İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Nisan ayı üçüncü birleşiminde faaliyet raporları görüşülürken yaşanan tartışmaların ardından siyasi gerilim devam etti. Başkan Cemil Tugay’ın AK Parti grubuna söz hakkı tanınmadan oturumu kapatma yönünde karar alması mecliste tartışmalara neden oldu.
Oturum sonrası AK Parti Grup Başkanvekili Hakan Yıldız, Cumhur İttifakı grubu adına meclis dışında açıklamalarda bulunarak karara tepki gösterdi.
“Söz hakkı verilmedi” eleştirisi
Yıldız, yaklaşık altı saat süren toplantıda Cumhuriyet Halk Partisi ve Başkan Cemil Tugay’ın değerlendirmelerini dinlediklerini belirterek, buna rağmen muhalefet gruplarına söz hakkı verilmemesini eleştirdi.
Mecliste grup başkanvekillerinin konuşma taleplerine rağmen sürecin “yeterlilik önergesi” ile kapatıldığını ifade eden Yıldız, bu durumun demokratik işleyişe uygun olmadığını savundu.
“Çelişkili açıklamalar yapılıyor”
Hakan Yıldız açıklamasında, belediye yönetiminin bazı konularda çelişkili ifadeler kullandığını öne sürdü. Meslek Fabrikası, vakıf görüşmeleri, otopark kartı ve Körfez ile ilgili süreçlerde farklı açıklamalar yapıldığını iddia eden Yıldız, bu durumun soru işaretleri oluşturduğunu dile getirdi.
Vakıflardan randevu verilmediği yönündeki açıklamalara da değinen Yıldız, yazılı randevu verilmesine rağmen farklı ifadelerin kullanıldığını savundu.
“İzmir’i konuşmaktan kaçınılıyor”
Yıldız, Başkan Cemil Tugay’ın kent sorunlarını yeterince tartışmadığını öne sürerek, İzmir’in gerçek sorunlarının gündeme getirilmesi gerektiğini söyledi. Belediye yönetimini eleştiren Yıldız, mecliste yaşanan sürecin ardından tartışmaların büyüdüğünü ve oturumun gergin bir şekilde tamamlandığını ifade etti.
"Eğer cesareti varsa, mayıs ayında meclise gelsin"
Cemil Tugay'a hitaben sert sözlerini sürdüren Hakan Yıldız, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü, “Sayın başkan, genel sekreterimiz ve milletvekillerimiz hakkında da iddialar ortaya attı. Ben de grup başkan vekili olarak açıkça şunu söyledim: “İspatlayın, ben görevimi bırakayım; ispatlayamazsanız siz bırakacak mısınız?” Bugün bir başka iddia daha gündeme geldi. Ceyda Hanım’ın vefat eden aile ziyaretiyle ilgili konuşmasında farklı bir anlatım sundu. Oysa söz konusu ziyaret cumartesi günü, insani ve manevi yönü yüksek bir şekilde gerçekleşmiştir. Biz de bu ziyaretin ardından pazartesi günü mecliste konuyu gündeme taşıdık. Tüm bu yaşananlar karşısında açık bir çağrıda bulunuyorum: Eğer cesareti varsa, mayıs ayında meclise gelsin. Ortaya attığı tüm iddiaları belgeleriyle tek tek konuşalım. İzmir’i iki yıldır nasıl yönetemediğini, bürokrasinin kendisini nasıl hatalara sürüklediğini ve bu süreçlerin kente nasıl zarar verdiğini açıkça ortaya koyalım. Ancak maalesef kendisi kartondan kahraman. Niye? Hem kürsüde "sizi dinleyeceğim" diyeceksiniz, sizi nezaketle bekleyen iki grup başkanvekili söz talep ettiğinde de yeterlilik önergesi vereceksiniz. Yedi yıldır İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde görev yapan, yirmi beş yıldır bu kentte aktif siyaset yapan biri olarak, bu kadar çelişkili bir tabloyla ilk kez karşılaşıyorum. İzmir bu yönetim anlayışıyla kan kaybediyor. Sorunların kaynağı da bu yönetim biçimidir. Yapılamayan işler gerginlik yaratıyor; geçmişle, milletvekilleriyle ve hatta kendi içlerinde yaşanan tartışmalar artıyor. Bu tablo İzmir’e yakışmıyor. Şunu da özellikle belirtmek isterim: Biz teamüllere bağlı bir grubuz. Meclis öncesinde Cumhuriyet Halk Partisi grup başkan vekili ile, Milliyetçi Hareket Partisi grup başkan vekilleri ve sözcüler olarak bir toplantı yaptık. Konuşma sırası ve yöntem üzerine mutabakata vardık. Bu görüşme sırasında Cemil Tugay da odaya girdi ve bu mutabakata onay verdi. Ancak sonrasında, uzlaşılan bu sürecin uygulanmadığını gördük. Bugün gelinen noktada, kendi içinde parçalı bir görüntü veren bir CHP grubu var. Ne verilen önergelerden ne de meclis sırasından haberdar bir tablo söz konusu. Biz İzmir’i konuşmaya hazırız. Ancak İzmir’i konuşmaktan kaçan bir belediye başkanıyla karşı karşıyayız."




