Bilim insanlarının "bulaşıcı esneme" olarak adlandırdığı bu ilginç davranışın neden ortaya çıktığı uzun yıllardır araştırılıyor. Kesin bir açıklama henüz bulunamamış olsa da nörobilim alanındaki çalışmalar, beynin bu refleksi nasıl oluşturduğuna dair önemli ipuçları sunuyor.
Toplantıda, toplu taşımada, okulda ya da televizyon karşısında... Günlük yaşamın pek çok anında bir kişinin esnemesi kısa süre içinde çevresindeki diğer insanları da etkileyebiliyor. Üstelik bu etkinin ortaya çıkması için aynı ortamda bulunmak da gerekmiyor. Telefonda izlenen bir videodaki esneme ya da yalnızca esneyen birini hayal etmek bile bazı kişilerde aynı refleksi tetikleyebiliyor.
Peki, beyin neden başka birinin yaptığı bu sıradan hareketi istemsiz şekilde tekrar ediyor? Bilim insanları bu sorunun yanıtını aramayı sürdürürken, elde edilen bulgular bulaşıcı esnemenin yalnızca yorgunlukla açıklanamayacağını gösteriyor.
Sadece uykusuzlukla açıklanamıyor
Esneme çoğunlukla uykusuzluk ya da yorgunlukla ilişkilendiriliyor. Ancak uzmanlara göre başkasının esnediğini gördükten sonra ortaya çıkan refleks, kişinin kendi yorgunluğundan bağımsız farklı bir mekanizmayla işliyor.
İnsan, uykusu geldiğinde doğal olarak esneyebiliyor. Buna karşın bulaşıcı esneme olarak tanımlanan durumun, beynin sosyal uyaranları algılama ve işleme biçimiyle bağlantılı olduğu değerlendiriliyor. Bu nedenle araştırmacılar, esnemeyi yalnızca fizyolojik değil; nörolojik ve sosyal yönleriyle de inceliyor.
Ayna nöron sistemi öne çıkıyor
Bilim dünyasında en çok üzerinde durulan açıklamalardan biri "ayna nöron sistemi" olarak gösteriliyor.
İlk olarak maymunlar üzerinde yapılan araştırmalarda keşfedilen bu sinir hücrelerinin, birey hem bir hareketi gerçekleştirirken hem de aynı hareketi başkasında izlediğinde benzer şekilde aktif hale geldiği belirlendi.
İnsan beyninde de benzer bir sistemin bulunduğu düşünülüyor. Buna göre bir kişi esnediğinde beyin yalnızca bu hareketi gözlemlemekle kalmıyor, aynı zamanda kısa süreliğine kendi içinde de canlandırıyor. Bu otomatik simülasyon ise bazı kişilerde gerçek bir esnemeye dönüşebiliyor.
Her birey aynı tepkiyi vermiyor
Araştırmalar, bulaşıcı esnemenin herkeste aynı düzeyde görülmediğini ortaya koyuyor.
Çalışmalara göre yetişkinlerin yaklaşık yüzde 40 ila 60'ı bu etkiye belirgin biçimde tepki veriyor. Küçük çocuklarda ise bulaşıcı esneme çoğunlukla 4-5 yaşından önce görülmüyor. Bilim insanları bunun sosyal biliş ve empati becerilerinin gelişimiyle ilişkili olabileceğini değerlendiriyor.
Öte yandan bazı araştırmalar, yaş ilerledikçe bulaşıcı esnemenin görülme sıklığında azalma yaşanabileceğine de işaret ediyor.
Yakın ilişkiler etkili olabilir
Bilimsel çalışmalarda dikkat çeken bir diğer unsur ise kişiler arasındaki sosyal bağlar oldu.
Araştırmalar, aile bireyleri, yakın arkadaşlar ya da duygusal bağ kurulan kişiler arasında bulaşıcı esnemenin daha sık görülebildiğini gösteriyor.
İtalya'daki Pisa Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü çalışmalarda, bireylerin duygusal olarak yakın hissettikleri kişilerin esnemesinden, yabancılara kıyasla daha fazla etkilendiği bildirildi. Bu bulgu, bulaşıcı esnemenin empatiyle bağlantılı olabileceği görüşünü desteklese de bilim dünyasında konu üzerindeki tartışmalar sürüyor.
İnsanlarla sınırlı değil
Bulaşıcı esneme yalnızca insanlarda görülen bir davranış değil.
Şempanzeler, bonobolar, kurtlar ve evcil köpeklerde de benzer davranışların gözlemlendiği bildiriliyor. Özellikle köpeklerin sahiplerinin esnemesine karşı benzer tepki verebildiğini gösteren çalışmalar, sosyal bağların bu davranışta etkili olabileceğini düşündürüyor.
Bununla birlikte tüm hayvan türlerinde aynı sonuçların elde edilememesi nedeniyle araştırmalar devam ediyor.
Esnemenin görevi ne?
Uzun yıllar boyunca esnemenin temel nedeninin vücuda daha fazla oksijen almak olduğu düşünülüyordu. Ancak günümüzde bu görüş büyük ölçüde geçerliliğini yitirmiş durumda.
Birçok nörobilimci, esnemenin beynin çalışma düzeninin korunmasına katkı sağlayabileceğini düşünüyor.
Bu konuda öne çıkan açıklamalardan biri de "beyin soğutma hipotezi". Bu teoriye göre esneme sırasında artan kan dolaşımı ve derin nefes alma, beynin sıcaklığının dengelenmesine yardımcı olarak dikkatin yeniden toparlanmasına katkı sağlayabiliyor.
Her ne kadar çeşitli deneyler bu görüşü desteklese de bilim dünyasında henüz kesin kabul görmüş bir açıklama bulunmuyor.
Kesin yanıt hâlâ bulunamadı
Bulaşıcı esnemenin neden ortaya çıktığına ilişkin çok sayıda bilimsel araştırma yapılmasına rağmen bilim insanları ortak bir sonuca ulaşabilmiş değil.
Araştırmacıların bir bölümü bunun empati ve sosyal iletişimin bir parçası olduğunu savunurken, diğer bir grup davranışın beynin otomatik taklit sistemiyle ilişkili nörolojik bir refleks olduğunu düşünüyor. Bazı uzmanlar ise her iki mekanizmanın birlikte çalışmasının mümkün olabileceğini ifade ediyor.
Ancak bilim dünyasının üzerinde uzlaştığı önemli bir nokta bulunuyor: Bir başkasının esnemesinin ardından sizin de esnemeniz basit bir rastlantı değil. Beyin, farkında olmadan çevresindeki insanlarla sürekli etkileşim içinde bulunuyor ve bunun en dikkat çekici göstergelerinden biri de bulaşıcı esneme olabiliyor.





