• Derinlik ve deprem potansiyeli: Jeofizik Yüksek Mühendisi Sinancan Öziçer, fayın derinliği arttıkça daha büyük bir deprem üretme potansiyelinin de yükseldiğini belirtti. 6, 7 veya 12 kilometre derinlikte meydana gelen depremlerin geometrisini belirlemek için derin jeofizik araştırmalarının gerekli olduğunu vurguladı.

  • Alansal bazlı jeofizik araştırmaları: Noktasal değil alansal bazda yapılan derin jeofizik çalışmalar sayesinde; İzmir metropolünde, çevresinde ve İzmir Körfezi açıklarında yer altındaki fayların durumunun net bir şekilde ortaya konulabileceği ifade edildi.

İzmir fayı ve asansör bölgesindeki çöküntü

İzmir'in kendi adını taşıyan fay hattı ve bu fayın oluşturduğu jeolojik yapılar hakkında açıklamalarda bulunan Jeofizik Yüksek Mühendisi Sinancan Öziçer, detayları şu şekilde paylaştı:

  • İzmir fayının hattı: İzmir Körfezi'nin içinden gömülü olarak başlayan fayın; Balçova, Konak (Asansör bölgesi), Bornova ve Kemalpaşa'ya doğru uzanan segmentlerden oluştuğu aktarıldı.

  • Tarihi Asansör'deki fay aynası: Konak Asansör bölgesindeki belirgin yükseklik farkının bir çöküntü (fay aynası) olduğunu belirten Jeofizik Yüksek Mühendisi Sinancan Öziçer, düz bir topoğrafyaya sahip olan bölgenin 1688 ve 1700'lü yıllardaki büyük tarihi depremlerde çökerek günümüzdeki halini aldığını ifade etti.

  • Tarihsel deprem geçmişi: İzmir fayının aletsel dönemde yıkıcı bir deprem üretmediği, ancak yaklaşık 350 yıl önce meydana gelen tarihsel depremlerde ciddi can kayıplarına yol açtığı hatırlatıldı.

Depremde büyüklük ve şiddet kavramları arasındaki farklar

Halk arasında sıkça karıştırılan büyüklük (magnitüd) ve şiddet kavramlarını açıklayan Jeofizik Yüksek Mühendisi Sinancan Öziçer, iki kavram arasındaki temel farkları şöyle özetledi:

  • Büyüklük (magnitüd): Depremin açığa çıkardığı enerjinin bilimsel ölçümüdür ve ondalık sayılarla ifade edilir (örn. 6.9, 5.2, 7.4).

    Sözbilir: 'Şanlıurfa depremi sürpriz değil!!'
    Sözbilir: 'Şanlıurfa depremi sürpriz değil!!'
    İçeriği Görüntüle
  • Şiddet: Depremin yeryüzünde, binalarda ve çevre üzerinde yarattığı hasarın ve yıkımın ölçüsüdür. 1900 öncesi tarihsel dönem depremleri, aletsel ölçüm olmadığı için 1 ila 12 arasındaki tam sayılarla (şiddet skalasıyla) derecelendirilir.

  • Aynı büyüklük, farklı şiddet: Hasar ve yıkım ne kadar yüksekse şiddetin de o kadar arttığını belirten Jeofizik Yüksek Mühendisi Sinancan Öziçer, 30 Ekim İzmir depreminin büyüklüğü 6.9 iken yarattığı yıkım ve yapısal hasar nedeniyle şiddetinin 9 olarak değerlendirildiğini belirtti.

Kırılan faylar ve enerji transferi

Bir fay hattı kırıldıktan sonra aynı noktada hemen yeniden büyük bir deprem beklenmediğini ifade eden Jeofizik Yüksek Mühendisi Sinancan Öziçer, sürecin işleyişini şu şekilde aktardı:

  • Enerji transferi: Depremin bir enerji transferi süreci olduğunu vurgulayan Jeofizik Yüksek Mühendisi Sinancan Öziçer, kırılan bir fay parçasının üzerindeki enerjiyi boşalttıktan sonra stresi komşu segmentlere veya kırılmamış fay hatlarına aktardığını söyledi.

  • İstatistiksel ve periyodik öngörüler: Bilimsel, istatistiksel ve periyodik çalışmalarla fayların tekrarlanma periyotları incelenerek olası depremlerin ne zaman gerçekleşebileceğine dair öngörüler oluşturulduğu belirtildi.

Muhabir: Batuhan Vuruşkanlar