdiniz. Benim damadım sizden para da talep etmezdi. Benim kızımın doğum günü için buraya gelmişlerdi. Üç cenaze çıkardım. Biz yandık. Bizimkisinin telafisi yok. Başkası yanmasın. Bir annenin gözyaşını dindirin. Bunları serbest bırakmayın. Çocuğuma, ‘İlaçlama yaptık’ diyebilirdiniz. Siz toprak öpmek nasıldır biliyor musunuz? Adaletinize sığınıyorum. Bir annenin içindeki acıyı bilemezsiniz”

“Tek dileğimiz en yüksek cezayı almaları”

Servet Böcek’in babası Yılmaz Böcek ise sanıklara en ağır cezanın verilmesini istedi:

“Bu karşınızda oturan zanlılar dört kişiyi öldürdü. Bu insanlar 10 sene ceza da alsa acımızı dindirmeyecek. Tek dileğimiz en yüksek cezayı almaları. İçeride yattıkları her gün bizim çektiğimiz acıyı çeksinler. Dilerim daha beter olsunlar”
Tutuksuz sanık Rustemsha Batyrov ise,

“Geçen duruşmada söylediğim şeylerin aynısını tekrar ediyorum. Beraatimi talep ediyorum. Vefat eden ailenin yakınlarına da başsağlığı diliyorum” dedi.

Tutuksuz sanık resepsiyon görevlisi Muhammad Moeen Ud Din Chishti de,
“Vefat eden ailenin mekanı cennet olsun. Yakınlarına başsağlığı diliyorum. Beraatimi istiyorum” ifadelerini kullandı.

“Ailenin ilaçlamadan vefat ettiğini düşünmüyorum”

Otel sahibi Hakan Oğlak ise savunmasında şunları söyledi:

“Hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diliyorum. Çok üzgünüm. Savcılıkta ve geçen duruşmada da söylediğim gibi, keşke benim canıma gelseydi de onlara gelmeseydi. Çok üzgünüm. Yaşadığım sağlık problemleri nedeniyle otele çok sık gidip gelemiyordum. İlaçlama benim bilgim ve onayım dahilinde yapıldı. Halil Duran’a sordum, ‘Ne yapmamız gerekir?’ diye. Bana ilaçlamadan sonra birkaç gün otele girilmemesi gerektiğini söyledi. Ben de iki gün bekledim ve oteli havalandırdım. Olayda hangi ilacın kullanıldığını bilmiyorum. Biz, DSS İlaçlama’nın söylediği tüm tedbirleri yerine getirdik. 101 numaralı odada yapılan ilaçlamanın 202 numaralı odayı etkilemesi mümkün değildir. Ben ailenin ilaçlamadan dolayı vefat ettiğini düşünmüyorum. Otelde kalan başka kimseye de bir şey olmadı. Kendini sertifikalı olarak gösteren DSS İlaçlama firmasının sertifikası olmadığından haberim yoktu. Nereden bilebilirdim? Bacağımdaki yaralar çok ciddi. Cezaevinde tedavi olamıyorum. Tedavi olamazsam, aksi takdirde bacağımı kesmek zorunda kalacaklar”

İlaçlama firmasının sahibi Serkan Kışı ise uzun savunmasında, olayın ilaçlamadan kaynaklanmadığını öne sürdü:

“Aileye başsağlığı diliyorum. İlaçlamadan olmadığını düşünüyoruz. Adli Tıp raporları aleyhimize gözüküyor. Bilirkişi raporları ve Adli Tıp Kurumu raporlarında çelişkiler var. Servet Bey’in ifadeleri var. Midyecinin eşkalini tarif ediyor ama bu olay hiç değerlendirilmiyor. Ama o gün midye yiyen kimse zehirlenmemiş. Olay varsayımlarla değerlendiriliyor, o yüzden ben de varsayımlarla devam edeyim. Mesela midyeci midyeleri satamamış ve ertesi güne kalmış, belki de o yüzden zehirlendi. Gıda zehirlenmesinden oluşan bir bakteri dördünün de bedeninde var. Adli Tıp raporu, kendini olay yeri inceleme raporlarına dayandırıyor. Alüminyum fosfit çok ciddi gaz kokusu yayan bir madde ancak Servet Bey hiçbir gaz kokusu aldığını söylemiyor. Aksine midyeden zehirlendiğini söylüyor. Hatta olay yeri inceleme ekipleri de gaz kokusu aldığını söylemiyor. Olay yeri inceleme ekipleri yarım saat sonra odaya gidiyor; pencerenin kapalı, perdelerin çekili olduğu odada herhangi bir koku tespit edilmediği rapor ediliyor. İlaçlamaya bağlı bir koku da alınamadığı belirtiliyor. AFAD’ın gaz ölçümünde de herhangi bir bulguya rastlanmıyor. Dört kişinin öldüğü bir ilaçtan bahsediyoruz. Ankara’da yıllar önce 4 yaşında bir çocuk bu gazdan vefat etti. Dört gün boyunca gaz kokusunu binadan tahliye etmeye çalıştılar. Otel işletmesinin ilaçlamaya karşı gerekli önlemleri alması gerekirdi. DSS İlaç Firması hakkında Şikayetvar’da yalnızca bir şikayet bulunuyor; o da ‘İlaç ismini sordum, söylemediler’ şeklindedir. Savunmamı yaparken aynı zamanda babamın da savunmasını yapmak istiyorum. 2022 yılında yapılan ilaçlama, 1000 metrekarelik bir Kur’an kursunda gerçekleştirilmiştir. Böcek ailesinin kaldığı oda ise 20 metrekaredir. Ben ise olay günü uzaktaydım. Bu nedenle bilinçli taksirle yargılanamam. Böcek ailesi, otel sahibi tarafından aynı odada kalmaya devam ettirilmiştir. Resepsiyon görevlisi kapıyı kilitleyip ayrılmıştır. 2-3 saat boyunca otelin kapısının kilitli kalması kabul edilemez. Bu nedenle beraatimi talep ediyorum.”
Avukatın “Karan bebek öldükten sonra neden devam ettiniz?” sorusuna ise Serkan Kışı,
“Karan bebeğin ilaçlamadan öldüğünü bilmiyorduk.” yanıtını verdi.
Tutuklu sanık DSS İlaçlama firması sahibi Zeki Kışı ise,
“Beraatimi talep ediyorum” dedi.

Karar açıklandı

Mahkeme heyeti, sanıklar hakkında hükmünü açıkladı.
Otel çalışanları Muhammad Moeen Ud Din Chishti ile Rustemshea Batyrov’un beraatine karar verildi.
Otel sahibi Hakan Oğlak, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan 13 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.
İlaçlama firması sahibi Zeki Kışı ile oğlu Serkan Kışı’ya 18’er yıl hapis cezası verildi.
İlaçlamayı yapan çalışan Doğan Caferoğlu ise 12 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına mahkum edildi.
Mahkeme ayrıca Halil Duran hakkında suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti.

Kaynak: DHA