MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’te başlattığı İmralı Süreci kapsamında önemli bir gelişme yaşandı. Terör örgütü PKK’nın 11 Temmuz 2025’te Irak Süleymaniye’de düzenlenen törenle silahlarını yakmasının ardından, TBMM’de Milli Birlik, Dayanışma ve Demokrasi Komisyonu kurulmuştu.
Komisyon sürecinde ilk kez DEM Parti heyeti Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile görüştü. Daha önce birçok kez Öcalan ile temas kuran DEM Parti, komisyon çalışmaları devam ederken herhangi bir görüşme yapmamıştı.
DEM PARTİ’DEN AÇIKLAMA
DEM Parti İmralı Heyeti, dün gerçekleştirilen görüşmenin ardından bugün yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada Öcalan’ın tercihlerine yer verildi.
Öcalan’ın sürece ilişkin mesajı şöyle aktarıldı:"Öcalan’ın tercihinin her zaman demokratik cumhuriyet ile entegrasyon olduğu, sürecin üç kilit kavramının demokratik toplum, barış ve entegrasyon olduğu, bu temelde sonuca ulaşılabileceği ifade edilmiştir. Bunun için bütün boyutlarda adımların ivedilikle atıldığı yeni bir aşamaya ihtiyaç olduğu vurgulanmıştır."
YENİ AŞAMA VURGUSU
DEM Parti’nin açıklamasında, Öcalan’ın sürecin yeni bir aşamaya girdiğini ve adımların hızla atılması gerektiğini belirttiği kaydedildi.
DEM Parti'nin Öcalan ile yaptığı üç saatlik görüşme hakkındaki açıklaması şöyle:
"28 Ağustos 2025 tarihinde İmralı’da Sayın Öcalan’la üç saatlik bir görüşme gerçekleştirdik. Sayın Öcalan son derece sağlıklı ve moralliydi.
Görüşmede, Barış ve Demokratik Toplum sürecinin geçirdiği aşamalara ve gelinen noktaya dair kapsamlı değerlendirmeler yaptı. Yaşadığımız sorunun özel bir cerrahi müdahaleyi gerektirecek derecede kangren olduğunu, süreci bu hassasiyetle yürüterek bugüne getirdiklerini ifade etti. Amacımız, acılı bir sürecin sona erdirilmesi için elimizden geleni yapmaktı, dedi.
Demokratik toplum, barış ve entegrasyonun, bu sürecin üç kilit kavramı olduğunu, bu temelde sonuca ulaşabileceğini belirtti. Bunun için bütün boyutlarda adımların ivedilikle atıldığı yeni bir aşamanın gereğine vurgu yaptı.
Sayın Öcalan, tercihinin her zaman demokratik cumhuriyet ile demokratik toplum temelli bir entegrasyon olduğunu; bu stratejik hamlenin anlaşılması ve sahiplenilmesinin hepimize, tüm Türkiye’ye kazandıracağını belirtti.
Bu tercihin, siyaset ve basın çevrelerinin bir kısmında basitleştirme ya da yok sayma gibi yaklaşımlarla ele alınmasının bu sürece zarar verdiği açıktır.
Halklar arasındaki ebedi dostluğa ve barışa olan büyük inancını da bu vesileyle bir kez daha dile getirdi."