Uzmanlar bağımlılığın ilk maruziyetle başladığını, beynin ödül sistemini etkileyerek ilerlediğini ve özellikle gençlerde sanal kumar gibi dijital risklerin artış gösterdiğini belirtiyor. Tedavide erken müdahale ve erişim kontrolü kritik önem taşıyor.
Bağımlılığın beyindeki etkisi ve gelişim süreci
Uzmanlara göre bağımlılık, madde veya davranış temelli olarak ortaya çıkan ve beyin işlevlerinde olumsuz değişikliklere yol açan bir hastalık olarak tanımlanıyor. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, bağımlılık sürecinin ilk maruziyet anıyla başladığını ve özellikle beynin ödül sistemi üzerinden ilerlediğini ifade ediyor. Ödül sisteminin aktive olmasıyla birlikte kontrol mekanizmalarının zayıfladığı, bunun da kullanım davranışını giderek artırdığı belirtiliyor. Bu süreçte kişi, sosyal ve iş yaşamında sorunlar yaşasa bile davranışı sürdürmeye devam edebiliyor.
Erken müdahale ve tedavi yaklaşımının önemi
Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, bağımlılık tedavisinde zamanında müdahalenin kritik rol oynadığını vurguluyor. Hastaların çoğu zaman kontrol edebileceklerine inandıklarını ya da kullanımın azaldığını ifade ettiklerini belirten Dilbaz, bağımlılığın yalnızca kullanım sıklığıyla değil miktarıyla da değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Tedavi sürecinde özelleşmiş merkezlere başvurulması ve bireye özel planlanan yöntemlerin uygulanması gerektiği ifade ediliyor. Bu yaklaşımın, bağımlılığın klinik boyutunun daha etkili yönetilmesini sağladığı aktarılıyor.
Sanal kumar ve gençlerde artan risk
Son yıllarda özellikle sanal kumar alanında önemli değişimler yaşandığı belirtiliyor. Dijital platformlara kolay erişim, gençler ve genç yetişkinler arasında kumar alışkanlığının artmasına neden oluyor. Prof. Dr. Dilbaz, üniversite öğrencileri ve yeni mezunlarda bu durumun daha sık görüldüğünü ifade ediyor. “Bu sefer kazanacağım” düşüncesinin beyindeki ödül sistemini tetiklediği, bunun da davranışı pekiştirdiği aktarılıyor. Zamanla finansal kayıpların arttığı ve internet bağımlılığıyla birlikte riskin büyüdüğü belirtiliyor.
Tedavi sürecinde erişimin kontrolü
Bağımlılık tedavisinde temel yaklaşımlardan biri, bağımlılık yapıcı davranış veya maddeye erişimin sınırlandırılması olarak öne çıkıyor. Özellikle akıllı telefonların yaygın kullanımı, kumar gibi davranışlara erişimi kolaylaştırdığı için önemli bir risk faktörü olarak değerlendiriliyor. Gerekli durumlarda telefon kullanımının kısıtlanması ve finansal kontrol mekanizmalarının devreye alınması öneriliyor. Bilişsel davranışçı terapiler ve ilaç tedavilerinin de sürece destek olduğu ifade ediliyor.
Derin TMU ile yeni tedavi yaklaşımları
Son yıllarda kullanılan yöntemlerden biri olan derin transkranial manyetik stimülasyon (TMU), bağımlılık tedavisinde dikkat çekiyor. Bu yöntemin beyindeki ödül devrelerini hedef aldığı ve bağımlılık tetikleyicilerine verilen nörolojik yanıtları düzenlemeyi amaçladığı belirtiliyor. Manyetik uyarımların belirli beyin bölgelerine uygulanmasıyla aşırı aktivitenin azaltılmasının hedeflendiği aktarılıyor. TMU’nun ilaç ve psikoterapiye destekleyici ya da alternatif bir yöntem olarak değerlendirildiği ifade ediliyor.
Bağımlılığın ilerleyici bir süreç olduğu ve özellikle beyindeki ödül sistemi üzerinden geliştiği vurgulanıyor. Uzmanlar, erken dönemde fark edilmesinin ve müdahale edilmesinin tedavi başarısını artırdığını, aksi halde sürecin kronikleşerek bırakmayı zorlaştırdığını belirtiyor. Dijitalleşmenin artmasıyla birlikte özellikle sanal kumar gibi davranışsal bağımlılıkların daha erken yaşlarda ortaya çıkabildiği ifade ediliyor.
Uzman görüşlerine göre bağımlılık, yalnızca bireysel bir alışkanlık değil, nörolojik temelleri olan ilerleyici bir sağlık sorunu olarak ele alınıyor. Erken müdahale, erişim kontrolü ve bireyselleştirilmiş tedavi yaklaşımları, sürecin yönetiminde en kritik unsurlar arasında yer alıyor.




