Yazıları, denemeleri, öyküleri, çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlandı, yayımlanıyor. Öykü ve roman ödülleri var: Edebiyatçılar Derneği, Egeli Kadın Yazarlar Platformu, Kadın Yazarlar Derneğinde çalıştı. Şu an Türk Dil Derneği, Martı Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Grubu, Eksi 18 Edebiyat Topluluğu’nun üyesidir.

Öykü, roman ve çocuk kitaplarıyla çeşitli ödüller alan yazar, Su Fırtınası ile 2025 Manisa Belediyesi Yusuf Atılgan Roman Ödülü’nü almıştır.

Şerife Bacı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi | DUVARLAR SANATLA HAYAT BULUYOR
Şerife Bacı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi | DUVARLAR SANATLA HAYAT BULUYOR
İçeriği Görüntüle

Röportajımız

1. Sevgili Gönül Hanım, ilk sorumuz, kitabın başkahramanı Hüma Ana karakteri ile ilgili olacak. Hüma Ana, tanıdığınız biri midir, yoksa tümüyle kurgu karakter midir?

G. Çatalcalı: Hüma Ana, adını mitolojiden alan bir “Anadolu Bilgesi''dir. Okuma yazması bile olmayan, yaşamının her anından bir şeyler öğrenmiş, doğanın gücünü, sırlarını; toprağın, taşın, suyun değerini bilen, deneyimlerini bilgelik düzeyinde olgunlaştırmış bir kadındır. Tümüyle kurgusal bir karakterdir ama küçük yerleşimlerde, köylerde böyle kadınlar vardır. Şifalı otlardan ilaçlar yapıp hastaları iyileştiren, çocuk doğurtan, onlara ad veren, sır saklayan, dert anlatılan, sözüne güvenilen kadınlar... Hüma Ana onların birleşimidir.

Bu romanda, bir köye önderlik edecek, onların parçalanmadan yola çıkmalarını, yolda kalmalarını sağlayacak, suyu bulma inançlarını her dem taze tutacak böyle bir karaktere gereksinim vardı. Bütün bilge kadınların birleşimi olan Hüma Ana’yı ve bu toplu göçü inandırıcı kılabilmek için köyle ilgili bölümleri destansı, masalsı bir dille anlattım.

2. Neden Edip Cansever dizeleri? Özel bir nedeni var mı?

G. Çatalcalı: Edip Cansever, Edip Cansever benim şiir dünyamda özel bir yer tutar. Fakültede bir görev alarak onun yaşam öyküsünü araştırmış ve “Yerçekimli Karanfil” adlı kitabını incelemiştim. Şiirlerini değişik buldum, üzerlerinde çalıştıkça sevdim.
Su Fırtınası’nda nahif bir aşkın duygularına tercüman oldu Cansever. Yer yer ondan yararlandım, Yerçekimli Karanfil’den dizeler kullandım.

3. Karakterlerin isimlerini özenle seçtiğinizi düşündük, bunu siz açar mısınız?

G. Çatalcalı: Köylülerin adlarını daha çok Güneydoğuda kullanılan erkek ve kadın adlarından seçtim. Seçtiğim adları, anlamının karakterime uymasını düşünerek bulurum. Örneğin Hüma, çoğu kez cennet kuşu olarak adlandırılan, çok yükseklerde dinlenmeksizin sürekli uçan, asla yere değmeyen efsanevi bir kuştur. Türk mitolojisinde de önemli bir yere sahip olan Simurg Kuşu, Anka Kuşu gibi adlarla da anılır. Hangi adla anılırsa anılsın, iyiliksever bir doğası olduğuna ve kanatlarının dokunuşunun her türlü hastalık veya yarayı tedavi edeceğine inanılan kuşlardır.
Kadın karakterlerim değerlidir, adları konusunda çok düşünürüm. Gevher, cevher anlamına gelir, yani değerli maden ya da taş anlamını içerir. Süsen, daha çok Doğuda ve Güneydoğuda yetişen güzel, zarif bir çiçektir. Bazı kaynaklar, bu adın Yunan mitolojisindeki gökkuşağı tanrıçası İris’ten geldiğini yazarlar.
Erkeklere gelince; Sinan, atak, çözüm odaklı bir insandır. Sözcük olarak Arapça kökenlidir. Mızrak, ok, ileri atılan, önde giden anlamlarını taşır. Liderlik ve öncülük özelliğini ifade eder.
Ferman, Farsça kökenli bir sözcüktür, buyruk ve karar anlamına gelir, daha çok Doğu ve Güneydoğuda kullanılır. Kahramanım Ferman, adı gibi kararlı, sonu ölüm bile olsa sevdasından vaz geçmeyen bir karakterdir.

4. Köyde Hüma, kentte Akasya çevresine ışık veren, özgür ruhlu, tek başlarına mücadele veren kadın kahramanlar. Kadınların toplumsal yaşamdaki yeri ve önemini vurgulamak anlamında yaptığınızı düşündüm, ne dersiniz?

G. Çatalcalı: Gerek öykülerimde, gerekse romanlarımda kadın kahramanlarım genellikle güçlüdür. Güçsüzler de roman sürecinde ayağa kalkarlar. Bir romanı oluşturma sürem ne denli uzun olursa olsun, bu süreçte kahramanlarımla birlikte yaşarım. O nedenle, o atmosferden kopmamak için ara vermeden, kesintisiz çalışmaya çabalarım. Bu oldukça zor bir çalışma yöntemidir ancak karakterlerimle bağlar kurmama, bütünleşmeme, onları daha iyi tanımama, anlamama ve anlatmama yardımcı olur.

Gerçek yaşamda hiçbir insan hep aynı insan değildir. Kurgu metinlerde de bu gerçeklik devam etmeli diye düşünürüm. Karakterlerimin çoğu roman boyunca bir değişim, dönüşüm yaşar, tıpkı gerçek yaşamdaki gibi. Burada sırtımı dayadığım, inandığım kavram, “farkındalık”tır.

Evet, farkındalık yaratacak kadın karakterler seçtiğim doğrudur ancak kişiler o farkındalığa bazen bir insan, bazen bir çocuk, bazen bir hayvan, bazen de bir kitap, bir yazı, bir film sayesinde ulaşırlar.

Yaşama, inatla tek bir pencereden bakmayı seçenler, kabuklarını kırmayı reddedenlerse hiç ulaşamazlar.

Zeynep Sönmez


Kaynak: HABER MERKEZİ