Yaz tatilinde serinlemek için tercih edilen havuzlar, denizler ve su parkları, gerekli önlemler alınmadığında çocuklar için ciddi riskler oluşturabiliyor. Memorial Bodrum Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Gürer, yaz aylarında yaşanabilecek kazaların özellikle kafa, beyin ve omurga travmalarına yol açabileceğini belirterek ailelerin dikkat etmesi gereken güvenlik kurallarını anlattı.
Prof. Dr. Gürer, yaz döneminde en sık karşılaşılan kazalar arasında havuz kenarından düşme, su kaydıraklarının yanlış kullanımı, sığ suya atlama, sert zemine çarpma ve diğer kişilerle çarpışma sonucu oluşan kafa, beyin ve omurga yaralanmalarının bulunduğunu söyledi.
Bunun yanı sıra kaygan zeminlerde yaşanan düşmeler, merdiven kazaları, kırık seramiklerin neden olduğu kesiler, kemik kırıkları ve burkulmaların da sık görüldüğünü ifade eden Gürer, su yutmaya bağlı boğulma ve yarı boğulma vakaları, havuz kaynaklı enfeksiyonlar, güneş yanıkları ile havuz kimyasallarına aşırı maruziyetin de yaz aylarının önemli sağlık riskleri arasında yer aldığını belirtti.
Çocuklar sürekli gözetim altında tutulmalı
Çocukların suyun içinde ve çevresinde bulunduğu her an aktif şekilde takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yavuz Gürer, telefonla ilgilenmek, kitap okumak, yemek yemek ya da başka bir çocukla ilgilenmek gibi dikkat dağıtıcı durumların birkaç saniyelik ihmalin bile ağır sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
Boğulma vakalarının büyük bölümünün sessiz gerçekleştiğini belirten Gürer, çocukları yalnızca uzaktan izlemenin yeterli olmadığını ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
"Çocukların suyun içinde ve çevresinde bulunduğu her an aktif şekilde gözetim altında tutulmasının büyük önem taşıdığını" belirten Gürer, telefonla ilgilenmek, kitap okumak, yemek yemek ya da başka bir çocukla ilgilenmek gibi dikkat dağıtıcı durumların birkaç saniyelik ihmalin bile ciddi sonuçlara yol açmasına neden olabileceğini söyledi.
"Su Gözlemcisi" uygulaması önerisi
Kalabalık ortamlarda gözetim sorumluluğunun netleştirilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Gürer, birden fazla yetişkinin bulunduğu alanlarda belirli sürelerle yalnızca çocukları takip etmekle görevli bir kişinin "Su Gözlemcisi" olarak belirlenmesinin güvenliği önemli ölçüde artıracağını söyledi.
Bu uygulamanın dikkat dağınıklığını önlediğini ve özellikle havuz ile plajlarda risklerin erken fark edilmesine katkı sağladığını belirtti.
Çocuklar tek başına suya girmemeli
Çocuklara küçük yaşlardan itibaren tek başına suya girmemeleri gerektiğinin öğretilmesinin önemine dikkat çeken Gürer, deneyimli yüzücüler için bile bir yetişkinin ya da yüzme arkadaşının eşlik etmesinin güvenlik açısından gerekli olduğunu ifade etti.
Tekne gezileri, açık deniz aktiviteleri ve su sporlarında ise çocuğun yaşına ve kilosuna uygun, onaylı can yeleklerinin mutlaka kullanılması gerektiğini vurguladı.
Havuz çevresindeki güvenlik önlemleri hayati önem taşıyor
Havuz güvenliğinin fiziksel önlemlerle desteklenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Gürer, çocuklara havuz giderlerinden ve emme sistemlerinden uzak durmalarının öğretilmesi gerektiğini söyledi.
Havuz çevresinde güvenlik çiti, kilitli kapı ve kontrollü giriş gibi uygulamaların küçük çocukların havuza kontrolsüz ulaşmasını engellediğini ifade eden Gürer, çocuğun kısa süreliğine gözden kaybolması halinde ilk kontrol edilmesi gereken yerin havuz olduğunu hatırlattı.
Az miktardaki su bile tehlike oluşturabiliyor
Küçük çocukların çok az miktardaki suda bile boğulma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirten Gürer, küvet, jakuzi, süs havuzu, şişme havuz ve su dolu kovalar gibi alanlarda çocukların kesinlikle yalnız bırakılmaması gerektiğini söyledi.
Ev ortamında yaşanan boğulma vakalarının önemli bir bölümünün bu tür alanlarda meydana geldiğini aktaran Gürer, deniz ve havuzlarda hem ebeveynlerin hem de çocukların güvenlik kurallarına uymasının boğulma riskini en aza indireceğini ifade etti.
Su kaydıraklarında kurallar ihmal edilmemeli
Prof. Dr. Yavuz Gürer, güvenli bir tatil için su kaydıraklarının kullanımında da belirli kurallara mutlaka uyulması gerektiğini belirtti.
Buna göre kaydırak girişindeki uyarı levhaları ve kullanım kuralları dikkatle okunmalı, yaş, boy ve kilo sınırlarına uygun kaydıraklar tercih edilmeli. Sıra düzenine uyulmalı, yalnızca görevlinin izin verdiği zaman kayılmalı, riskli pozisyonlarda kayılmamalı, kaydırak üzerinde durulmamalı veya geriye çıkılmamalı. Küçük çocukların kaydırakları tek başına kullanmaması, iniş alanının hızlı şekilde boşaltılması ve çocukların tehlikeli hareketlere teşvik edilmemesi gerektiği vurgulandı.
Hangi belirtilerde vakit kaybetmeden hastaneye gidilmeli?
Havuz veya deniz kazalarının ardından kafa ve omurga yaralanmalarının mutlaka ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürer, bilinç kaybı, şiddetli ya da giderek artan baş ağrısı, tekrarlayan kusma, aşırı uyku hali, bayılma, nöbet geçirme, denge kaybı, konuşma bozukluğu, kol veya bacaklarda güçsüzlük ya da uyuşma, görme bozukluğu ile boyun ağrısı ve boyun hareketlerinde kısıtlılık gibi belirtilerden herhangi biri görüldüğünde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.
İlk değerlendirmenin ardından gerekli görülen durumlarda çocuğun çocuk nörolojisi uzmanı tarafından muayene edilmesinin beyin ve sinir sistemiyle ilgili olası sorunların erken tanı ve tedavisi açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Gürer, herhangi bir belirti bulunmasa bile kafa veya omurgaya alınan şiddetli darbeler sonrasında çocuğun mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Yaz tatilinin güvenli geçmesi için çocuk güvenliğinin her zaman ön planda tutulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yavuz Gürer, "Yaz tatilinin güzel hatıralarla hatırlanması için çocuk güvenliğinin her zaman ön planda tutulması gerektiğini" belirterek, basit görünen önlemlerin ciddi yaralanmaların, kalıcı nörolojik hasarların ve boğulma gibi hayati risklerin önlenmesinde büyük rol oynadığını ifade etti. Ayrıca çocukların yaşına uygun güvenlik kurallarının uygulanması, ailelerin bilinçli davranması ve olası risklere karşı hazırlıklı olması sayesinde yaz tatilinin hem sağlıklı hem de güvenli geçirilebileceğini sözlerine ekledi.




