Yapay zekâ teknolojilerindeki gelişmeler, mimarlık alanında yalnızca kullanılan araçları değil, tasarımın ortaya çıkış sürecini de değiştirmeye başladı. Kısa sürede çok sayıda alternatif oluşturabilme, verileri analiz etme, görselleştirme, dokümantasyon ve araştırma gibi süreçleri hızlandırabilme imkânı sunan yapay zekâ, mimarlığın geleceğine ilişkin önemli soruları da gündeme taşıyor.

Bu soruların başında ise yapay zekânın bir gün mimarın yerini alıp alamayacağı geliyor. Hatırlı Mimarlık’ın kurucu ortağı ve mimar Yeşim Hatırlı, bu soruyu mimarlık pratiğinin geleceği üzerinden değerlendiriyor.

Mimarın sorumluluğu devam ediyor

Mimarlık, yalnızca bir tasarımın biçimini oluşturmakla sınırlı olmayan çok yönlü bir süreç olarak öne çıkıyor. Tasarım sürecinde bağlamın okunması, kullanıcı ihtiyaçlarının anlaşılması, teknik, ekonomik ve çevresel verilerin değerlendirilmesi ve farklı koşullar arasında karar verilmesi gerekiyor.

Mimarın sorumluluğu ise tasarım üretimiyle sınırlı kalmıyor. Alınan kararların mesleki ve hukuki sorumluluğunu üstlenmek de mimarlık pratiğinin önemli bir parçasını oluşturuyor.

Bu nedenle yapay zekânın mevcut süreçlerde daha fazla kullanılması, mimarın rolünün tamamen ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor.

Tasarım süreci yeniden şekilleniyor

Yapay zekânın mimarlık üzerindeki yakın dönemli etkisinin, mimarın yerine geçmekten çok çalışma biçimini değiştirmesi bekleniyor. Araştırma, alternatif üretimi, görselleştirme, şartname ve dokümantasyon gibi zaman alan çalışmaların bir bölümünün hızlanması, mimarların tasarım düşüncesine, karar alma süreçlerine ve kullanıcılarla kurdukları ilişkiye daha fazla zaman ayırmasını sağlayabilir.

Bununla birlikte yapay zekâyı çalışma süreçlerine doğru biçimde dahil eden mimarlık ofisleri ile geleneksel yöntemleri sürdüren ofisler arasında üretim hızı ve kapasite açısından fark oluşması da mümkün görünüyor.

Hatırlı Mimarlık’ın kurucu ortağı ve mimar Yeşim Hatırlı, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor:

“Kısa vadede yapay zekânın mimarın yerini alacağını düşünmüyorum. Ancak yapay zekâyı doğru kullanan mimarların ve onu çalışma biçiminin bir parçası haline getiren mimarlık ofislerinin öne çıkacağı açık. Asıl belirsizlik daha uzun vadede başlıyor.”

Mimarın rolü yeniden tanımlanabilir

Yapay zekânın mimarlık alanındaki etkisi, yalnızca üretim hızındaki değişimle sınırlı kalmayabilir. Çizim, modelleme, dokümantasyon ve araştırma gibi süreçlerin bir bölümünün yapay zekâ tarafından gerçekleştirilebilmesi, mimarlık ofislerindeki görev dağılımını ve genç mimarların mesleği öğrenme biçimini de değiştirebilir.

Bu süreçte geleceğin mimarı açısından teknik üretimin yanı sıra doğru soruyu oluşturabilmek, farklı seçenekler arasında karar verebilmek, bağlamı yorumlamak ve ortaya çıkan bilginin doğruluğunu sorgulamak daha önemli hale gelebilir.

Yapay zekâ tarafından oluşturulan tasarımların sahipliği, kullanılan verilerin güvenilirliği, fikri mülkiyet, mahremiyet ve mesleki sorumluluk da mimarlık alanında yeni tartışma başlıkları oluşturuyor.

Belirsizlik geleceği şekillendirecek

Yeşim Hatırlı, teknolojinin gelişim hızının mimarın gelecekteki rolünü kesin biçimde tanımlamayı zorlaştırdığını belirtiyor:

ROKETSAN Yapay Zeka Hackathonu ödülleri sahiplerini buldu
ROKETSAN Yapay Zeka Hackathonu ödülleri sahiplerini buldu
İçeriği Görüntüle

“Bugün yapay zekâyı güçlü bir araç olarak görüyoruz. Ama teknolojinin gelişme hızı düşünüldüğünde, on ya da yirmi yıl sonra mimarın rolünün nerede başlayıp nerede biteceğini kesin olarak söylemek mümkün değil. Belki de önemli olan bu belirsizlikten korkmak değil; değişimi izlemek, öğrenmek ve mimari düşüncenin merkezindeki insanı kaybetmeden yeni çalışma biçimlerine açık olmak.”

Mimarlıkta yapay zekâ tartışması böylece yalnızca teknolojinin mimarın yerini alıp alamayacağı sorusuyla sınırlı kalmıyor. Gelecekte asıl tartışmanın, yapay zekâ çağında mimarın işlevinin nerede, ne zaman ve nasıl yeniden tanımlanacağı üzerine yoğunlaşması bekleniyor.

Kaynak: Basın Bülteni