Rüzgârın sesi, sanki yaklaşan büyük bir hikâyenin habercisi gibiydi. Binlerce Osmanlı askeri, Kafkas Cephesi’nde Rus kuvvetlerini geri püskürtmek amacıyla Sarıkamış’a doğru ilerliyordu. Ama onları bekleyen, düşman ateşinden çok daha ağır bir sınavdı: dondurucu soğuk. Askerler yürüdükçe kar yükseliyor, her adım biraz daha zorlaşıyordu. Üstelik üzerlerinde kalın paltolar yoktu; ince kaputlar, soğuğun keskinliğine karşı neredeyse hiçbir koruma sağlamıyordu. Hava eksi 30 derecenin altına düşerken nefesleri buhar olup havaya karışıyor, parmakları uyuşuyor, yürümek her dakika biraz daha güçleşiyordu. Sanki dağlar, sessiz bir masal anlatıyordu onlara: “Yol uzun, kar sert, ama inancınız güçlü olsun…”Bu yolculuk sırasında askerler sadece Rus birlikleriyle değil; açlıkla, yorgunlukla ve amansız bir tipinin ortasında kalmakla mücadele etti. Gün ilerledikçe kar taneleri ağırlaştı, rüzgâr şiddetlendi. Bazı askerlerin göz kapakları yavaşça kapanmaya başladı. Bir adım, sonra bir adım daha… ve sonunda o beyaz sessizlik onları içine çekti. Sarıkamış Harekâtı, yaklaşık 60 binden fazla askerin soğuk nedeniyle şehit olmasıyla sonuçlandı. Bu sayı, tarihin en büyük kayıplarından biri olarak hafızalara kazındı. Ama bu olay, sadece bir trajedi değil; aynı zamanda fedakârlığın ve bağlılığın da en derin örneklerinden biri oldu. Bugün Sarıkamış’ı anmak, o beyaz örtü altında sonsuzluğa yürüyen Mehmetçiklerin hikâyesini hatırlamak demektir. Hem tarihin gerçeklerini hem de o gün dağların taşıdığı sessiz acıyı…Ve ne zaman Allahuekber Dağları’na kar düşse, sanki o günün ayak izleri yeniden belirir. Rüzgârın her esişinde, “Unutmadık,” der gibi bir fısıltı duyulur.
Adnan Menderes Anadolu Lisesi | BEYAZ ÖLÜM: SARIKAMIŞ
1914 yılının sert bir kış günüydü… Yer: Allahuekber Dağları’nın etekleri.
Kaynak: HABER MERKEZİ




