Uzmanlar, bu belirtilerin her zaman alerjik bir tabloya işaret etmediğini, bazı durumlarda histamin dengesindeki farklılıkların da benzer yakınmalara neden olabileceğini belirtiyor.

Sağlık Bakanlığı'ndan yeni talimat! Hastanelerde o uygulama yasaklandı
Sağlık Bakanlığı'ndan yeni talimat! Hastanelerde o uygulama yasaklandı
İçeriği Görüntüle

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Füsun Topçugil, son yıllarda sıkça gündeme gelen histamin intoleransı konusunda toplumda yanlış bir algı oluştuğunu belirterek, benzer belirtiler görüldüğünde kişilerin kendi kendilerine tanı koymak yerine mutlaka hekim değerlendirmesinden geçmesi gerektiğini vurguladı.

Histamin yalnızca alerjilerle ilişkili değil

Bağışıklık sisteminin doğal işleyişinde önemli görevler üstlenen histamin, yalnızca alerjik reaksiyonlarda rol alan bir madde değil. Aynı zamanda mide asidi salgılanması, bağırsak fonksiyonları ve sinir sistemi üzerinde de çeşitli etkileri bulunuyor.

Vücutta belirli seviyelerde bulunması normal kabul edilen histamin, bazı kişilerde üretim, yıkım ve metabolizma süreçlerindeki farklılıklar nedeniyle çeşitli belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Ancak uzmanlara göre bu durum her zaman klasik alerji mekanizmasıyla açıklanamıyor.

Alerji ile histamin ilişkili yakınmalar farklı tablolar oluşturabiliyor

Alerjilerde bağışıklık sistemi belirli bir alerjene karşı aşırı yanıt verirken, histaminle ilişkili şikâyetlerde süreç farklı şekilde gelişebiliyor.

Bazı kişilerde histamin içeren besinlerin tüketilmesinin ardından ya da histamin metabolizmasını etkileyen çeşitli faktörlere bağlı olarak benzer belirtiler ortaya çıkabiliyor. Bununla birlikte yalnızca şikâyetlere bakılarak histamin intoleransı tanısı konulamayacağı belirtiliyor.

Uzm. Dr. Füsun Topçugil, "Her baş ağrısı, her kızarıklık ya da her sindirim problemi histamin intoleransı anlamına gelmez. Aynı belirtiler birçok farklı hastalıkta da görülebilir. Bu nedenle öncelikle alerji, gastrointestinal hastalıklar, ilaç yan etkileri ve diğer olası nedenler değerlendirilmelidir." ifadelerini kullanıyor.

Hangi belirtiler görülebiliyor?

Histaminle ilişkili yakınmalar kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Uzmanların dikkat çektiği belirtiler şöyle sıralanıyor:

  • Burun akıntısı ve tıkanıklığı
  • Hapşırma
  • Baş ağrısı ve migren atakları
  • Ciltte kızarıklık, kaşıntı ve ürtiker
  • Karın ağrısı
  • Şişkinlik ve gaz
  • İshal
  • Bulantı
  • Çarpıntı hissi
  • Zaman zaman tansiyon değişiklikleri

Uzmanlar, bu belirtilerin tek başına histamin intoleransını göstermediğini ve ayrıntılı değerlendirme yapılmadan kesin sonuca varılmaması gerektiğinin altını çiziyor.

Her besin sonrası gelişen yakınma gıda alerjisi anlamına gelmeyebilir

Toplumda en sık karşılaşılan yanlışlardan biri de herhangi bir besin sonrasında gelişen her şikâyetin gıda alerjisi olarak değerlendirilmesi.

Olgunlaştırılmış peynirler, tütsülenmiş et ürünleri, fermente gıdalar, bazı deniz ürünleri, domates, ıspanak ve alkollü içecekler gibi histamin içeriği yüksek veya histamin salınımını etkileyebilen besinlerin tüketilmesinden sonra bazı kişilerde benzer yakınmalar görülebiliyor. Ancak aynı besinlerin herkeste aynı etkiyi oluşturmadığı ve kişisel farklılıkların önemli olduğu belirtiliyor.

Bağırsak sağlığı da göz ardı edilmemeli

Bilimsel çalışmalar, histamin metabolizması ile bağırsak sağlığı arasında da ilişki bulunduğunu ortaya koyuyor.

Bazı bağırsak hastalıkları, enfeksiyonlar veya bağırsak mukozasını etkileyen durumlar histamin metabolizmasını dolaylı olarak etkileyebiliyor. Bu nedenle kronik sindirim sistemi şikâyeti bulunan bireylerde yalnızca histamin üzerine odaklanmak yerine bütüncül bir değerlendirme yapılmasının önem taşıdığı ifade ediliyor.

İnternetteki bilgilerle tanı koymaya çalışmayın

Sosyal medyada histamin intoleransına ilişkin içeriklerin artmasıyla birlikte birçok kişinin kendi kendine katı eliminasyon diyetleri uyguladığına dikkat çekiliyor.

Ancak uluslararası alerji ve immünoloji kılavuzlarına göre histamin intoleransının tanısında tek başına güvenilir kabul edilen bir laboratuvar testi bulunmuyor. Özellikle kandan bakılan DAO düzeylerinin tanı koydurucu olmadığı belirtiliyor. Tanı sürecinin ayrıntılı hasta öyküsü, klinik değerlendirme ve gerekli görüldüğünde hekim gözetiminde uygulanan kontrollü eliminasyon ile yeniden beslenme planlarını kapsadığı vurgulanıyor. Gereksiz besin kısıtlamalarının ise uzun vadede beslenme yetersizliklerine yol açabileceği ifade ediliyor.

"Belirtilerin altında yatan neden bilimsel yöntemlerle araştırılmalı"

İnatçı baş ağrıları, tekrarlayan cilt döküntüleri, açıklanamayan sindirim sistemi yakınmaları veya belirli besinlerle ilişkilendirilen şikâyetlerde tek bir nedene odaklanılmaması gerektiğini belirten Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Füsun Topçugil, sözlerini şöyle tamamlıyor:

"Histamin, vücudumuz için gerekli biyolojik maddelerden biridir. Ancak benzer belirtiler birçok farklı sağlık sorununda da ortaya çıkabilir. Bu nedenle internetten edinilen bilgiler doğrultusunda kendi kendine tanı koymak veya uzun süreli besin kısıtlamalarına başlamak yerine, yakınmaların altında yatan nedenin bilimsel yöntemlerle araştırılması en doğru yaklaşımdır. Doğru tanı, gereksiz diyetlerin ve yanlış tedavilerin önüne geçerek yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlar."

Kaynak: Basın Bülteni