İşçi ve işveren arasında yaşanan uyuşmazlıkların mahkemelere yansımadan çözülmesi amacıyla hayata geçirilen arabuluculuk sistemi, son dönemde suistimal iddialarıyla gündeme geliyordu. İş dünyasında "jet arabuluculuk" olarak adlandırılan ve işçinin işten çıkarıldığı an haklarından vazgeçmesini hedefleyen bu yönteme Yargıtay'dan set çeken, emsal niteliğinde bir karar geldi.

Yüksek mahkeme, iş sözleşmesi feshedilen çalışanın aynı gün içinde hızlıca arabulucu masasına oturtulmasının özgür iradeyi sakatlayabileceğine hükmetti. Kararda, işçinin içinde bulunduğu geçim kaygısı ve psikolojik şok durumundan yararlanılarak alınan acele imzaların hukuken geçersiz sayılabileceği belirtildi.

Sağlık sorunları yaşayan işçinin zayıf anından yararlandılar

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Uzmanı İsa Karakaş'ın köşesinde paylaştığı Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararına konu olan olay, bir fabrikada altı yılı aşkın süredir emek veren bir işçinin hak mücadelesiyle başladı. Ağır anksiyete bozukluğu tedavisi gören ve yoğun ilaçlar kullanan işçinin iş akdi, bizzat bu sağlık sorunları gerekçe gösterilerek feshedildi.

İddiaya göre, iş akdinin feshedildiği gün bilinci ve muhakeme yeteneği tam yerinde olmayan işçi, şirketin önceden anlaştığı bir arabulucu ofisine götürüldü. Kendisine haklarının eksiksiz ödeneceği vaat edilerek önceden hazırlanan tutanaklar imzalatıldı. Ancak daha sonra yapılan hesaplamalarda, 6 yıllık kıdemi olan işçiye, aynı iş yerinde sadece 3 yıl çalışmış bir personelden bile daha az tazminat ödendiği anlaşıldı. Hak kaybına uğradığını fark eden işçi, uğradığı haksızlığı yargıya taşıdı.

Özhelvacı’dan 19 Mayıs mesajı
Özhelvacı’dan 19 Mayıs mesajı
İçeriği Görüntüle

Mahkemeler tek ses oldu: Gerçek bir müzakere ortamı yok

Dava sürecinde yerel iş mahkemesi, işçinin işten çıkarıldığı gün arabuluculuk sürecine dahil edilmesini, sağlıklı bir değerlendirme yapabilmesi için kendisine makul bir düşünme süresi tanınmamasını "hak ihlali" olarak nitelendirdi ve imzalanan tutanakları geçersiz saydı. Kararda ayrıca, işverenin işçiye yasal haklarının üzerinde hiçbir "makul ek fayda" sağlamadığına da vurgu yapıldı.

İşverenin karara itiraz ederek başvurduğu Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) ise başvuruyu kesin olarak reddetti. İstinaf dairesi, ağır ilaç tedavisi gören bir işçinin zayıf ve hassas durumundan faydalanıldığının altını çizerek, fesih ile arabuluculuk işlemlerinin aynı gün tamamlanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve gerçek bir pazarlık ortamının oluşmadığını tescilledi.

"Jet arabuluculuk" yöntemine Yargıtay freni

Dosyayı nihai olarak inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, alt mahkemelerin kararlarını hukuka uygun bularak onadı. Bu kararla birlikte, işverenlerin işçilerin açabileceği olası davaların önüne geçmek ve haklarını kısıtlamak amacıyla kullandığı "hızlı ibra" taktiği hukuken çökmüş oldu.

Hukukçular, bu kararın ardından işten çıkarma süreçlerinde fesih günü ile arabuluculuk görüşmesi arasında makul bir zaman diliminin bulunması gerektiğine dikkat çekiyor. İşçinin baskı altında, panik halinde veya zor durumda olduğu anlarda alınan imzaların artık mahkemelerce bir koruma kalkanı olarak kabul edilmeyeceği netleşti.

Kaynak: Haber Merkezi