İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu ve Aşı Komisyonu Üyesi Uzm. Dr. Selda Handan Karahan, HPV’nin bulaş yolları, kanser riskleri, tarama yöntemleri ve aşılarla ilgili önemli bilgiler paylaştı.
“5 kişiden 4’ü hayatının bir döneminde HPV ile karşılaşıyor”
HPV’nin cilt temasıyla bulaşan 200’den fazla virüsten oluşan bir grup olduğunu belirten Uzm. Dr. Selda Handan Karahan, virüsün toplumdaki yaygınlığına dikkat çekti.
Karahan, "HPV, hayatımızın bir döneminde 5 kişiden 4’ünün yakalanacağı yaygın bir virüstür. Görünmezdir, genellikle belirti vermez, kolayca bulaşır ve farkında olmadan kolayca başkalarına bulaştırılabilir" dedi.
HPV enfeksiyonlarının büyük bölümünün herhangi bir sağlık sorununa yol açmadığını aktaran Karahan, bazı türlerin ise cinsel temas yoluyla bulaşarak ağız ve boğaz, rahim ağzı, vajina, vulva, anüs ve penis kanseri riskini artırabildiğini belirtti.
HPV enfeksiyonları çoğunlukla belirti göstermiyor
Bağışıklık sisteminin çoğu HPV enfeksiyonunu bir veya iki yıl içerisinde vücuttan temizlediğini ve enfeksiyonun kalıcı bir etki bırakmadığını ifade eden Karahan, bazı vakalarda ise genital siğiller görülebildiğini söyledi.
Karahan, "Bazı HPV enfeksiyonları, vajina, penis veya anüs üzerinde ve nadiren boğazda oluşan küçük pürüzlü kitlelere neden olur. Ağrılı, kaşıntılıdır veya lezyonlar kanayabilir veya şişmiş bezlere neden olabilirler" diye konuştu.
Kendi kendine geçmeyen HPV enfeksiyonlarının rahim yolu hücrelerinde değişikliklere neden olabileceğini belirten Karahan, tedavi edilmediğinde bu değişikliklerin rahim ağzı kanserine dönüşebilecek kanser öncülü lezyonlara zemin hazırlayabildiğini aktardı. Bu sürecin genellikle 15-20 yıl sürdüğünü kaydetti.
HPV kadınların yanı sıra erkekleri de etkiliyor
HPV’nin yalnızca kadınlar açısından kanser riski oluşturmadığını vurgulayan Karahan, virüsün kadın ve erkeklerde toplam 6 farklı kanser türüyle ilişkili olduğunu belirtti.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve uluslararası güncel verilere değinen Karahan, "HPV’nin dünya çapında kadınlarda yaklaşık 620.000 ve erkeklerde 70.000 olmak üzere toplamda 690.000 yeni kanser vakasına neden olduğu tahmin edilmektedir. Rahim ağzı kanseri kadınlarda kansere bağlı ölümlerin en sık 4. sebebidir ve kadınlarda HPV ile ilişkili kanserlerin yüzde 90’ından fazlasını oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı.
HPV ile ilişkili kanserler arasında rahim ağzı, ağız-boğaz-gırtlak, anal, penis, vajina ve vulva kanserleri bulunuyor.
Yüksek riskli HPV tipleri hangileri?
Tespit edilen 200 HPV tipinden en az 40’ının genital mukoza ve anogenital bölgeyi etkilediğini belirten Karahan, yüksek riskli türleri HPV16, HPV18, HPV31, HPV33, HPV35, HPV39, HPV45, HPV51, HPV52, HPV56, HPV58 ve HPV59 olarak sıraladı.
Karahan, "Bunların içinde HPV16 ve HPV18 en onkojenik etkenlerdir. HPV16 ve HPV18, rahim ağzı kanserlerinin neredeyse yüzde 70’iyle ilişkilidir" dedi.
Genital siğillerin ise büyük bölümünden HPV6 ve HPV11 tiplerinin sorumlu olduğunu belirten Karahan, bu türlerin kanserle ilişkili olmadığını ve düşük riskli veya onkojenik olmayan tipler olarak değerlendirildiğini kaydetti.
Türkiye’de milyonlarca kişiye HPV taraması yapıldı
Rahim ağzı kanseri ve öncüllerinin serviksten alınan smear testiyle tespit edilebildiğini ifade eden Karahan, aile sağlığı merkezlerinde 30-65 yaş arasındaki kadınlara HPV taramasının 5 yılda bir ücretsiz şekilde yapılabildiğini hatırlattı.
Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı verilerini paylaşan Karahan, "Şubat 2021-Şubat 2025 arasında toplam 12.526.591 kişi HPV açısından taranmıştır. Ulusal HPV laboratuvar sisteminde yapılan taramalar sonrası HPV pozitiflik oranı yüzde 4,85’dir (608.000 kişi)" dedi.
Bakanlığın 2024 yılı verilerine göre Türkiye’de serviks kanseri insidansının 4.5/100.000, mortalite hızının ise 1.7/100.000 olduğunu aktaran Karahan, ülkede en sık tespit edilen HPV tiplerine ilişkin verileri de paylaştı.
Gültekin M. ve arkadaşlarının 4.099.230 kadından alınan örnekler üzerinden yaptığı çalışmaya göre ilk sırada yüzde 21,9 ile HPV Tip 16’nın bulunduğunu belirten Karahan, bunu yüzde 11,3 ile diğer tiplerin ve yüzde 10,3 ile Tip 51’in takip ettiğini söyledi.
HPV aşıları kanser ve siğillere karşı koruma sağlıyor
HPV kaynaklı kanserlerin ve genital siğillerin aşıyla önlenebildiğine dikkat çeken Karahan, mevcut aşıların HPV’nin tüm türlerini kapsamadığını belirtti.
Karahan, "HPV ilişkili tüm kanserleri kapsayan aşı olmamakla birlikte en sık kanser ve de kondilom yapan etkenlere karşı aşılar bulunmaktadır" dedi.
Türkiye’de onaylı HPV aşıları hakkında bilgi veren Karahan, "Cervarix® 2008’den beri onaylıdır ve HPV 16-18 içerir. Gardasil® 2006’dan beri onaylıdır ve HPV 6,11,16,18 içerir. Gardasil 9® ise 2014’den beri onaylıdır ve HPV 6,11,16,18,31,33,45,52,58 etkenlerini içerir. Türkiye’de Cervarix®, Gardasil® ve Gardasil 9® aşıları onaylıdır" ifadelerini kullandı.
Aşı öncesinde kişinin hangi HPV tipleriyle karşılaştığını belirlemek amacıyla bir test yapılmadığını aktaran Karahan, aşı sonrasında da smear taramalarının sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
Karahan, "Hasta aşı sırasında kanser öncesi bir lezyona sahip olabilir veya aşı sonrasında aşının bulundurmadığı bir virüs tipi ile enfekte olabilir. Bu yüzden aşı sonrası smear bakılmaya devam edilmelidir. Kanser öncesi lezyon bulunan hastalara aşı yapılması, muhtemelen kendiliğinden gerileyecek lezyon sonrası, kadının yeniden hastalanmasının önlenmesi açısından yararlıdır. Aşı aynı zamanda tedavi gerektiren lezyonların tedavi sonrası nüks etme olasılığını azaltır."
HPV aşısının 9 yaşından itibaren herkese uygulanabileceğini belirten Karahan, Türkiye’de aşının ücretli olduğunu söyledi.
Avustralya, Yeni Zelanda, Kaliforniya ve Belçika’daki ulusal programların yanı sıra PATRICIA ve FUTURE 2 gibi geniş katılımlı klinik çalışmaların sonuçlarına değinen Karahan, aşıların genital siğiller ve kanser öncüsü lezyonları sıfıra yakın oranlarda azalttığını belirtti.
HPV, rahim ağzı kanserinde temel etken
Rahim ağzı kanserinin yavaş gelişen bir hastalık olduğunu ifade eden Karahan, virüs varlığının kanser gelişimi için gerekli olduğunu söyledi.
Sigara, çok eşlilik, çok doğum, erken yaşta cinsel ilişki ve bağışıklık sistemini baskılayan faktörlerin riski artırabildiğini belirten Karahan, bu faktörler arasında HPV enfeksiyonunun temel etken olarak öne çıktığını vurguladı.
HPV’nin erkeklerde de çeşitli kanserlere neden olabildiğini belirten Karahan, özellikle orofarenks, penis ve anüs kanserlerine ilişkin verileri paylaştı.
Orofarenks kanserlerinde Batı ülkelerinde HPV’nin sigarayı geride bırakarak bir numaralı etken konumuna yükseldiğini belirten Karahan, dünya genelindeki vakaların yüzde 30 ila yüzde 42’sinden HPV’nin sorumlu olduğunu aktardı. Bu vakaların yüzde 80-90’ında ise etkenin tek başına HPV16 olduğunu söyledi.
Türkiye’de Tural ve arkadaşlarının verilerine göre 2004-2011 döneminde HPV pozitifliğinin yüzde 64’e yükseldiğini belirten Karahan, pozitif vakaların yüzde 86’sında HPV16 tespit edildiğini aktardı.
Penis kanserinde mevcut vakaların yüzde 30 ila yüzde 50’sinde HPV DNA’sının, özellikle Tip 16 ve 18’in, pozitif saptandığını belirten Karahan; sünnetsizlik, kötü hijyen ve onkojenik HPV enfeksiyonunun başlıca risk faktörleri arasında bulunduğunu kaydetti.
Anal kanserin ise rahim ağzı kanserinden sonra HPV ile nedensellik bağı en güçlü ikinci organ kanseri olduğunu ifade eden Karahan, küresel verilere göre vakaların yüzde 88 ila yüzde 95’inde HPV DNA pozitifliği bulunduğunu, vakaların yüzde 80-85’inden ise HPV16’nın sorumlu olduğunu belirtti. Türkiye’deki doku örneklerinde de yüzde 80-90 aralığında HPV pozitifliği gösterildiğini aktardı.
Karahan, gelecekte 9, 11 ve 14 etkenli HPV aşılarının geliştirilmesi için farklı ülkelerde ve firmalarda çalışmaların sürdüğünü de sözlerine ekledi.




