Yapay zekâ çağında yalnızca diploma sahibi olmanın yeterli olmayacağını belirten Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, üniversitelerin artık öğrencileri sadece mesleklerine değil, aynı zamanda yaşamın zorluklarına da hazırlaması gerektiğini söyledi. Proje kültürü, girişimcilik, uluslararası iş birlikleri ve dijital yetkinliklerin mezuniyet sonrasında belirleyici hale geldiğini vurgulayan Ergüzel, yapay zekânın ise tehdit değil güçlü bir çalışma ortağı olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
"Üniversiteler küresel rekabetin önemli bir parçası"

Tercih döneminde "Geleceğin Meslekleri ve Yapay Zekâ Devrimi" başlığında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, üniversitelerin yıllar içinde önemli bir dönüşüm geçirdiğine dikkat çekti.
Üniversitenin yalnızca eğitim verilen bir kurum olmadığını belirten Ergüzel, şu değerlendirmede bulundu:
"Üniversite bir ekosistemdir. Bu ekosistemin akademisyenleri, öğrencileri ve üniversite-sanayi iş birlikleri gibi birçok bileşeni vardır. Birinci nesil üniversiteler bilgi aktarmaya odaklıydı. İkinci nesil üniversiteler Ar-Ge odaklı hale geldi. Üçüncü nesil üniversiteler ise üretilen bilginin ürüne dönüşmesini hedefleyen girişimcilik odaklı kurumlara dönüştü. Bugün ise dördüncü nesil üniversiteler girişimciliğin küresel ağlar içerisinde rekabet edebilmesini destekleyen yapılara dönüştü."
Bu değişimin öğrencilerin eğitim anlayışını da etkilediğini belirten Ergüzel, "Bu dönüşen ekosistemin içerisinde öğrencilerimizin akademisyenlerle, sanayiyle ve diğer paydaşlarla doğru ilişki kurmasını sağlamak zorundayız. Çünkü artık mezuniyet sadece diploma almak anlamına gelmiyor." ifadelerini kullandı.
Proje üretme becerisi öne çıkıyor

Geleceğin iş dünyasında proje geliştirme yetkinliğinin büyük önem taşıdığını söyleyen Ergüzel, başarılı bir projenin sahip olması gereken temel özellikleri anlattı.
"Bir projenin dört temel özelliği vardır. Özgün olması gerekir. Bilimsel yöntemlere dayanması gerekir. Yaygınlaştırılabilir olması gerekir. Elde edilen sonuçların da tekrar üretilebilir olması gerekir. Öğrencilerimizin bu yetkinlikleri kazanması için birinci sınıftan itibaren sistematik şekilde ilerleyen bir eğitim modeli uyguluyoruz."
Proje kültürü ilk yıldan itibaren kazandırılıyor
Üsküdar Üniversitesi'nde öğrencilerin daha ilk sınıftan itibaren proje odaklı bir eğitim sürecine dahil edildiğini belirten Ergüzel, bu yapının dört yıl boyunca aşamalı şekilde ilerlediğini söyledi.
"İlk olarak Üniversite Kültürü dersini veriyoruz. Üniversite nedir, öğrenciden beklenti nedir, üniversitenin hayata katacağı değerler nelerdir; bunları konuşuyoruz. Ardından Girişimcilik ve Proje Kültürü dersimiz geliyor. Üçüncü sınıfta projeli seçmeli derslerimiz var. Son sınıfta ise öğrencilerimiz mezuniyet projelerini hazırlıyor. Böylece dört yıl boyunca adım adım gelişen bir proje kültürü oluşturuyoruz."
Öğrenciler farklı destek mekanizmalarından yararlanıyor
Akademik eğitimin yanı sıra girişimcilik ve araştırma alanlarında da öğrencilere geniş imkanlar sunulduğunu ifade eden Ergüzel, üniversitedeki destek yapısını şöyle anlattı:
"Üniversitemizin içerisinde bir kuluçka merkezimiz var. BrainPark'ımız var. Ar-Ge çalışma gruplarımız var. Öğrenci kulüplerimiz var. Dolayısıyla öğrencilerimiz ilgi alanlarına göre hem akademik hem girişimcilik hem de araştırma açısından çok geniş destek mekanizmalarından yararlanabiliyor."
"İş bulma kaygısı son derece doğal"

Üniversite adaylarının mezuniyet sonrası istihdam konusundaki endişelerinin doğal olduğunu belirten Ergüzel, üniversitelerin bu süreçte rehberlik görevi üstlenmesi gerektiğini söyledi.
"İş bulabilme kaygısının öncelikli olması son derece doğal. Çünkü üniversite sonrasında bir iş hayatı, aile hayatı ve kariyer planı var. Bizler de öğrencilik dönemimizde aynı kaygıları yaşadık. Üniversitenin görevi bu süreçte öğrenciye doğru rehberlik etmektir."
Bilgiyi ürüne dönüştürebilen mezunlar avantaj kazanıyor
Sadece teorik bilginin yeterli olmadığını vurgulayan Ergüzel, iş dünyasının uygulama becerisine de önem verdiğini dile getirdi.
"İş hayatında yalnızca bilgi ölçülmüyor. Bilgiyi ürüne dönüştürebilme, uygulamaya geçirebilme becerileri de değerlendiriliyor. Bu nedenle öğrencilerimizin bu deneyimi mezun olduktan sonra değil, üniversite yıllarında kazanmasını hedefliyoruz."
Bilim Fikir Festivali ve Hackathon deneyim kazandırıyor
Üniversitede düzenlenen Bilim Fikir Festivali ile Hackathon organizasyonlarının öğrencilerin gelişimine katkı sağladığını belirten Ergüzel, şunları söyledi:
"Bilim Fikir Festivali ve Hackathon gibi rekabetçi uygulamalar öğrencilerimize çok önemli deneyimler kazandırıyor. Özellikle Hackathon'larda önemli başarılar elde eden öğrencilerimizin mesleki gelişimlerine büyük katkılar sağlandığını görüyoruz."
Proje kültürü lise yıllarında başlamalı
Projeye dayalı düşünme becerisinin erken yaşlarda geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Ergüzel, Bilim Fikir Festivali'nin lise öğrencilerine de açılmasının nedenini şu sözlerle anlattı:
"Bu süreci sadece üniversite yıllarıyla sınırlamıyoruz. Bilim Fikir Festivali'ni lise öğrencilerine taşımamızın temel nedeni; proje yazma kültürünü erken yaşlarda kazandırmak. Bir problemle karşılaşıldığında bunu sistematik biçimde çözebilme yaklaşımını lise döneminde kazanan öğrenciler üniversiteye çok daha hazırlıklı geliyor."
TÜBİTAK ve TÜSEB destekli projeler yürütülüyor
Üniversite öğrencilerinin ulusal ve uluslararası destek programlarından yararlanarak birçok projeye imza attığını belirten Ergüzel, proje çalışmalarının iletişim becerilerine de katkı sağladığını söyledi.
"Üniversitemizin TÜBİTAK, TÜSEB gibi ulusal kuruluşların yanı sıra uluslararası fon sağlayıcılar tarafından desteklenen çok sayıda öğrenci projesi bulunuyor. İyi bir bölümde okumak tek başına yeterli değil. Eğer bunu güçlü projelerle ve uluslararası iş birlikleriyle desteklerseniz mezuniyet sonrasında çok önemli avantajlar elde ediyorsunuz. Proje yazmak sadece bilimsel çalışma yapmak değildir. Aynı zamanda proje içerisindeki ekip arkadaşlarınızla, ortaklarınızla ve paydaşlarınızla iletişimi yönetmeyi de öğrenirsiniz. Bu nedenle proje deneyimi öğrencilerin iletişim becerilerini geliştiren çok önemli bir eğitim sürecidir."
"Yapay zekâ her mesleği dönüştürüyor"
Yapay zekânın farklı sektörlerde farklı şekillerde kullanılacağını belirten Ergüzel, temel mesleki yetkinliklerin önemini koruyacağını ifade etti.
"Yapay zekâyı yoğun kullanan meslekler olduğu gibi onu destekleyici araç olarak kullanan meslekler de var. Burada ayırt edici unsur ister sağlık bilimleri, ister mühendislik, ister sosyal bilimler olsun, o alana özgü yetkinliklerin güçlü şekilde kazandırılmasıdır. Üniversitelerin temel görevi de tam olarak budur."
Üniversiteler sadece bilgi değil değer de kazandırmalı
Üniversite eğitiminin yalnızca akademik bilgiyle sınırlı olmadığını vurgulayan Ergüzel, eğitim sürecinin değer odaklı bir anlayışla yürütüldüğünü söyledi.
"Üniversite Kültürü ile başlıyoruz, Girişimcilik ve Proje Kültürü ile olgunlaştırıyoruz, Projeye Dayalı Seçmeli Ders ve mezuniyet projesiyle tamamlıyoruz. Bunun yanında üniversitemizin değer odaklı ayağında 24 Altın Değer yaklaşımı bulunuyor. Üniversitenin temel misyonu eğitim vermek olmakla birlikte aslında siz adayı iş hayatına, topluma ve dünyaya hazırlıyorsunuz. Çok iyi bir mühendis yetiştirmek kıymetlidir ama değerleri olan bir mühendis yetiştirdiğiniz zaman geliştirdiği yazılımla, yaptığı uygulamayla topluma katkı sağlayan bir birey haline gelir. Önceliğimiz sadece iyi bir mühendis ya da iyi bir sağlık bilimci yetiştirmek değil; değer odaklı bireyler yetiştirmektir."
"Yapay zekâ bir tehdit değil, güçlü bir iş ortağı"
Yapay zekânın bazı alanlarda istihdamı değiştireceğini ancak asıl avantajı bu teknolojiyi etkin kullananların elde edeceğini belirten Ergüzel, şu ifadeleri kullandı:
"Yapay zekânın bazı mesleklerdeki istihdam alanını daraltacağı muhakkak. Ancak endişe edilmesi gereken şey yapay zekâ mesleği alacak mı sorusu değil. Yapay zekâyı doğru kullananlar, hiç kullanmayan veya zayıf kullanan meslektaşlarının önüne geçecekler. Eğer yapay zekâ araçlarını iyi kullanabiliyorsanız istihdam anlamında avantajlı olacaksınız. Mutlak surette birkaç yıl içerisinde yapay zekâ araçlarına hâkim olmayan, bunu bir iş ortağı olarak kullanmayan herhangi bir meslek alanı kalmayacak. Dolayısıyla yapay zekâ bir tehdit değil, zaman kazandıran, analiz gücü sağlayan, işleri kolaylaştıran güçlü bir iş ortağıdır. Yapay zekâyı tehdit olarak görmek yerine fırsat olarak görmek ve bu aracı sağlıklı kullanmak gerekiyor."
Dijital portfolyo dönemi başlıyor
İşverenlerin artık yalnızca klasik öz geçmişleri değil, adayların dijital portfolyolarını da değerlendirdiğini söyleyen Ergüzel, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Artık adaylardan beklentimiz klasik öz geçmişlerden ziyade dijital öz geçmişlerini hazırlamaları. Öğrenci üniversite hayatında hangi projelerde yer aldı, neler öğrendi; bunları CV formatına sığdırmak mümkün olmayabiliyor. Dijital öz geçmişlerinde yaptıkları projelerin videolarını koyabilir, kendilerini anlatabilirler. Öz geçmiş dediğiniz şey sadece metinden ibaret olmamalı. Videolar da olmalı. Lise döneminden itibaren yaptığı projeleri, aldığı ödülleri, nasıl geliştirdiğini anlatan bir dijital portfolyo mezuniyet sonrasında istihdam açısından önemli avantaj sağlayacaktır."
Üniversite tercihi yapacak adaylara öneriler
Tercih sürecindeki öğrencilere de tavsiyelerde bulunan Ergüzel, adayların üniversitelerin ayırt edici yönlerini araştırması gerektiğini söyledi.
"Aday öğrenciler öncelikle bir üniversitenin ayırt edici özelliğinin ne olduğunu sorgulamalı. Sonrasında bölüm özelindeki farklılıkları değerlendirmeli. Bunun en doğru yolu üniversiteye gelmek, akademisyenleri ve öğrencileri dinlemektir."
"Üniversite geleceğe yapılan en önemli yatırımdır"
Üniversite seçiminin geleceğe yapılan önemli bir yatırım olduğunu ifade eden Ergüzel, öğrencilerin yalnızca akademik başarı değil, kişisel gelişim açısından da desteklenmesi gerektiğini belirtti.
"Üniversite geleceğe yapılan bir yatırımdır. Geleceğinize yatırım yaparken doğru yatırım danışmanı, doğru akademisyen ve doğru üniversiteyle bu süreci yürütmek gerekir. Bir üniversitenin öğrenciye kazandırması gereken üç temel özellik vardır; öz güven, liderlik becerisi ve iletişim. Her öğrencimizin farklı meziyetleri var. Bunların ortaya çıkmasını sağlayan proje geliştirme ortamları, öğrenci kulüpleri, sosyal etkinlikler ve hackathonlar üniversitede mutlaka bulunmalıdır. Amaç her öğrencinin kendine özgü becerisini ortaya çıkarmaktır."
"Hayatın zorluklarına hazırlayan üniversiteler fark oluşturacak"
Konuşmasının sonunda diplomanın tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, üniversitelerin öğrencileri yaşamın her alanına hazırlaması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
"Bir bölümü kazanmak mücadelenin bittiği anlamına gelmiyor. Hayat beklenmedik zorluklar çıkaracak. Üniversitenin temel misyonlarından biri öğrenciyi bu güçlüklerle baş edebilecek şekilde yetiştirmektir. Sadece mesleğe değil, hayata hazırlayan üniversiteler gerçek farkı oluşturacaktır."




