Akıllı telefonlar, tabletler ve sosyal medya, çocukların eğitimden iletişime, eğlenceden sosyalleşmeye kadar günlük yaşamının ayrılmaz bir parçası haline geldi. Ancak dijital araçların kontrolsüz kullanımı; dikkat süresi, uyku düzeni, akademik başarı ve ruh sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabiliyor.

Sıcaklarda iştahsızlık normal mi? Uzmanı açıkladı
Sıcaklarda iştahsızlık normal mi? Uzmanı açıkladı
İçeriği Görüntüle

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Sema Bayçın, ekran kullanımının tek başına bir problem olmadığını, önemli olanın çocukların teknolojiyle kurduğu ilişkinin sağlıklı sınırlar içinde şekillenmesi olduğunu vurguluyor.

Ekranlar neden çocukları bu kadar çekiyor?

1784538079 Sema Bayc N

Sosyal medya uygulamaları ve dijital platformlar, kullanıcıların mümkün olduğunca uzun süre çevrim içi kalmasını sağlayacak şekilde tasarlanıyor. Sonsuz kaydırma sistemi, otomatik oynayan videolar ve aralıksız gelen bildirimler beynin ödül mekanizmasını harekete geçirerek kişide tekrar tekrar ekrana dönme isteği oluşturabiliyor.

Gelişim çağındaki çocuklar ve ergenlerde dürtü kontrolünü sağlayan beyin bölgeleri henüz tam olarak olgunlaşmadığı için bu sistemlerin etkisi yetişkinlere kıyasla daha güçlü hissedilebiliyor.

Bu noktada ailelerin çocukları suçlamak yerine süreci doğru anlamasının önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Sema Bayçın, şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Çocuklar bilinçli olarak telefon bağımlısı olmayı seçmez. Dijital platformlar, dikkat çekmek ve kullanıcıyı içerikte tutmak üzere tasarlanmıştır. Bu nedenle ailelerin çocuklarını suçlamak yerine bu sistemi birlikte anlamaya çalışması çok daha sağlıklı bir yaklaşımdır."

Yasaklamak yerine ortak kurallar belirleyin

Uzmanlara göre telefonun tamamen yasaklanması çoğu zaman yalnızca kısa süreli sonuçlar veriyor. Özellikle ergenlik döneminde bu yaklaşım aile içindeki çatışmaları artırabiliyor. Bunun yerine evde herkes için geçerli olacak ortak dijital kurallar oluşturulması öneriliyor.

Bu kurallar arasında;

• Yemek saatlerinde telefon kullanılmaması,
• Yatmadan önce ekranların bırakılması,
• Evde ortak bir şarj alanı oluşturulması,
• Ailece telefonsuz zaman dilimleri planlanması gibi sürdürülebilir alışkanlıklar yer alıyor.

Konuyla ilgili Uzm. Dr. Bayçın şöyle konuşuyor:

"Kurallar çocuklara dayatıldığında direnç oluşabilir. Ancak çocuk karar sürecine katıldığında kuralları benimseme ihtimali belirgin şekilde artar. Bu yaklaşım aile içi iletişimi de güçlendirir."

Sadece süreye değil, içeriğe de odaklanın

Uzmanlara göre birçok ebeveyn yalnızca ekran süresini takip ediyor. Oysa asıl önemli olan, çocukların ekran başında ne yaptığı.
Çocuklara izledikleri videoları anlatmalarını istemek, birlikte içerik izlemek, sosyal medya uygulamalarının nasıl çalıştığını konuşmak ve algoritmaların neden sürekli yeni içerikler sunduğunu birlikte değerlendirmek hem dijital okuryazarlığı destekliyor hem de ebeveyn-çocuk iletişimini güçlendiriyor.

Bu konuda Uzm. Dr. Bayçın şu ifadeleri kullanıyor:
"Ebeveynin görevi sadece denetlemek değildir. Aynı zamanda çocuğun dijital dünyasını tanımak, merak etmek ve onunla konuşabilmektir. Çocuk kendini yargılanmadan ifade edebildiğinde karşılıklı güven gelişir."

Çocuklar söylenenden çok gördüğünü uyguluyor

Uzmanlar, evde sürekli telefon kullanan ebeveynlerin çocuklarından ekran kullanımını azaltmasını beklemenin gerçekçi olmadığını belirtiyor. Çünkü çocuklar davranışları gözlemleyerek öğreniyor.

Bu nedenle aile bireylerinin de kendi dijital alışkanlıklarını gözden geçirmesi gerekiyor. Yemek sırasında telefonu bırakmak, çocukla konuşurken ekrana bakmamak, birlikte kitap okumak, açık havada zaman geçirmek ve ortak oyun saatleri oluşturmak çocukların teknoloji dışındaki etkinliklere yönelmesini kolaylaştırabiliyor.

Can sıkıntısı her zaman kötü değil

Modern yaşamda çocukların boş kaldığı hemen her an ekranlarla doldurulabiliyor. Ancak Uzm. Dr. Sema Bayçın, can sıkıntısının beynin dinlenmesi ve yaratıcılığın gelişmesi açısından önemli bir süreç olduğunu belirtiyor.
Resim yapmak, hikâye üretmek, hayal kurmak, müzik dinlemek ya da hiçbir şey yapmadan vakit geçirmek çocukların problem çözme becerilerini ve duygusal gelişimlerini destekleyebiliyor.

Bu konuda ise şu değerlendirmeyi paylaşıyor:

"Her boşluğu ekranla doldurmaya çalışmak çocuğun kendi iç dünyasını keşfetmesini zorlaştırabilir. Bazen sıkılmak, üretkenliğin ve yaratıcılığın başladığı noktadır."

Amaç teknolojiyi yasaklamak değil

Uzmanlara göre teknoloji yaşamın vazgeçilmez bir parçası olmaya devam edecek. Bu nedenle çocukları dijital dünyadan tamamen uzaklaştırmaya çalışmak yerine teknolojiyle dengeli ve sağlıklı bir ilişki kurmalarını desteklemek uzun vadede daha etkili bir yöntem olarak öne çıkıyor.

Uzm. Dr. Sema Bayçın, ebeveynlere şu sözlerle sesleniyor:

"Çocuğunuzun ekran süresini azaltmaya çalışırken öncelikle onunla iletişiminizi güçlendirin. Küçük ama uygulanabilir hedefler belirleyin. Yasaklardan çok ortak kurallara odaklanın. Teknolojiyi düşman olarak görmek yerine doğru kullanım alışkanlıklarını birlikte geliştirmeye çalışın. Çocukların bugün kazanacağı dijital farkındalık, gelecekte hem ruh sağlıklarını hem de sosyal yaşamlarını koruyan önemli bir beceri olacaktır."

Kaynak: Basın Bülteni