İzmir'de uyuşturucu madde bağımlısı çocuklar, Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezinde (ÇEMATEM) tedavi görüyor. 12-18 yaş arasındaki gençlerin hem yatarak hem de ayaktan tedavi edildiği merkezde, çocuklar 3 haftalık arındırma sürecinin ardından yeni bir hayata adım atıyor.
Ege Bölgesi'nde yataklı tedavi hizmeti sunan tek merkez olan ÇEMATEM'de çocuklar; sosyal hizmet uzmanı, hemşire ve psikologlar eşliğinde tedavi sürecine dahil ediliyor. Merkezde ahşap boyama ve drama gibi çeşitli etkinlikler de gerçekleştiriliyor.
Yılda yaklaşık bin 500 genç başvuruyor

Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzm. Dr. Enis Sargın, ergenlik döneminin hızlı değişimlerin yaşandığı önemli bir süreç olduğunu belirterek, madde kullanımının gençlerin yaşam alanlarını olumsuz etkileyebileceğini söyledi.
Sargın,
"Ergenlik, insan gelişiminde çok hızlı değişimlerin yaşandığı bir dönemdir. Bu değişimler beyinde de eş zamanlı olarak gerçekleşir. Dolayısıyla bu dönemde madde kullanımı gibi yolunda gitmeyen durumlar yaşandığında; gencin eğitim, sağlık ve ruhsal gelişim gibi hemen hemen tüm yaşam alanları olumsuz etkilenebilir. Bu yüzden, ergenlerde madde kullanımı gibi önemli bir sorunun erken taranması ve tedavisi ayrı bir önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.
Her hastanın yatırılarak tedavi edilmediğini belirten Sargın, merkezde yılda yaklaşık bin 500 gencin başvurduğunu, bunların 150 ila 200'ünde yatılı tedavi ihtiyacı olabildiğini ifade etti.
Sargın,
"Hastalarımızın birçoğunun tedavi takibini ayaktan poliklinik kontrolleri şeklinde sürdürebiliyoruz. Merkezimize yılda yaklaşık bin 500 genç başvuruyor ve bunların ortalama 150 ila 200'ünde yatılı tedavi ihtiyacı olabiliyor. Yatılı tedavi ihtiyacını ise daha çok madde kullanım bozukluğunun şiddeti, eşlik eden diğer ruhsal sorunların varlığı, sosyal problemler veya korunma ihtiyacının ağırlığı belirlemektedir" diye vurguladı.
Tedavi her genç için bireysel planlanıyor

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Klinik Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Börte Gürbüz Özgür ise ergenlik döneminde beyin gelişiminin devam ettiğine dikkat çekti.
Özgür,
"Bu dönemde madde kullanımı; aile ilişkileri, eğitim ve sosyal hayat gibi birçok alanda olumsuz etkilere yol açmaktadır. Biz tedaviyi her genç için bireysel olarak planlıyoruz. Bu süreci; psikiyatrik değerlendirmeler, psikoterapötik yaklaşımlar, gerektiğinde ilaç tedavileri ve aileyi de sürece dahil ettiğimiz psikososyal müdahalelerle sürdürüyoruz" şeklinde konuştu.
Bağımlılık tedavisinde yalnızca ilaç kullanılmadığını belirten Özgür, aile çalışmalarının ve psikososyal tedavilerin de önceliklendirildiğini söyledi.
Özgür,
"Eşlik eden kaygı, depresyon, dikkat sorunları ya da farklı psikiyatrik durumlarda ilaç tedavilerinden faydalanabiliyoruz. Ancak bunun yanı sıra aileyle ilgili çalışmalar yapıyor ve psikososyal tedavileri önceliklendiriyoruz. Bağımlılıkla mücadelede ailelerin rolü çok önemlidir. Bu süreçte servisimizde ailelere doğru iletişim yollarını aktarıyor, bağımlılığa karşı destekleyici aile ortamının nasıl sağlanabileceğine yönelik yaklaşımlar geliştiriyor ve grup oturumları planlıyoruz. Bunun yanı sıra, gencin eğitim hayatını ve sosyal çevresini düzenlemek de psikososyal müdahalelerimiz arasında yer alıyor."
"Tedavi edilemez bir durum değil"

Bağımlılık tedavisinin yalnızca madde kullanımını sonlandırmayı amaçlamadığını belirten Özgür, sürecin aile ilişkilerinden eğitim hayatına kadar birçok alanı kapsadığını ifade etti.
Özgür,
"Bağımlılık tedavisi çok boyutlu bir süreçtir ve buradaki amaç sadece madde kullanımını sonlandırmak değildir" diyerek, "Bu süreç; aile ilişkilerini yeniden yapılandırdığımız, gence sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırdığımız, eğitim hayatının içinde kalmasını sağladığımız ve eşlik eden diğer psikiyatrik sorunları da ele aldığımız uzun soluklu bir yoldur. Tedavi sürecinde bazen yeniden madde kullanımına dönüşler olabilir. Ancak ailelerin ve gençlerin bilmesini istediğimiz en önemli şey; bu tekrarların kesinlikle "tedavi edilemez" bir durum olmadığıdır. Böyle durumlarda vakit kaybetmeden her zaman yeniden tarafımıza başvurabilirler. Unutulmamalıdır ki; bağımlılık sorunu yaşayan hiçbir genç yalnız değildir ve yardım almak için hiçbir zaman geç kalınmış sayılmaz" ifadelerine yer verdi.




