Anne olmak çoğu zaman mutluluk ve yeni bir başlangıç olarak tarif edilse de doğum sonrası dönem, kadınlar için hem fiziksel hem de psikolojik açıdan yoğun bir değişim süreci anlamına geliyor. Araştırmalar, dünya genelinde her 7 kadından 1’inin doğum sonrası depresyon yaşadığını ortaya koyuyor. Buna karşın postpartum depresyon, çoğu zaman anneliğin doğal yorgunluğu ile karıştırılıyor ve yeterince konuşulmuyor.

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Sema Bayçın, doğum sonrası depresyonun geçici bir ruh hali değişikliği olmadığını ve profesyonel destek gerektirdiğini vurguluyor.
“Her hüzün postpartum depresyon değildir; ancak yaşanan hüzün ciddiye alınmalıdır”
Doğumdan sonraki ilk günlerde ortaya çıkan duygusal hassasiyet, halk arasında “annelik hüznü” olarak adlandırılıyor ve genellikle kısa sürede kendiliğinden düzeliyor. Ancak uzmanlara göre postpartum depresyon bu süreçten farklı bir tablo çiziyor. Belirtiler daha şiddetli, daha uzun süreli ve günlük yaşamı etkileyebilecek düzeyde olabiliyor.
Sürekli ağlama isteği, yoğun kaygı, umutsuzluk, değersizlik düşünceleri, bebeğe karşı bağ kurmakta zorlanma, uyku ve iştah değişiklikleri ile bazı durumlarda zarar verme düşünceleri, doğum sonrası depresyonun dikkat çeken işaretleri arasında yer alıyor. Bu belirtilerin haftalarca sürmesi halinde durumun basit bir yorgunluk olarak değerlendirilmemesi gerektiği ifade ediliyor.
“Hormonal değişim tek başına açıklayıcı değil”
Doğum sonrası dönemde östrojen ve progesteron hormonlarında yaşanan ani düşüş, beyin kimyasını etkileyebiliyor. Ancak uzmanlar postpartum depresyonun yalnızca hormonal değişimle açıklanamayacağını belirtiyor.
Uzm. Dr. Sema Bayçın, biyolojik etkenlerin yanı sıra psikososyal faktörlerin de önemli rol oynadığını söylüyor. Uykusuzluk, artan bakım sorumluluğu, toplumsal beklentiler, yetersiz sosyal destek, ekonomik sorunlar ve geçmiş psikiyatrik öykü risk faktörleri arasında yer alıyor. Özellikle “mükemmel anne” olma baskısının, kadınların yaşadıkları duyguları bastırmasına ve yardım arayışını ertelemesine neden olabileceği ifade ediliyor.
“Postpartum depresyonu görünmez olduğu için dikkat edilmelidir”
Toplumda anneliğin yalnızca mutlulukla özdeşleştirilmesi, doğum sonrası depresyonun fark edilmesini zorlaştırabiliyor. Birçok anne yaşadığı duyguları paylaşmaktan çekiniyor ve mutsuzluk hissini saklamayı tercih ediyor.
Uzm. Dr. Sema Bayçın’a göre postpartum depresyon tedavi edilebilir bir ruh sağlığı sorunu. Erken dönemde yapılan psikiyatrik değerlendirme, tedavi sürecini kolaylaştırıyor. Tedavi planı kişiye özel hazırlanıyor; psikoterapi, sosyal destek düzenlemeleri ve gerekli durumlarda ilaç tedavisi uygulanabiliyor. Uzmanlar, doğru müdahaleyle annelerin büyük kısmının tedaviye hızlı yanıt verdiğini belirtiyor.
“Anne ruh sağlığı bebeğin gelişimini şekillendirir”
Doğum sonrası depresyonun etkileri yalnızca anneyle sınırlı kalmıyor. Annenin duygusal durumu, bebeğin bağlanma sürecini ve güven gelişimini doğrudan etkileyebiliyor. Depresyon yaşayan annelerde bebekle etkileşimin azalmasının, bebeğin stres düzenleme sistemini de etkileyebileceği ifade ediliyor.
Bu nedenle uzmanlar, doğum sonrası rutin kontrollerde ruh sağlığı değerlendirmelerinin de yer alması gerektiğini vurguluyor. Annenin iyi oluş hali, bebeğin sağlıklı gelişimi açısından koruyucu bir rol üstleniyor.
“Aile desteği tedavinin en güçlü parçalarından biridir”
Postpartum depresyon sürecinde yalnızca tıbbi müdahale değil, aile ve sosyal çevrenin yaklaşımı da büyük önem taşıyor. Uzm. Dr. Sema Bayçın, eş ve aile bireylerinin süreci anlamasının iyileşmeyi hızlandırdığını belirtiyor.
Annenin dinlenmesine alan açmak, yargılamak yerine dinlemek ve profesyonel destek için cesaretlendirmek sürecin sağlıklı ilerlemesinde belirleyici oluyor. Destekleyici bir ortam, annenin yardım arama motivasyonunu artırıyor.
“Yardım istemek anneliğin zayıflığı değil, gücüdür”
Psikiyatri Uzmanı Dr. Sema Bayçın, doğum sonrası yoğun mutsuzluk yaşayan annelere şu sözlerle sesleniyor:
“Postpartum depresyonu tedavi edilebilir bir durumdur. Annelerin yaşadıkları duygular utanılacak değil, anlaşılması gereken sinyallerdir. Destek almak yalnızca anne için değil, bebeğin sağlıklı gelişimi için de güçlü bir adımdır.”





