Estetik uygulamalardan diş hassasiyetine, amalgam dolgulardan kompozit bonding yöntemine kadar pek çok konuda doğru teşhis ve uygun tedavi planlamasının belirleyici olduğu belirtiliyor.
Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Restoratif Diş Tedavisi Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, gülüş tasarımında sıkça başvurulan yöntemlerden birinin kompozit estetik dolgular, yani kompozit bonding uygulamaları olduğunu söyledi.
Kompozit bonding tek seansta uygulanabiliyor
Ağız ve diş sağlığı uygulamalarının yalnızca estetik beklentilere değil, aynı zamanda fonksiyon ve konforun korunmasına da hizmet ettiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, “Gülüş estetiğinde en sık kullanılan yöntemlerden biri kompozit estetik dolgular, bir diğer adıyla kompozit bonding uygulamalarıdır.” dedi.
Bu yöntemde kompozit dolgu materyalinin diş yüzeyine katmanlar halinde yerleştirilip şekillendirildiğini aktaran Turan, “Çoğu zaman dişte aşındırma yapılmaz ya da minimal düzeyde aşındırma yeterli olur. Kompozit bonding dişler arasındaki boşlukların kapatılmasında, kırık ve çatlak dişlerin düzeltilmesinde, gülüşte simetri sağlanmasında ve özellikle ön dişlerdeki şekil bozukluklarının giderilmesinde kullanılabilir. Genellikle tek seansta tamamlanır ve 1–2 saat içinde sonuç alınabilir. Ağrısız bir işlem olarak bilinir. Ayrıca en önemli avantajlarından biri, istenmediği takdirde uzaklaştırılabilmesi ya da yenilenebilmesidir. Bu özelliği sayesinde hem estetik hem de geri dönüşümlü bir seçenek sunar.” şeklinde konuştu.
Her hassasiyet çürük anlamına gelmiyor
Diş hekimlerine en sık başvuru nedenlerinden birinin de hassasiyet olduğunu belirten Turan, bu durumun her zaman çürükle ilişkili olmadığını vurguladı.
Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, “Ancak her diş hassasiyeti çürük belirtisi değildir. Öncelikle hassasiyetin nedeninin değerlendirilmesi gerekir.” dedi.
“Diş eti çekilmesi sonucu kök yüzeyi açığa çıkabilir. Kök yüzeyi, mineyle kaplı olmadığı için soğuğa ve sıcağa karşı daha duyarlı hâle gelir ve hassasiyet gelişebilir.” Örneğini veren Dr. Öğr. Üyesi Turan, şöyle devam etti:
“Bir diğer neden bruksizm, yani diş sıkma ve gıcırdatmadır. Bu durum dişlerde aşınmaya yol açarak hassasiyete sebep olabilir. Aynı şekilde sert fırçalama alışkanlığı ve asitli içecek tüketimi de diş yüzeyinde aşınmaya neden olarak hassasiyet oluşturabilir. Eğer hassasiyet özellikle tatlı tüketimi sırasında artıyor ve belirli bir bölgede lokalize hissediliyorsa, bu durumda çürükten şüphelenilebilir. Böyle bir durumda mutlaka bir diş hekimine başvurulması önerilir.”
Amalgam dolgular ne zaman çıkarılmalı?
Mevcut dolguların da hastalar tarafından sıkça sorgulandığını ifade eden Turan, özellikle amalgam dolgular hakkında çok sayıda soru aldıklarını belirtti.
Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, “Özellikle gri dolgular olarak bilinen amalgam dolgular hakkında birçok soru soruluyor.” dedi.
Amalgam dolguların uzun yıllardır kullanılan ve dayanıklılığı yüksek materyaller olduğunu hatırlatan Turan, şu değerlendirmede bulundu:
“İçerdikleri cıva, diğer metallerle stabil bir yapıdadır ve ağızda bulunduğu sürece cıva salınımı yapmaz. Ancak dolgunun sökümü sırasında, ısı ve sürtünme etkisiyle cıva buharı açığa çıkabilir. Bu nedenle söküm işlemi uygun izolasyon yöntemleri ve gerekli koşullar sağlanarak yapılmalı. Amalgam dolgular; altında çürük oluşması, dolgunun kırılması ya da estetik nedenlerle tercih edilmemesi gibi durumlarda uzaklaştırılabilir. Bunun dışında ağızda sağlam şekilde durduğu sürece cıva salınımı söz konusu değildir. Günümüzde ise daha biyouyumlu ve estetik olan kompozit dolgular, amalgamın yerine daha sık tercih edilir.”
Uzmanlar, ağız ve diş sağlığında hem estetik hem de uzun vadeli sağlık açısından bilinçli kararlar alınması gerektiğini vurguluyor.




