Çeşme Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelen Yarımada’daki kent konseyleri, sendikalar, dernekler ve platformlar, İzmir–Çeşme Otoyolu başta olmak üzere otoyol ve köprülerin özelleştirilmesine karşı olduklarını açıkladı.

Grup adına yapılan açıklamada, otoyol özelleştirmesine karşı Türkiye’deki ilk protestonun şubat ayında Çeşme’de gerçekleştirildiği, mart ayının sonunda ise Yarımada’daki kent konseylerinin katılımıyla Urla’da otoban girişinde yeniden açıklama yapıldığı belirtildi.

Açıklamada, o dönemde yapılan uyarıların dikkate alınmadığı savunularak, “Uyardık, dinlemediler” denildi.
“Devir kararı verildi”
Açıklamada, 4 Eylül 2026 tarihli ve 11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile iki boğaz köprüsü ve İzmir–Çeşme ile İzmir–Aydın’ın da aralarında bulunduğu 8 otoyolun 30 yıllığına özelleştirme kapsamına alındığı ifade edildi.

Söz konusu kararın, halkın vergileriyle yapılan ve bedeli ödendiği belirtilen kamu varlıklarının 30 yıl boyunca özel şirketlerin denetimine bırakılması anlamına geldiği öne sürüldü.

Açıklamada, “Bu yol bir ücret meselesi değil, Yarımada'nın geleceği meselesidir.” ifadeleri kullanıldı.
“Geçiş maliyetindeki her artış cebimize yansıyacak”
İzmir–Çeşme Otoyolu’nun Urla, Çeşme, Karaburun ve Seferihisar’dan İzmir’e ulaşım sağlayan çalışanlar, öğrenciler, hastalar, üreticiler ve esnaf açısından önemli olduğu belirtildi.

Açıklamada, otoyolun sürdürülebilir turizm açısından da önem taşıdığı ifade edilerek, geçiş maliyetindeki artışın önce nakliyeye, ardından mutfak giderlerine ve vatandaşların bütçesine yansıyacağı savunuldu.
Otoyol kullanımından kaçan trafiğin ise Urla, Güzelbahçe ve Yarımada’daki köy yollarına yönelebileceği ileri sürüldü.
Hükümetin projeleriyle çeliştiği savunuldu
Açıklamada, otoyol özelleştirmesinin hükümetin Yarımada’ya yönelik projeleriyle çeliştiği öne sürüldü.
Urla Gülbahçe’de, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün yanında Türkiye’nin en büyük teknoparkının inşa edildiği ve dünyanın farklı bölgelerinden firmaların buraya başvurduğu ifade edildi. Ayrıca Çeşme Turizm Projesi’nin yeniden gündeme getirildiği, 33 bin yeni yatak kapasiteli oteller, golf sahaları, opera ve kütüphane yapılmasının planlandığının belirtildiği aktarıldı.
Açıklamada, “Yarımada'ya insan, yatırım ve turist çekmek isteyen bir yönetim, oraya ulaşmanın bedelini aynı anda nasıl pahalılaştırabilir?” denildi.
“Kâr eden kamu varlıkları neden devredilir?”
Açıklamada, İzmir–Çeşme Otoyolu’nun 1992 yılındaki yapım maliyetinin 672 milyon dolar olduğu ve bu bedelin kamu tarafından ödendiği belirtildi.
Birleşik Kamu-İş’in Danıştay’a sunduğu dava dilekçesine atıfta bulunulan açıklamada, köprü ve otoyolların zarar etmediği ve borçlarının kapandığı öne sürüldü. Aynı dilekçeye göre, söz konusu yolların 2026’nın ilk yedi ayında 400 milyon dolar gelir sağladığı ve yıllık ortalama gelirin en az 700 milyon dolar olduğu ifade edildi.
Açıklamada, “Kâr eden, borcu olmayan kamu varlıkları neden 30 yıllığına devredilir?” sorusu yöneltildi.
“Geçiş ücretinin 300-400 TL’ye çıkacağını öngörüyoruz”
İzmir–Çeşme Otoyolu’nda Güzelbahçe’den Çeşme’ye otomobil geçiş ücretinin 53 TL olduğu belirtilen açıklamada, yolun özel şirkete devredilmesi halinde bu ücretin en az 300-400 TL’ye çıkmasının öngörüldüğü ifade edildi.
Bu durumun İzmir’e her gün gidip gelen çalışanlar açısından aylık binlerce liralık ek yük oluşturacağı savunuldu.
Hükümetin bugün zam kararı bulunmadığı yönündeki açıklamalarına da değinilen açıklamada, “Ancak ‘şimdilik’ sözü, 30 yıllık bir sözleşmenin güvencesi olamaz.” ifadelerine yer verildi.
Hukuki süreç başlatılıyor
Açıklamada, Anayasa’nın 47. maddesinin özelleştirmenin esaslarının kanunla düzenlenmesini öngördüğü, 23. maddesinin ise vatandaşların seyahat özgürlüğünü güvence altına aldığı belirtildi.
Yarımada’da otoyola eşdeğer, halkın rahatlıkla kullanabileceği alternatif bir devlet yolu bulunmadığı savunularak, mevcut eski yol ve köy yollarının bu trafiği taşıyamayacağı öne sürüldü.
Karar öncesinde kamuoyuyla paylaşılmış gerekçeli bir fizibilite raporunun bulunmadığı da iddia edildi. Açıklamada, özelleştirmeye karşı şimdiye kadar birçok dava açıldığı, İzmir’den yeni bir dava açılması için çalışmaların sürdüğü ve İzmir Barosu avukatlarının dava dilekçesini hazırladığı bildirildi.
Beş maddelik talep
Yarımada’daki kent konseyleri, sendika, dernek ve platformlar tarafından açıklanan talepler şöyle sıralandı:
11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın geri çekilmesi ve İzmir–Çeşme Otoyolu başta olmak üzere tüm otoyol ve köprülerin özelleştirme kapsamından çıkarılması.
Danıştay’ın, geri dönülmez kamu zararının önlenmesi amacıyla yürütmeyi durdurma kararı vermesi.
İzmir–Çeşme Otoyolu’nun kamu mülkiyetinde ve kamu işletmesinde kalması, gelirlerinin yolun bakımına ve Yarımada ulaşımına harcanması.
Urla, Çeşme, Güzelbahçe, Karaburun ve Seferihisar’ı kapsayan bütüncül bir ulaşım planının yerel yönetimler ve halkla birlikte hazırlanması.
İzmir milletvekillerinin konuyu TBMM gündemine taşıması.
Açıklamanın sonunda tüm Yarımada halkı imza kampanyasına katılmaya ve mücadeleye destek vermeye çağrıldı. Açıklamada, mücadelenin karar geri çekilene kadar sürdürüleceği belirtildi.
Açıklamaya katılan bileşenler
Açıklamada yer alan bileşenler şöyle sıralandı: Çeşme Kent Konseyi, Urla Kent Konseyi, Güzelbahçe Kent Konseyi, Karaburun Kent Konseyi, Seferihisar Kent Konseyi, Atatürkçü Düşünce Derneği Çeşme Şubesi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, SES, KESK, DİSK Emekli-Sen, Çeşme Halk Temsilcileri Meclisi, Eğitim-İş, Tüm Bel-Sen, Birleşik Kamu-İş, Ilıca Kültür Sanat Derneği, Dalyanım Derneği, Çeşme Yarımada Çevre Derneği, EGEÇEP, Çeşme Kadın Dayanışma Derneği (ÇEKADDER), Çeşme Ortak Akıl Platformu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Kültür Dayanışma Derneği, Afyonkarahisarlılar Derneği ve İzmir Yerel Tohum Derneği.






