Eylül ayının Alzheimer farkındalık ayı, 21 Eylül’ün ise Alzheimer Günü olduğunu hatırlatan İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Nöroloji Kliniği İdari Sorumlusu Prof. Dr. Yaprak Seçil, hastalığın seyri, korunma yöntemleri ve hasta bakımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Prof. Dr. Seçil, Alzheimer’ın önemli bir hastalık olduğunu belirterek,
"Alzheimer hastalığı çok önemli bir hastalık. Dünyada şu an yaklaşık 55 milyon demans hastası var ve bunların yüzde 70'inin Alzheimer hastalığı olduğunu biliyoruz. Türkiye'de de çok sayıda hastamız var. Belki 1 milyona yakındır diyebiliriz ama tam sayı vermek pek mümkün değil. Bu konuda böyle önemli bir hastalığa elbette ki dikkat çekmek ve farkındalığı yaratmak çok önemli. O nedenle, her yıl eylül ayı farkındalık ayı olarak kutlanıyor ve bizim açımızdan 21 Eylül Alzheimer Günü olarak tüm nöroloji camiasında oldukça önemli bir yer taşıyor" ifadelerini kullandı.
Unutkanlık günlük hayatı etkiliyorsa dikkat

Alzheimer hastalığının beyinde birikmemesi gereken katlanmış proteinlerin hücrelere zarar vermesi sonucu ortaya çıktığını aktaran Seçil, hastalığın beynin farklı bölgelerine göre çeşitli klinik bulgularla görülebileceğini söyledi.
En sık hafıza sorunları ve unutkanlıkla karşılaşıldığını belirten Seçil, hastalığın ilerleyen aşamalarında beynin diğer fonksiyonlarında da bozulmalar görülebildiğini ifade etti. Normal yaşlılıktaki unutkanlık ile Alzheimer arasındaki farka da değinen Seçil, Alzheimer’da ipucu verilmesine rağmen bazı bilgilerin hatırlanamadığını ve unutkanlığın günlük hayatı ciddi şekilde etkilediğini kaydetti.
Günü, ayı, yılı şaşırmak uyarıcı olabilir

Hastalığın erken dönemlerinde özellikle hafıza sorunlarının önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Seçil, ailelerin yaşlılığa bağlı unutkanlık ile Alzheimer belirtilerini ayırt etmekte zorlanabileceğini söyledi.
Seçil,
"İlk başta hatırlama sorunları, hafıza ile ilgili sorunlar oldukça önemli. Eğer bir hafıza sorunu varsa bunun yaşlılığa bağlı olup olmadığını ailenin ayırması güç olabilir. O yüzden mutlaka en yakındaki uzmana başvurmak lazım. Bunun dışında oryantasyon sorunu dediğimiz özellikle günü, ayı, yılı şaşırma, çok bilindik işleri yapma zorluğu karşımıza çıkıyor. Örneğin bir pilav yapmak çok basit bir şeydir ama bunu unutmak, nasıl yapılacağını şaşırmak çok beklediğimiz bir şey değildir. Günlük hayatın içerisindeki bazı işlerde ortaya çıkan aksaklıklar, unutkanlık nedeniyle ortaya çıkan aksaklıklar, bunların hepsi uyarıcı olmalı. Özellikle planlama zorlukları, organizasyon sorunları uyarıcı bulgular olarak karşımıza çıkıyor" diye konuştu.
Sağlıklı beslenme hastalığı öteleyebilir
Alzheimer’ın ortaya çıkmasında çok sayıda faktör bulunduğunu ve genetiğin bunların yalnızca küçük bir bölümünü oluşturduğunu belirten Seçil, beyin damar sağlığının korunmasına dikkat çekti.
Seçil,
"En çok korumamız gereken şey aslında beyin damar sağlığımız. Nasıl kalbimizi koruyorsak beynimizi de o şekilde beyin damar sağlığına dikkat ederek korumamız gerekiyor. Özellikle sosyal hayat çok önemli. Sosyal hayatın içinde olmak, spor yapmak, vücut kitle indeksinin belli bir düzeyde olması, kilo almamak, Akdeniz diyetiyle beslenmek, sağlıklı beslenmek bizim önereceğimiz korunma yöntemleri.
Ancak tabi ki tam olarak sürecin nasıl ilerlediğini yüzde 100 bilmediğimiz için bütün bu önlemleri alsak bile yine de hastalıkla karşılaşabiliyoruz. Daha gecikmiş olarak görebiliriz ama yine de karşımıza çıkabilir. Fakat sağlıklı beslenmek ve vücut sağlığını diğer alanlarda da korumak hastalığı öteliyor, bunu biliyoruz" dedi.
Hasta yakınları için sabır vurgusu

Alzheimer’ın yalnızca hastayı değil, bakım veren kişiyi de zorlayan bir süreç olduğunu belirten Prof. Dr. Seçil, hasta yakınlarıyla iletişim kurarak bakım sürecinde dikkat edilmesi gerekenler konusunda bilgi verdiklerini söyledi.
Seçil,
"Çok zor bir hastalık. Yani hem hastanın kendisi için hem de bakıcısı için, bakıcının da iş gücünden alıkoyulduğunu düşünecek olursanız bakım süreci oldukça zorlu bir süreç. Bu durumda genellikle biz hasta yakınlarıyla iletişim kurup onlara ne yapmaları ne yapmamaları gerektiği konusunda bilgi veriyoruz. Sabırlı olmak çok önemli. Hastanın sosyal hayat içerisinde tutulması çok önemli. Birtakım faaliyetlere katılabilmesi, özellikle çevre, eş, dost ile birlikte sosyal hayatın içerisinde olabilmesi oldukça önemli. Düzenli kontroller ve ilaç takipleri genel olarak önerdiklerimiz arasında yer alıyor.''




