Sosyolog ve Aile Danışmanı Gökhan İlhan, okullardaki şiddet olaylarının yalnızca öğrenci kaynaklı değerlendirilemeyeceğini belirterek aile, okul ve toplum iş birliğine dikkat çekti.
Şiddetin arkasında birçok sosyal etken var
Son dönemde okullarda öğrenciler arasında yaşanan saldırı ve şiddet olayları, toplumdaki şiddetin çocuklar üzerindeki etkisini yeniden gündeme getirdi. Sosyolog ve Aile Danışmanı Gökhan İlhan, okullarda yaşanan şiddet olaylarının yalnızca “disiplinsiz öğrenci” şeklinde değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirtti.
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bugün sabah saatlerinde yaşanan öğrenci saldırısına da dikkat çeken İlhan, bu tür olayların arkasında aile içi iletişim sorunları, akran baskısı, sosyal medyada şiddetin normalleştirilmesi, öfke kontrolü eksikliği, dışlanma ve aidiyet sorunları gibi birçok sosyal etkenin bulunabileceğini ifade etti.
İlhan, konuya aile, okul ve çevre bağlamında yaklaşılması gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Son dönemde okullarda öğrenciler arasında yaşanan saldırı ve şiddet olaylarını yalnızca ‘disiplinsiz öğrenci’ olarak değerlendirmek doğru değildir.
En son bu sabah saatleirnde Manisa Turgutlu ilçesinde olan öğrenci saldırısı ile iligli şunu diyebiliriz:
Bu olayların arkasında aile içi iletişim sorunları, akran baskısı, sosyal medyada şiddetin normalleştirilmesi, öfke kontrolü eksikliği, dışlanma ve aidiyet sorunları gibi birçok sosyal etken bulunmaktadır.
Çocuk, şiddeti çoğu zaman gördüğü, duyduğu ve maruz kaldığı çevreden öğrenir. Aile okul ve çevre bağlamında konuya bakmak lazım. Eğitim aileden başlatılmalıdır.”
Aile ve okul birlikte hareket etmeli
Şiddetin yalnızca okul yönetimi veya öğretmenlerin sorumluluğunda ele alınmaması gerektiğini belirten İlhan, aile, okul ve toplumun birlikte hareket etmesi gerektiğine dikkat çekti.
İlhan, okullarda psikolojik danışmanlık ve rehberlik çalışmalarının güçlendirilmesi, risk altındaki öğrencilerin erken tespit edilmesi ve ailelerle düzenli iletişim kurulmasının önemine vurgu yaptı. Çocuklara öfke kontrolü, empati, iletişim ve çatışma çözme becerilerinin kazandırılması gerektiğini ifade eden İlhan, sosyal medya ve dijital içeriklerin çocuklar üzerindeki etkisinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi.
“Bu nedenle çözüm sadece okul yönetimine veya öğretmene bırakılmamalıdır.
Aile, okul ve toplum birlikte hareket etmelidir. Okullarda psikolojik danışmanlık ve rehberlik çalışmaları güçlendirilmeli; risk altındaki öğrenciler erken tespit edilmeli, ailelerle düzenli iletişim kurulmalıdır. Çocuklara öfke kontrolü, empati, iletişim ve çatışma çözme becerileri kazandırılmalıdır. Sosyal medya ve dijital içeriklerin çocuklar üzerindeki etkisi de mutlaka dikkate alınmalıdır.
Şiddet ortaya çıktıktan sonra cezalandırmak yerine, şiddete götüren nedenleri önceden görmek ve önlemek zorundayız. Çünkü bir öğrencinin saldırgan davranışı çoğu zaman sadece bireysel değil, içinde bulunduğu sosyal çevrenin de bir göstergesidir.”
Dijital medyada şiddetin normalleşmesine dikkat çekti
Turgutlu’da yaşanan olay üzerinden dijital medyanın çocuklar üzerindeki etkisine de dikkat çeken İlhan, şiddetin bazı içeriklerde normalleştirilmesinin saldırgan davranışların ortaya çıkmasında etkili olabileceğini ifade etti.
İlhan, bu durumun çocukların kendilerini kanıtlama biçimleriyle de bağlantılı olabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bugün Manisa Turgutlu ilçesinde olan olayda şunu görmek lazım ki; bu tür saldırgan durumlar dijital medyada şiddetin normalleştiğini görmekteyiz. iyi olamıyorsam bari kötü biri olayım...Kendimi bu şekil kanıtlayayım. Okumak istemeyen öğrenci zorla okulda tutulmaldıır .”
Önleyici ve onarıcı yöntemler uygulanmalı

Şiddet olaylarının temelinde ruhsal ve psikososyal sorunların bulunabileceğini belirten İlhan, öğrencilerin davranışlarının erken dönemde gözlemlenmesi ve gerekli müdahalelerin yapılması gerektiğini söyledi.
İlhan, şiddetin önüne geçilmesinde önleyici, kapsayıcı ve onarıcı yöntemlerin önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
“Bu tür saldırıların temelinde ruhsal psiko sosyal sorunlar oldugu unutulmamalıdır.
Önleyici kapsayıcı ve onarıcı yöntemler ile başından iyi gözlem yapılmaldıır”
Disiplin cezalarının caydırıcılığı vurgulandı
İlhan, önleyici ve rehabilite edici çalışmaların yanı sıra disiplin cezalarının da caydırıcı şekilde uygulanması gerektiğini ifade etti.
“Bu durumun önüne geçmek için disiplin cezaları caydırıcılık tavizsiz uygulanmalıdır.Rehabilite yanında ,her suçun bir karşılığı ve cezası da muhakkak olmalıdır..”





